<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Doç. Dr. Turan Uslu</title>
	<atom:link href="http://www.turanuslu.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turanuslu.com</link>
	<description>Romatizmal hastalıklar ve tedavisi</description>
	<pubDate>Fri, 15 Aug 2008 00:42:23 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Uzun Yolculuklarda Egzersizler</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/08/15/uzun-yolculuklarda-egzersizler/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/08/15/uzun-yolculuklarda-egzersizler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2008 00:41:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kinezyoterapi (Egzersiz Tedavisi)]]></category>

		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>

		<category><![CDATA[egzersiz yapma]]></category>

		<category><![CDATA[yol egzersizleri]]></category>

		<category><![CDATