<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Doç. Dr. Turan Uslu &#187; Romatizmal Hastalıklar</title>
	<atom:link href="http://www.turanuslu.com/category/romatizmal-hastaliklar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turanuslu.com</link>
	<description>Romatizmal hastalıklar ve tedavisi</description>
	<pubDate>Fri, 09 May 2008 04:02:12 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Romatizma Tedavisi</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/romatizma-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/romatizma-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 01:44:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doç. Dr. Turan Uslu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Romatizmal Hastalıklar]]></category>

		<category><![CDATA[Fizik Tedavi]]></category>

		<category><![CDATA[romatizma]]></category>

		<category><![CDATA[romatizma tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.romatizma.us/romatizma-tedavisi/</guid>
		<description><![CDATA[Romatizmal hastalığın tedavisi hastalığa ve hastaya göre değişir, her hastaya kişisel bir tedavi planı yapılması gerekir. Doktor tarafından önerilmeyen tedaviler yararsız ve tehlikeli olabilir, uygun tedavinin yapılması gecikebilir hatta hastalığın ilerlemesine neden olabilir.
Romatizmal hastalıklarda da en uygun tedavinin yapılabilmesi için hastalığa erken ve doğru teşhisin konulması gereklidir. Romatizmal hastalıklara erken dönemde teşhis konulması güç olabilir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Romatizmal hastalığın tedavisi hastalığa ve hastaya göre değişir, her hastaya kişisel bir tedavi planı yapılması gerekir. Doktor tarafından önerilmeyen tedaviler yararsız ve tehlikeli olabilir, uygun tedavinin yapılması gecikebilir hatta hastalığın ilerlemesine neden olabilir.<span id="more-170"></span><br />
Romatizmal hastalıklarda da en uygun tedavinin yapılabilmesi için hastalığa erken ve doğru teşhisin konulması gereklidir. Romatizmal hastalıklara erken dönemde teşhis konulması güç olabilir ve hastanın bir süre konunun uzmanı tarafından tetkik edilmesi ve izlenmesi gerekebilir. Romatizmal hastalıkların belirtileri zaman içinde değişiklik gösterebilir. Şikayetin olmadığı veya çok azaldığı dönemleri hastalığın alevlenip şikayetlerin arttığı dönemler izler.</p>
<p>Romatizmal hastalıkların bir bölümü çok uzun süre devam edebilir, bazılarının tedavisi uzun sürebilir ve zordur. Bu hastalıklara müzmin (kronik) hastalıklar denir. Bu hastalara tedavi de verilen ilaçlar ve fizik tedavilerin doktor kontrolünde sürekli alması gereklidir. Yapılan tedaviler hastalığı tamamen yok etmese dahi hastalığın ilerlemesini önleyerek günlük yaşamın ağrısız ve rahat olmasını sağlamayı amaçlamaktadır.</p>
<p>Eklemlerdeki yükü artıran fazla kiloların verilmesi, doktor tarafından önerilen egzersizlerin düzenli yapılması veya damar yapısını bozan sigara kullanımının bırakılması bazı romatizmalı hastalar için çok önemlidir.</p>
<p>Romatizmalı hastaların hastalıkları, kullandıkları ilaçlar ve ilaçların olası yan etkilerini bilmesi hasta açısından çok önemlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/romatizma-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sjögren Sendromu</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/sjogren-sendromu/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/sjogren-sendromu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 17:39:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doç. Dr. Turan Uslu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Romatizmal Hastalıklar]]></category>

		<category><![CDATA[sjögren nedir]]></category>

		<category><![CDATA[sjögren sendromu]]></category>

		<category><![CDATA[sjögren sendromu tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.romatizma.us/sjogren-sendromu/</guid>
		<description><![CDATA[Sjögren sendromu nedir?
Sjögren sendromu kuru göz ve kuru ağız bulguları ile karakterize kronik yani uzun süreli bir hastalıktır. Adını, ilk tanımlayan İsveç&#8217;li göz doktoru Henrik Sjögren&#8217;den almıştır. Sıklıkla romatoid artrit, lupus eritematozus, skleroderma ve polimiyozit gibi romatizmal hastalıklarla birlikte bulunur. Ancak hastaların yaklaşık yarısında tek başına görülür.

Sjögren sendromu nasıl gelişir?
Nedeni tam bilinmemektedir. Genetik ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sjögren sendromu nedir?</strong><br />
Sjögren sendromu kuru göz ve kuru ağız bulguları ile karakterize kronik yani uzun süreli bir hastalıktır. Adını, ilk tanımlayan İsveç&#8217;li göz doktoru Henrik Sjögren&#8217;den almıştır. Sıklıkla romatoid artrit, lupus eritematozus, skleroderma ve polimiyozit gibi romatizmal hastalıklarla birlikte bulunur. Ancak hastaların yaklaşık yarısında tek başına görülür.<br />
<span id="more-135"></span><img src="http://www.romatizma.us/wp-content/uploads/sjogrensendromu.jpg" alt="sjogrensendromu.jpg" /><br />
<strong>Sjögren sendromu nasıl gelişir?</strong><br />
Nedeni tam bilinmemektedir. Genetik ya da viral enfeksiyonların bilinmeyen mekanizmalarla Sjögren sendromuna neden olabildiğine dair bulgular vardır. Bu hastalığın esas olarak bağışıklık (immün) sistemindeki bozukluktan kaynaklandığı düşünülmektedir. Bağışıklık sistemi, hastalıklara karşı vücudun korunma mekanizmasıdır. Sjögren sendromunda bağışıklık siteminin normal kontrol mekanizmasında bir bozukluk vardır, bunun sonucu olarak aşırı miktarda beyaz kan hücreleri yapılır. Lenfosit adı verilen bu hücreler gözyaşı ve tükrük bezlerine giderek bu dokularda harabiyet yapar. Bu nedenle de hem tükrük bezlerinde hem de göz yaşı bezlerinde salgıda azalma yani kuruluk meydana gelir. Aynı zamanda bu hücreler &#8220;otoantikor&#8221; adı verilen protein yapısında maddeler salgılar ve bunlar kanda tespit edilebilir. Bu otoantikorlar bağışıklık sisteminin düzgün çalışmadığının bir göstergesidir ve tükrük ile gözyaşı bezlerinde harabiyet yapma potansiyeline sahiptir. Sjögren sendromunda eklem, akciğer, böbrek, sinir, tiroid, karaciğer ve beyin gibi diğer organlarda da tutulum görülebilir.</p>
<p><strong>Sjögren sendromu kimlerde görülür?</strong><br />
Sjögren sendromu herhangi bir yaşta görülebilirse de en fazla 45 yaşının üzerindeki kadınlarda ortaya çıkmaktadır. 20 yaş altında çok nadirdir.</p>
<p><strong>Sjögren sendromunda bulgular nelerdir?</strong><br />
Genellikle yavaş başlar. Hasta gözlerinde ve ağzında şiddetli kuruluk hisseder. Çoğunda kuru bir öksürük ve boğazda gıcık hissi de vardır. Tükrük bezlerinde şişlik, tat alma ve koklama duyusunda bozulma izlenebilir. Gözlerde kuruluğa bağlı kızarıklık, yanma, kaşıntı ve ışığa aşırı hassasiyet gelişir. Uygun tedavi edilmezse &#8220;kornea&#8221; adı verilen gözün en dışındaki saydam zarda ülserler, nadiren de körlük gelişebilir. Sjögren sendromu bulunan hastalarda burun, cilt ve kadın genital organlarında da kuruluk izlenebilir.</p>
<p>Ağız kuruluğu nedeniyle çiğneme, yutma ve konuşmada güçlük hissedilebilir. Bu nedenle hastalar bol miktarda sıvı almalıdırlar.</p>
<p>Hastalarda diş çürükleri de sık görülür. Çünkü tükrük, bakterilere karşı savaşan ve çürüklerin oluşmasını engelleyen bir sıvıdır. Sjögren sendromunda tükrük salınımı bozulduğu için çürüklerin oluşumu kolaylaşmıştır.</p>
<p>Bazen hastalarda &#8220;lenfoma&#8221; adı verilen bir çeşit lenf bezi kanseri gelişebilir. Nadir olsa da hastaların muayenesinde ve takibinde akılda tutulmalıdır.</p>
<p><strong>Sjögren sendromu tanısı nasıl konur?</strong><br />
Ağızda ve gözlerde kuruluk hisseden hastalarda bu tanıdan şüphelenilmelidir. Muayene sırasında kızarmış-kaşıntılı gözler, tükrük bezlerinde şişlik, kuru bir dil, boyundaki lenf bezlerinde genişleme gibi bulgular tespit edilebilir. Kan tetkiklerinde de otoantikorların varlığı tanıyı destekler.</p>
<p>Gözde kuruluk &#8220;Schirmer testi&#8221; ile tespit edilir. Korneanın bir göz doktoru tarafından incelenmesi de kuruluk hakkında bilgi verecektir.</p>
<p>Tükrük bezlerin düzgün çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için &#8220;sialogram&#8221; yapılabilir. Bu test tükrük bezi içine boya enjekte edildikten sonra özel filmlerin çekilmesi ile yapılır. Sjögrensendromunun kesin tanısı için dudak biopsisi, yani dudak içindeki küçük tükrük bezlerinden ufak bir parça alınıp mikroskop altında lenfositlerin varlığı açısından değerlendirilmesi gereklidir.</p>
<p>Akciğer ve böbrek fonksiyonlarının gerek direkt grafilerle gerekse de laboratuvar testleri ile takibi yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>Sjögren sendromu nasıl tedavi edilir?</strong><br />
Bu hastalığın kesin tanısı olmasa da bulgulara yönelik özel tedavilerle hastaların yakınmaları giderilebilir ve yaşam kaliteleri düzeltilebilir. Her hastada aynı bulgular olmadığından tedavi programı hekim tarafından hastanın ihtiyaçlarına göre bireysel olarak planlanmalıdır. Düzenli hekim ve diş kontrolü şarttır.</p>
<p>Gözlerdeki kuruluk için yapay göz yaşı ve göz damlaları kullanılabilir. Ağızdaki kuruluk için en etkili rahatlama yollarından biri bol sıvı alımıdır. Yine özel sakızlar (çürümeye engel olmak için şekersiz olmaları koşulu ile), diş macunları, düzenli diş fırçalama hastalara yardımcı olacaktır.</p>
<p>Ciltte kuruluk varsa hassas ciltler için önerilen nemlendiriciler kullanılabilir. Evde ve işyerinde buhar havayı nemlendiren buhar makinalarının kullanılması önerilebilir.</p>
<p>Hastalarda şişlik, katılık, kas ağrıları ve eklem inflamasyonunun engellenmesi amacıyla steroid-olmayan antiromatizmal ilaçlar kullanılabilir. Ağır hastalarda kortizon da önerilebilir ancak yan etkilerinin ciddiyeti açısından mutlaka hekim kontrolünde alınması önerilir. Hastalarda eşlik eden başka bir romatizmal hastalık varsa (romatoid artrit, lupus vb. gibi) bunun tedavisi de esasdır.</p>
<p>Yürüme, yüzme gibi hafif egzersizler kasların ve eklemlerin elastikiyetinin korunması için faydalıdır. Egzersizlerin eklem hasarını engelleyici etkisi de bulunduğundan mutlaka tedavi programında yer almalıdır. Ayrıca hastalara hastalığı ile bilgiler ve stresini azaltmaya yönelik tavsiyeler de verilmelidir.</p>
<p>Sjögren sendromu bulunan kadın hastalarda kanda bulunan belirli bir &#8220;antikor&#8221; nadiren yenidoğan çocuklarda kalp problemleri ile ilgili olabilir. Bu nedenle hamile olan ya da çocuk sahibi olmak isteyen kadın hastaların mutlaka doktorlarına bunu danışmaları gerekir.</p>
<p>Sjögren sendromu genel olarak hayatı tehdit eden bir hastalık değildir. Ancak ağız ve gözdeki kuruluk uzun sürelidir ve hayatın geri kalan kısmı boyunca devam edebilir. Yapay nemlendiricilerin kullanılması ve diş hijyenine dikkat edilmesi ile genellikle ciddi problemlerin engellenmesi mümkün olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/sjogren-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Polimiyalji Romatika ve Dev Hücreli Arterit</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/polimiyalji-romatika-ve-dev-hucreli-arterit/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/polimiyalji-romatika-ve-dev-hucreli-arterit/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 17:37:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doç. Dr. Turan Uslu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Romatizmal Hastalıklar]]></category>

		<category><![CDATA[]]></category>

		<category><![CDATA[dev hücreli arterit]]></category>

		<category><![CDATA[dev hücreli arterit tedavisi]]></category>

		<category><![CDATA[polimiyalji romatika]]></category>

		<category><![CDATA[polimiyalji romatika tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.romatizma.us/polimiyalji-romatika-ve-dev-hucreli-arterit/</guid>
		<description><![CDATA[Birbiri ile yakından ilişkili bu iki hastalığı bazı uzmanlar aynı hastalığın iki farklı görünümü olarak kabul etmektedir. Polimiyalji romatikalı hastaların % 10-15&#8242;inde dev hücreli arterit, dev hücreli arterit bulunan hastaların % 40&#8242;ında polimiyalji romatika görülür.
POLİMİYALJİ ROMATİKA
Omuz ve kalça kuşağında ağrı ve tutukluk yapan ve çoğu zaman gözden kaçan bir hastalıktır. Kadınlarda daha sık görülür. Toplumun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birbiri ile yakından ilişkili bu iki hastalığı bazı uzmanlar aynı hastalığın iki farklı görünümü olarak kabul etmektedir. Polimiyalji romatikalı hastaların % 10-15&#8242;inde dev hücreli arterit, dev hücreli arterit bulunan hastaların % 40&#8242;ında polimiyalji romatika görülür.</p>
<p>POLİMİYALJİ ROMATİKA<br />
Omuz ve kalça kuşağında ağrı ve tutukluk yapan ve çoğu zaman gözden kaçan bir hastalıktır. Kadınlarda daha sık görülür. Toplumun % 0.1-0.5 kadarında görülür. Erken dönemde romatoit artrite benzer belirtiler gösterir.<span id="more-134"></span><img src="http://www.romatizma.us/wp-content/uploads/polimiyalgia.jpg" alt="polimiyalgia.jpg" /></p>
<p>Belirtiler: Sabahları boyun, kalça ve omuzlarda ağrı ve tutukluk olur. Ağrı vücudun her iki yanında simetrik olarak hissedilir. Hareket ağrıyı artırır. Kilo kaybı, yorgunluk, isteksizlik, başağrıları ve bitkinlik olabilir. Ayrıca; hafif ateş, gece terlemesi ve ruhsal çöküntü görülebilir.</p>
<p>Teşhis: Hastanın yaşı 50 nin üzerindeyse, romatoit faktör yoksa, antinükleer antikorlar negatif çıkmışsa ve aşağıdaki belirtilerin en az üçü varsa bu hastalık akla gelmelidir:</p>
<p>* Boyun, omuz ve kalça kuşağında ağrı<br />
* Eklemlerde bir saatten uzun süren sabah tutukluğu<br />
* Saatte 40 milimetreyi geçen yüksek sedimentasyon hızı (sedimentasyon hızı hastaların yaklaşık % 13&#8242;ünde normaldir.)<br />
* Verilen tek doz prednizolona (kortikosteroit) hızlı cevap</p>
<p>Birçok hastanın sedimentasyon hızı 100 milimetreyi aşarken, hafif anemi (kansızlık) ve trombosit sayısında yükselme görülür. Polimiyalji romatikalı hastaların yaklaşık üçte birinde karaciğer fonksiyon testlerinde küçük sapmalar görülebilir.</p>
<p><strong>Tedavisi:</strong><br />
Antiromatizmal ilaçlar çoğu zaman hastalığı kontrole yetmediğinden, kortikosteroitler hemen hemen her zaman gereklidir. Tedavi genellikle bir-üç yıl sürer; ama bazen daha da uzayabilir.</p>
<p><strong>DEV HÜCRELİ ARTERİT</strong> (<strong>TEMPORAL ARTERİT</strong>)<br />
Bazı kan damarlarının iltihaplanmasıyla belirlenen bu hastalık ve polimiyalji romatika arasında tam anlaşılamamış bir bağlantı vardır. Polimiyalji romatika sırasında, öncesinde ya da sonrasında gelişebilen dev hücreli arterit, tıpkı bu hastalıkta olduğu gibi 50 yaşın üstünde, büyük ölçüde kadınları etkiler. Kadınlar arasında bu hastalık erkeklere göre üç kat fazla görülmektedir. Dev hücreli arteritin polimiyalji romatikadan en büyük farkı körlüğe yol açma riskidir. Ayrıca polimiyalji romatika düşük doz kortizona cevap verirken, dev hücreli arteritte yüksek dozlar gerekir.</p>
<p>Belirtiler :<br />
Belirtiler arasında halsizlik, şiddetli baş ağrısı, işitme zorluğu, eklem ağrısı ve saçlı deride basmakla ağrı ve hassasiyet sayılabilir. Bulanık yada çift görme ve hatta bazen görme kaybı gelişebilir. Bazı hastalarda atardamarların kalın ve hassas olmasına karşın nabız zayıftır. Dev hücreli arterit tedavi edilmezse körlüğe, felce yada kalp krizine yol açabilir.</p>
<p>Tanı :<br />
Sedimentasyon hızı, tam kan sayımı ve karaciğer fonksiyon testleri yaptırılır. Sedimentasyon normalden yüksek çıkar. Temporal arter biyopsisi gerekebilir. Bu küçük müdahalede kulağın önünde şakaktan çok küçük bir atardamar parçası alınır ve mikroskop altında incelenir. Ama bu hastalığa yakalanan kişilerden yüzde 10-20&#8217;sinin söz konusu damar bölgesinde iltihaba rastlanmamaktadır.</p>
<p><strong>Tedavisi</strong> :<br />
Standart tedavi yüksek doz kortikosteroitlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/polimiyalji-romatika-ve-dev-hucreli-arterit/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gut Hastalığı</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/gut-hastaligi/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/gut-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 17:34:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doç. Dr. Turan Uslu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Romatizmal Hastalıklar]]></category>

		<category><![CDATA[gut]]></category>

		<category><![CDATA[gut hastalığı]]></category>

		<category><![CDATA[gut hastalığı tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.romatizma.us/gut-hastaligi/</guid>
		<description><![CDATA[Gut hastalığı, daha çok 30- 45 yaş arası erkeklerde ve 55-70 yaşlarındaki kadınlarda görülen bir romatizmal hastalıktır.
Vücutta pürin adı verilen ve hücre DNA’sında kullanılan bir nükleik asit vardır. Pürin nükleik asitlerinin yıkılması sonucu kanda ürik asit oluşur. Normal sağlıklı insanlarda ne kadar ürik asit oluşursa o kadar ürik asit idrar yoluyla atılır. Böbreklerdeki bir bozukluktan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gut hastalığı</strong>, daha çok 30- 45 yaş arası erkeklerde ve 55-70 yaşlarındaki kadınlarda görülen bir romatizmal hastalıktır.<br />
Vücutta pürin adı verilen ve hücre DNA’sında kullanılan bir nükleik asit vardır. Pürin nükleik asitlerinin yıkılması sonucu kanda ürik asit oluşur. Normal sağlıklı insanlarda ne kadar ürik asit oluşursa o kadar ürik asit idrar yoluyla atılır. Böbreklerdeki bir bozukluktan yada fazla miktarda ürik asit üretilmesinden dolayı kanda ürik asit seviyesi artarsa gut hastalığı ortaya çıkar.<span id="more-133"></span><br />
<img src="http://www.romatizma.us/wp-content/uploads/gut1.jpg" alt="gut1.jpg" /><br />
Eğer bir nedenle, ürik asit atılamayıp kanda belirli bir düzeyin üstünde birikirse, çözünmüş durumdan katı hale geçebilir, diğer bir değişle kristalleşebilir. Kristal halinde olan bu molekül bir süre sonura eklem, deri altı, böbrek gibi dokularda birikip bu dokuların yapısında değişikliklere sebep olarak fonksiyonlarını bozabilir.<br />
Kandaki aşırı ürik asit doygunluğu sonucu, doku aralıklarından geçerek eklem içi ve çevresi yapılarda biriken ürik asit burada hızla gelişen iltihaba sebep olarak eklemde sıvı artışına, kızarıklığa, hareket kısıtlılığına ve ağrılara yol açar. En tipik olarak ayak baş parmağı, ayak bileği ve diz eklemleri tutulur. Eklem ağrısı genellikle ağır bir yemekten sonra ortaya çıkar ve çok şiddetlidir. Öyle ki hasta etkilenmiş bölgeyi yorgana bile değdiremez. Akut gut bir gün içinde düzelir. Ancak, tedavi edilmezse ağrılı nöbetlerin arası gittikçe azalır, ve hasta daha sık olarak gut nöbeti geçirmeye başlar.</p>
<p>Böbreklerde ise, özellikle ürik asit düzeyinin çok yüksek olduğu (erkeklerde:13 mg/dl, kadınlarda: 10mg/dl) durumlarda, süzme kanalları içinde taş oluşumu görülebilir.</p>
<p>Genel olarak, böbrekteki taş oluşumlarının % 5-10 kadarından ürik asit çökelmesi sorumludur. Sıcak ve kuru iklimlerde yaşayanlarda böbrekten atılan su miktarı ve idrarın asit oranı yüksek olduğundan ürik aside bağlı böbrek taşı daha sık ortaya çıkmaktadır. Her ürik asidi yüksek olanda gut hastalığı ortaya çıkmaz. Yapılan araştırmalara göre, yüksek ürik asidi olanların üçte birinde belirtiler ortaya çıkıar. Klinik bir belirti olmadan, yalnızca ürik asit seviyesinin yüksek olmasına hiperürisemi; eğer, bu yükseklik sonucu yukarıda tanımlanan belirtiler ortaya çıkmış ise diğer bir değişle hastalık oluşmuşsa, bu duruma gut deniliyor.</p>
<p>Ürik asit, iki ana sebeple kanda yüksek olabilir; ya vücutta fazla üretilir ya da böbrek üretileni dışarıya atmayıp kanda biriktirir. Ürik asidin kandaki normal en yüksek düzeyi 7,0 mg/dl dolayındadır. Gut hastalığında ise en yaygın olarak görülen düzey 7,0 - 9,0mg/dl arasındadır.</p>
<p>Hastaların % 80 - 90’ında dışarıdan yiyecekler yolu ile pürinin aşırı alınıp oluşan ürik asidin böbreklerin yeterince süzememesi sonucunda kanda birikmesi ana sebeptir. %10 - 20’ sinde de vücudun bir çok değişik sebeple, ürik asidi kendi kendine fazla oranda oluşturması söz konusudur.</p>
<p>Bazı ilaçlar (aspirin, diüretikler) toksik maddeler (alkol ve kurşun zehirlenmesi) tiroid bezinin az çalışması (hipotiroid), gebelik toksemisi, hipertansiyon, aşırı kilo (obezite), kronik böbrek yetmezliği, açlık, ürik asidin atılmasını engelleyerek kan seviyesinin yükselmesine sebep olan faktörlerdir.</p>
<p>Böbreğin işleyişi tamamen normal olsa da, ürik asidin vücutta aşırı üretimi sonucu hiperürisemi gelişip bir süre sonra guta dönüşebilir. Çok ender olarak doğuştan gelen enzim eksikliğine bağlı sebepler söz konusu olduğunda daha küçük yaşlarda hastalık ortaya çıkabilir. Kemik iliğinde yada lenf bezlerinden gelişen kanserlerde, bazı kan hastalıklarında, vitamin B_12 eksikliğinde, sedef hastalığında böbreğin durumundan bağımsız olarak ürik asit fazlalığı ortaya çıkabilir ve gut hastalığına yol açabilir.</p>
<p>Genel olarak guta sebep olan etkenin ürik asit düzeyinin yüksek olması gösterilir. Ancak çok nadir de olsa ürik asit seviyesi normal olduğu halde gut ortaya çıkabilir. Gut nöbeti tedavi edilemez ise, bir yıl içerisinde %60 ihtimalle yeniden ortaya çıkar. Tedavi edilmedikçe ataklar arası süre kısalır ve zamanla, yıllar içinde deri altında tofüs adı verilen birikintiler oluşur. Tofüsler; kulak kepçesinde ve ekstremitelerin ekstansör yüzeylerinde görülür. Tedavi edilmeyen gut böbreklerde taş oluşturur ve kronik böbrek yetmezliğine dönüşebilir.</p>
<p><strong>Gut Hastalığı tedavisi</strong>:<br />
Tedavide öncelikle kanda ürik asit seviyesinin yükselmesine sebep olan faktörlerin tespit edilmesi ve bunların tedavisi gerekir. Hastanın zayıflatılması, ürik asit yüksekliğine sebep olan ilaçların (aspirin, diüretik) dozunun ayarlanması, hiperglisemi (şeker hastalığı) varsa tedavisi genel sağlık açısından da gereklidir.</p>
<p>Akut gut atağının tedavisinde kolşisin ve indometazin önemli ilaçlardır. Kolşisin dozu günde 7 mg geçmemelidir. İlk 24 saatten sonra doz 2-3 tablete düşürülür. Ağrılı dönem geçtikten sonra 6-12 ay kadar günde1 tablet kolşisin kullanılır.</p>
<p>Ayrıca sakatat, kırmızı et, sardunya, hindi, hamsi, somon balığı, ıspanak, fındık, fıstık kısıtlanması gereken gıda maddeleridir. Alkol kullanımı yasaklanmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/gut-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Reaktif Artritler</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/reaktif-artritler/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/reaktif-artritler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 17:32:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doç. Dr. Turan Uslu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Romatizmal Hastalıklar]]></category>

		<category><![CDATA[artrit]]></category>

		<category><![CDATA[artrit tedavisi]]></category>

		<category><![CDATA[eklem iltihabı]]></category>

		<category><![CDATA[eklem iltihabı tedavisi]]></category>

		<category><![CDATA[reaktif artrit tedavisi]]></category>

		<category><![CDATA[reaktif artritler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.romatizma.us/reaktif-artritler/</guid>
		<description><![CDATA[Tanım ve klinik bulgular
Reaktif artrit bir enfeksiyonu takiben genellikle 1-4 hafta sonra ortaya çıkan akut eklem enflamasyonudur (yangılanma). Reaktif artritte eklemde mikrobik etken bulunmaz. Reaktif artrit oluş mekanizması kesin olarak bilinmemekle beraberbağışıklık sistemindeki bir sapmanın hastalığın gelişiminde rolü olduğu sanılmaktadır.
Eklem iltihabı (artrit) : Akut, asimetrik, enflamatuar oligoartrit şeklindedir. Genellikle 3 eklem tutulumu vardır. Başlangıçta alt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tanım ve klinik bulgular</strong><br />
Reaktif artrit bir enfeksiyonu takiben genellikle 1-4 hafta sonra ortaya çıkan akut eklem enflamasyonudur (yangılanma). Reaktif artritte eklemde mikrobik etken bulunmaz. Reaktif artrit oluş mekanizması kesin olarak bilinmemekle beraberbağışıklık sistemindeki bir sapmanın hastalığın gelişiminde rolü olduğu sanılmaktadır.<span id="more-132"></span></p>
<p><strong>Eklem iltihabı </strong>(artrit) : Akut, asimetrik, enflamatuar oligoartrit şeklindedir. Genellikle 3 eklem tutulumu vardır. Başlangıçta alt taraf eklemleri tutulurken (en sık diz ikinci sıklıkta ayak bileği), üst taraf ve omurga tutulumu daha sonra tabloya eklenir. Bel ve sırt ağrısı olur. Parmakların tutulumu olabilir ve sosis parmağı gelişebilir. Ankilozan spondilitten farklı olarak tek taraflı sakroileit görülebilir. Tendonların, ligamentlerin kemiğe yapışma yerlerinde inflamasyon gelişmesi (entesopati) bir diğer bulgudur. Artrit genellikle 3-5 ay sürer. Hastaların % 80&#8242;i bir yıl içinde düzelir. Ancak bazen 5 yıl içinde tekrarlamalar görülebilir .</p>
<p>Eklemdışı bulgular : Üretral akıntı, circinate balanitis, ağız içi yaralar, keratoderma gibi deri ve mukoza belirtileri görülür. Yersinia etken ise eritema nodozum, kardiak tutulum, göz inflamasyonu (konjoktivit, üveit), servisit veya üretrit görülebilecek belli başlı eklem dışı bulgulardır. Hastalığın görünümüne; hafif ateş, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, sabah tutukluğu eşlik edebilir.</p>
<p>Reaktif artritte, klinik seyir ve prognoz değişkendir. Kendini sınırlayan bir oligoartritten, nadirde olsa ölümle sonuçlanmaya kadar gidebilen bir hastlıkoluşma biçimi gösterir. Reaktif artritli hastalar tedavi edilirken kısa sürede cevap beklenmemelidir. Düzelme genelliikle 2-3 aydan önce olmaz. Reaktif artritte on yıla kadar varan süre içinde tekrarlar görülebilir. Tekrarların görülme sıklığı % 15-60 arasında değişmektedir. Ürogenital sistem enfeksiyonu sonrası gelişen reaktif artitlerde nüks oranı daha yüksektir.</p>
<p>Komplikasyon olarak ankilozan spondilit gelişebilir. İlerleyici iridosiklit sonucu göz içi kanama, optik nöropati, aort yetmezliği, periferik nöropati ve amiloidozis görülebilir. Keratodermili hastalar nadiren fatal seyir olabilir.</p>
<p><strong>Sebepleri nelerdir ?</strong><br />
Bir çok mikroorganizma reaktif artrite sebep olabilmekte ve listeye zamanla yenileri eklenmektedir. Özellikle barsak ve üriner-cinsel organ enfeksiyonlarında rol oynayan mikroorganizmalar reaktif artrite yol açmaktadır. Hastaların dörtte birinde olayı tetikleyen mikroorganizma bilinmemektedir.</p>
<p><strong>Kimlerde görülür ?</strong><br />
Reaktif artrit en sık olarak 30 lu yaşlarda görülür ve erkeklerde görülme sıklığı kadınlara göre 5-10 kat fazladır. Erkeklerde özellikle cinsel yolla bulaşan hastalık sonrası gelişme daha sıktır.</p>
<p>Hastalığa sebep olan mikroorganizmanın türü de ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir. Örneğin; Kuzey Avrupa ülkelerinde Yersinia türleri etken olarak önemli iken İngiltere ve Amerika&#8217;da nadiren reaktif artritten sorumlu olmaktadır.</p>
<p><strong>Teşhis</strong><br />
Özel bir teşhis bulgusu olmayıp hafif bir sedimantasyon artışı, erken dönemde CRP artışı vardır, anemi görülebilir. Eklem sıvısında hastalığın oluşumunda rol oynayan etkene ait antijenler tespit edilebilir. Bazı hastalarda geçirilmiş enfeksiyona ait laboratuar sonuçları saptanabilir. Ig A artışı olabilir. Cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon sonrası yada dizanteri sonrası görülen reaktif artritlerin % 60-90&#8242;ında HLA-B27 pozitifliği mevcuttur. HLA-B27 pozitifliği tanıyı destekleyen bir bulgudur. Romatoid faktör (RF) ve ANA negatiftir, C3, C4 seviyesi yükselir. Radyolojik olarak asimetrik, sakroileit ve vertebralarda atlayıcı sindesmofitler görülebilir.</p>
<p>Enfeksiyöz artrit ve rektif artrit tanımını yapmak önemlidir. Akut romatizmal ateş ile karışabilir. Sedef artriti ayırıcı tanıda düşünülecek bir diğer hastalıktır.</p>
<p><strong>Tedavisi</strong><br />
Reaktif artritin tedavisinde,</p>
<p>* Tutulan eklemin korunması (aşırı kullanımdan kaçınma),<br />
* Fonksiyonunun sağlanması (kas atrofisini önlemek için izometrik egzersizler)<br />
* Enflamasyonun baskılanması (antiromatizmal-antienflamatuvar ilaçlar) gerekir.</p>
<p>Belirtiler şiddetli ve antiromatizmal ilaçlara cevap alınamıyorsa eklem içi kortizon enjeksiyonları kullanılabilir. Aspirin tedavisi genellikle yüksek dozlarda bile iyi sonuç vermez. Örneğin akut romatizmal ateşte aspirin tedavisi başarıyla kullanılabilirken post-streptokoksik reaktif artritte aspirin tedavisi ile başarısızlık söz konusudur. Eklem dışı bulguların görüldüğü ağır seyirli aktif reaktif artrit hastlarında immünosüpresif ilaçlar (metotreksat, azotiyopirin, sulfasalazin) kullanılabilir . Metotreksat özellikle deri ve mukoza tutulumlu hastalarda fayda sağlar. Haftada 7.5-15 mg dozunda kullanılır. Ancak HIV enfeksiyonu varlığında kullanılmaz. Azotiyopirin günde 1-2 mg/kg olarak kullanılır. Etkisi 4-8 hafta sonra ortaya çıkar.</p>
<p>Antibiyotiklerin tedavideki yeri henüz açıklığa kavuşmamıştır. Antibiyotik tedavisinin doksisiklin, florokinolon ve TMP-SMZ faydası postveneral artritte tekrarların azalması şeklinde gösterilmiştir. Sonuç alınabilmesi doksisiklinin uzun süre kullanımı ile mümkün olabilmektedir .</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/reaktif-artritler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Akut Eklem Romatizması</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/akut-eklem-romatizmasi/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/akut-eklem-romatizmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 17:30:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doç. Dr. Turan Uslu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Romatizmal Hastalıklar]]></category>

		<category><![CDATA[aer]]></category>

		<category><![CDATA[akut eklem romatizması]]></category>

		<category><![CDATA[akut eklem romatizması tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.romatizma.us/akut-eklem-romatizmasi/</guid>
		<description><![CDATA[Akut eklem romatizması (AER); kalbi, eklemleri, sinir sistemini ve deriyi etkileyen romatizmal bir hastalıktır. AER her yaşta görülmekle birlikte daha sık 5-15 yaşları arasında görülür.
AER’da hastalık belirtileri streptokoksik boğaz enfeksiyonlarından 2-4 hafta sonra görülür. Streptokoksik boğaz enfeksiyonlarının çok azından sonra AER belirtileri ortaya çıkar.

AER da belirtiler nelerdir ?

Eklem şişliği ve ağrısı (ayak bilekleri, dirsekler, dizler, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Akut eklem romatizması</strong> (<strong>AER</strong>); kalbi, eklemleri, sinir sistemini ve deriyi etkileyen romatizmal bir hastalıktır. AER her yaşta görülmekle birlikte daha sık 5-15 yaşları arasında görülür.<br />
AER’da hastalık belirtileri streptokoksik boğaz enfeksiyonlarından 2-4 hafta sonra görülür. Streptokoksik boğaz enfeksiyonlarının çok azından sonra AER belirtileri ortaya çıkar.<br />
<span id="more-131"></span><br />
<strong>AER da belirtiler nelerdir ?</strong></p>
<ul>
<li>Eklem şişliği ve ağrısı (ayak bilekleri, dirsekler, dizler, bilekler)</li>
<li>Göğüs ağrısı ve solunum sıkıntısı</li>
<li>Yorgunluk</li>
<li>Kardit</li>
<li>Yüz ve ellerde istemsiz hareketler (kore), hastaların %1 inde görülür.</li>
<li>Deri döküntüleri (nadiren)</li>
<li>Deri altı nodülleri (nadiren)</li>
</ul>
<p><strong>Sebepleri nelerdir ?</strong><br />
AER nın gerçek sebebi tam olarak bilinmemektedir. Streptokokal boğaz enfeksiyonu geçirenlerin sadece bir kısmında AER görülmektedir. Yine bu hastaların bir kısmında eklem tutulumu, bir kısmında da kalp tutulumu ön planda olmaktadır.</p>
<p>Hastalığın sebebi muhtemelen bağışıklık sisteminin bakteri ürünleri ile kalp kapakçıkları ve kalp kası ve eklemler arasındaki farkı ayırt edememesidir.</p>
<p><strong>AER nın komplikasyonları nelerdir ?</strong><br />
Kardit : AER nın en önemli komplikasyonu kalp kapaklarındaki hasardır. AER nın %40-60 kadarında kalp kası ve kapakçıklarında tutulma olur. Kalp kasında tutulma genellikle iyileşir. Kalp kapakçıklarında 10-30 yıl içinde ciddi hasarlanmalar olabilir, bu hastaların bir kısmında kapak ameliyatları gündeme gelebilir. AER atağı ne kadar sık tekrarlıyorsa kapakçık harabiyeti o kadar şiddetlidir.</p>
<p>Eklemlerde artrit : Akut eklem romatizmasındaki artrit tüm eklemleri tutabilir, gezici karakterdedir ve genellikle tam olarak iyileşir.</p>
<p>Korea : AER nın beyinde bazal gangliyonları tutması sonucu görülür. Yüz, dil, el ve ayaklarda istemsiz hareketler olur. Bu hastalığa Sydenham koresi adı da verilir. Hastaların çok azında görülür. Kore görülen hastalarda kalp tutulumu yoktur. Kore geçiren çocuklar birden kabiliyetsiz, beceriksiz bir görünüm kazanırlar, elerindekini düşürmeye başlarlar. Dil ve yüzdeki gayri iradı hareketlerden dolayı aileler endişe ederler. Bu hastalık haftalar ve aylar içinde düzelir. Hastalık daha çok kızlarda görülür.</p>
<p><strong>Akut Eklem Romatizması Tedavisi</strong><br />
Streptokoklara yönelik antibiyotik tedavisi yapılır.  Antibiyotik tedavisinin amacı enfeksiyon etkenini uzaklaştırarak tekrarları önlemektir.</p>
<p>Kalp ve eklemlerdeki iltihabın tedavisi için yüksek doz aspirin ve nonsteroidal antienflamatuar ilaçlar kullanılır. Buna rağmen iyileşmeyen hastalarda kortikosteroidler kullanılabilir.</p>
<p>Hastalara iltihap belirtileri ortadan kaldırılıncaya kadar ve kalp yetmezliği kontrol altına alınıncaya kadar yatak istirahati önerilir. Sydenham koresi tedavisinde nöroleptik ilaçlardan faydalanılır.</p>
<p><strong>Korunma</strong><br />
AER romatizması tedavi edildikten sonra hastanın tekrarlayan ataklardan korunması önemlidir. Bunun için hastaya depo penisilin verilir. Penisiline allerjisi olanlarda eritromisin veya sülfadiazin kullanılır. Kardit yoksa 18 yaşına kadar penisilin profilaksisine devam edilir.</p>
<p>Ayrıca cerrahi müdahale, doğum, diş çekimi gibi enfeksiyon riskinin arttığı durumlarda kısa süreli antibiotik kullanılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/akut-eklem-romatizmasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ailesel Akdeniz Ateşi</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/ailesel-akdeniz-atesi/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/ailesel-akdeniz-atesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 17:28:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doç. Dr. Turan Uslu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Romatizmal Hastalıklar]]></category>

		<category><![CDATA[aaa]]></category>

		<category><![CDATA[ailesel akdeniz ateşi]]></category>

		<category><![CDATA[ailesel akdeniz ateşi tedavisi]]></category>

		<category><![CDATA[familial mediterenian fever]]></category>

		<category><![CDATA[fmf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.romatizma.us/ailesel-akdeniz-atesi/</guid>
		<description><![CDATA[AAA (ailesel akdeniz ateşi, familial mediterenian fever, FMF) genellikle Akdeniz ülkeleri halklarında (daha çok Türk, Arap, İsrailli ve Ermenilerde) görülen, otozomal resesif geçişli genetik (kalıtımsal) bir hastalıktır. Birbirinden bağımsız iki ayrı klinik tablosu vardır.
1- Ani başlayan ve kısa süreli karın, göğüs veya eklemlerde ağrı ile birlikte ateş olması.
2- Genç yaşta bile böbrek yetmezliğine neden olabilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AAA</strong> (<strong>ailesel akdeniz ateşi</strong>, <strong>familial mediterenian fever</strong>, <strong>FMF</strong>) genellikle Akdeniz ülkeleri halklarında (daha çok Türk, Arap, İsrailli ve Ermenilerde) görülen, otozomal resesif geçişli genetik (kalıtımsal) bir hastalıktır. Birbirinden bağımsız iki ayrı klinik tablosu vardır.<span id="more-130"></span><br />
1- Ani başlayan ve kısa süreli karın, göğüs veya eklemlerde ağrı ile birlikte ateş olması.</p>
<p>2- Genç yaşta bile böbrek yetmezliğine neden olabilen böbrek amiloidozu. (böbrekte amiloid birikmesine bağlı yetmezlik). Belirtiler genç yaşta ortaya çıkar, hastalığın başlangıcı; hastaların yarısında 10 yaşından öncedir.</p>
<p>AAA tanısı klinik bulgular, ailede bu hastalığın varlığının bilinmesi, muayene ve (özellikle atak esnasında yapılan) laboratuvar incelemeleri ile konur. Kesin bir sonuç vermese de bazı vakalarda genetik araştırma işe yarayabilir ve tanı koymada faydalı olabilir.</p>
<p>Amiloidoz daha çok hiç tedavi görmemiş AAA hastalarında görülür. Bu durum idrarda protein çıkışının basit bir idrar tahliliyle saptanmasıyla hastalığın erken dönemlerinde teşhis edilir.</p>
<p>Bu hastalığın tedavisinde kolşisin kullanılır. Bu ilacın dozu günde 1-2mg dır ve sürekli kullanılmalıdır. İlaç AAA için tartışmasız yararlıdır; (sürekli kullanımı halinde) hastaların çoğunda atak oluşmasını, hemen, hemen tüm hastalarda da amiloidozun başlamasını önler. Ne var ki böbrek şikayeti olmayan hastalarda ve kolşisin kullanmaya başlamadan önce amiloidoz gelişmiş olan AAA li hastalarda da amiloidoza rastlanılmaktadır.</p>
<p>Kolşisin&#8217;in atakları ve amiloidoz oluşumunu nasıl önlediği bilinmemektedir. Fakat şu gerçek bilinmektedir ki; kolşisin kullanmasına rağmen sık atak geçiren fakat amiloidozun duraklatıldığı hastalarda, ilacın FMF ataklarını önlemedeki etkisi ile amiloid (amiloidozda anormal olarak böbrekte biriken bir madde) yapımını durdurucu etkisi arasında hiçbir ilişki bulunmamaktadır.</p>
<p>Kolşisin tedavisi AAA hastaları için en güvenli ve uygun seçenektir.</p>
<p>Sebebi yapılan araştırmalara rağmen bulunamamış kısırlık, AAA li kişilerde normal kişilere göre daha fazladır. Amiloidozu olan AAA hastalarına gebe kalmamaları önerilir. İlacı kullanan hastaların çocuklarında kolşisinin herhangi bir teratojenik etkisine rastlanmamasına rağmen, tüm AAA li gebelerde (bebekte ilaçtan dolayı gelişebilecek herhangi bir sakatlığın vs tesbiti için) amniosentez yapılır. Ayrıca bebekte kromozom anomalisi olup olmadığının araştırılması için genetik analiz yapılmalıdır. Bu tetkik anne karnındaki bebekten amnion sıvısı alınarak yapılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/ailesel-akdeniz-atesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Reynaud Hastalığı (Reynaud Fenomeni)</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/reynaud-hastaligi-reynaud-fenomeni/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/reynaud-hastaligi-reynaud-fenomeni/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 17:26:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doç. Dr. Turan Uslu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Romatizmal Hastalıklar]]></category>

		<category><![CDATA[Reynaud]]></category>

		<category><![CDATA[Reynaud fenomeni]]></category>

		<category><![CDATA[Reynaud hastalığı]]></category>

		<category><![CDATA[Reynaud hastalığı tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.romatizma.us/reynaud-hastaligi-reynaud-fenomeni/</guid>
		<description><![CDATA[Reynaud hastalığı yada reynaud fenomeni el ve ayak parmaklarına giden kan akımında bir bozulma sonucu el ve ayak uçlarında ağrı, solukluk ve morarma ile seyreden bir hastalıktır. Genellikle soğuk veya stres sonucu tekrarlayan ataklar halinde seyreder. Skleroderma, lupus, polimiyozit, miks bağ dokusu hastalığı, romatoid artrit, trombosit fazlalığı gibi hastalıklarla birlikte görülür. Tek başına da görülebilir.
Belirtileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Reynaud hastalığı yada reynaud fenomeni el ve ayak parmaklarına giden kan akımında bir bozulma sonucu el ve ayak uçlarında ağrı, solukluk ve morarma ile seyreden bir hastalıktır. Genellikle soğuk veya stres sonucu tekrarlayan ataklar halinde seyreder. Skleroderma, lupus, polimiyozit, miks bağ dokusu hastalığı, romatoid artrit, trombosit fazlalığı gibi hastalıklarla birlikte görülür. Tek başına da görülebilir.<span id="more-129"></span><img src="http://www.romatizma.us/wp-content/uploads/reynoud-hastaligi.jpg" alt="reynoud-hastaligi.jpg" /></p>
<p><strong>Belirtileri nelerdir?</strong><br />
Reynaud fenomeni nöbetler halinde seyreder. Soğuk ve stres nöbetleri başlatan en önemli faktörlerdir. El ve ayak parmaklarında görülür. Parmak eklemleri önce soluklaşır, daha sonra morarır ve sonra tekrar normal rengine döner. Parmaklarda şiddetli ağrı ve üşüme vardır. Ağrı ve üşüme dakikalar ve saatler içinde geçer. Bazı romatizmal hastalıkların seyri esnasında daha sık görülür. Ancak hastalığın önemli bir kısmında hiçbir sebep bulunamaz. Nadirde olsa bazen ellerde yaralar açılabilir.<br />
<img src="http://www.romatizma.us/wp-content/uploads/reynuadfenomeni.gif" alt="reynuadfenomeni.gif" /><img src="http://www.romatizma.us/wp-content/uploads/reynoud.jpg" alt="reynoud.jpg" /><br />
<strong>Nasıl teşhis edilir?</strong><br />
Reynaud hastalığının teşhisi genellikle hastanın ifadesine göre konulur. Nöbeti görmek için hastanın elleri buzdolabının buzluk kısmına konulabilir. Mikroskopla tırnak kan damarları incelenebilir. Ayrıca eşlik edebilecek romatizmal bir hastalık araştırılabilir.</p>
<p><strong>Tedavisi nasıl yapılır?</strong><br />
Kalsiyum kanal blokerleri adı verilen ilaçlar kullanılır. Ayrıca el ve ayağın soğuktan korunması gerekir. Stres önleyici ilaçlar kullanılır. Aspirin benzeri ilaçlar dolaşımı düzenlemek için verilebilir. Bazı hastalıklarda konstrat banyoların uygulanması soğuk- sıcak hassasiyetini azaltabilir. Biofeedback denenebilir. İnatçı vakalarda sempatektomi adı verilen cerrahi müdahale yapılabilir.</p>
<p><strong>Hastalar nelere dikkat etmelidir?</strong></p>
<ul>
<li>Soğuktan korunmalıdır; eldiven, kalın çorap, başın örtülmesi</li>
<li>Kıyafetlerin soğuğu geçirmesini engelleyen yün elbiseler giyilmeli</li>
<li>Isıtılmış odalar, banyolar ve otomobil kullanılmalı</li>
<li>Sıcak suyla banyo yapılmalı</li>
<li>Klimalı ortamlardan kaçınılmalı (yazları)</li>
<li>Stresten uzak durulmalı</li>
<li>Buzdolabından bir şey alırken eldiven kullanılmalı</li>
<li>Sigarayı kesinlikle bırakılmalı</li>
<li>Cilt ve tırnak bakımına özen gösterilmeli</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/reynaud-hastaligi-reynaud-fenomeni/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sedef Artriti (Psoriyatik Artrit)</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/sedef-artriti-psoriyatik-artrit/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/sedef-artriti-psoriyatik-artrit/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 17:22:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doç. Dr. Turan Uslu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Romatizmal Hastalıklar]]></category>

		<category><![CDATA[Psoriyatik Artrit]]></category>

		<category><![CDATA[Psoriyatik Artrit tedavisi]]></category>

		<category><![CDATA[sedef]]></category>

		<category><![CDATA[Sedef Artriti]]></category>

		<category><![CDATA[Sedef Artriti tedavisi]]></category>

		<category><![CDATA[sedef hastalığı]]></category>

		<category><![CDATA[sedef hastalığı nedir]]></category>

		<category><![CDATA[sedef hastalığı tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.romatizma.us/sedef-artriti-psoriyatik-artrit/</guid>
		<description><![CDATA[Tıp dilinde psoriyazis denen sedef hastalarında görülen bir romatizmal hastalıktır. Deride şişme, kızarma ve özellikle travmaya maruz kalan bölgelerde ve saçlı deride pullanmayla kendini gösteren bu hastalıkta, muhtemelen her on hastanın birinde sedef romatizması görülür. Bazen sedef hastalığı olmadan da görülür. Sedef artriti eklemlerin ağrımasına ve şişliklerine sebep olur. Elin uç eklemleri, el bileği ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tıp dilinde psoriyazis denen sedef hastalarında görülen bir romatizmal hastalıktır. Deride şişme, kızarma ve özellikle travmaya maruz kalan bölgelerde ve saçlı deride pullanmayla kendini gösteren bu hastalıkta, muhtemelen her on hastanın birinde sedef romatizması görülür. Bazen sedef hastalığı olmadan da görülür. Sedef artriti eklemlerin ağrımasına ve şişliklerine sebep olur. Elin uç eklemleri, el bileği ve parmak eklemleri, omurga ve pelvik eklemler en sık tuttuğu eklemlerdir.<span id="more-128"></span> <img src="http://www.romatizma.us/wp-content/uploads/sedef-hastaligi.jpg" alt="sedef-hastaligi.jpg" /></p>
<p>Tedavisi için antiromatizmal ilaçlar ve bazen başka ilaçlar kullanılır, hareket açıklığını koruyan egzersizler yapılır. Sedef artritinde genellikle vücudun her iki yanındaki aynı bölgeler etkilenmez. Ciddi vakalarda el ve ayak parmakları sosise benzer biçimde şişebilir. Yapılan incelemelerde romatoit faktörün negatif, sedimentasyon hızının yüksek olduğu görülür; ürik asit seviyesi yüksek çıkabilir. Röntgen filmleri hekimin eklem ya da kemik hasarı olan bölgeleri görmesini sağladığından yararlıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/sedef-artriti-psoriyatik-artrit/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Reiter Sendromu</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/reiter-sendromu/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/reiter-sendromu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 17:20:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doç. Dr. Turan Uslu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Romatizmal Hastalıklar]]></category>

		<category><![CDATA[cinsel yolla bulaşan hastalıklar]]></category>

		<category><![CDATA[idrar yolu iltihabı]]></category>

		<category><![CDATA[reaktif artrit]]></category>

		<category><![CDATA[reiter sendromu]]></category>

		<category><![CDATA[reiter sendromu tedavisi]]></category>

		<category><![CDATA[üretrit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.romatizma.us/reiter-sendromu/</guid>
		<description><![CDATA[Genellikle erkeklerde görülen bu romatizmal hastalık; cinsel yolla bulaşan üretrit (idrar yolu iltihabı) gibi bazı hastalıklara yada şiddetli ishale yol açan dizanteri gibi bir mide-bağırsak enfeksiyonlarına tepki olarak gelişir. Buna reaktif artrit de denir. Çünkü eklemler vücutta iltihaplanmayı başlatan enfeksiyona karşı tepki gösterirler.
Belirtiler genellikle evlilik dışı cinsel ilişkiden sonra başlayan idrar ya da üreme yolu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle erkeklerde görülen bu romatizmal hastalık; cinsel yolla bulaşan üretrit (idrar yolu iltihabı) gibi bazı hastalıklara yada şiddetli ishale yol açan dizanteri gibi bir mide-bağırsak enfeksiyonlarına tepki olarak gelişir. Buna reaktif artrit de denir. Çünkü eklemler vücutta iltihaplanmayı başlatan enfeksiyona karşı tepki gösterirler.<span id="more-127"></span><img src="http://www.romatizma.us/wp-content/uploads/reiter-sendromu.jpg" alt="reiter-sendromu.jpg" /><br />
Belirtiler genellikle evlilik dışı cinsel ilişkiden sonra başlayan idrar ya da üreme yolu enfeksiyonlarından yada mide-bağırsak sorunlarından bir-dört hafta sonra ortaya çıkar. Diz, bilek yada ayaklardan biri ağrır yada şişer. Ateş ve kilo kaybına sık rastlanır. Kaburgalarda, sırtta, belde, topukta ve aşil tendonunda (topuk arkasındaki kalın kiriş) ağrı duyulabilir. Ayrıca gözlerde şişme ve kızarma, döküntü ve idrar yolu iltihabı gibi belirtiler sayılabilir. Bu hastalarda deri ve mukozaları tutan lezyonlar vardır. Ayak tabanında pullanmalar, hiperkeratoz, deride ağrılı nodüller, penis ve testislerde ülserasyonlar, ağızda aftlar sık görülür.<br />
Tedavisinde antiromatizmal ilaçlar, steroidler, tetrasiklin grubu antibiyotikler, methotreksat, süfasalazin kullanılır. Tedavisi zor bir hastalıktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/06/reiter-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
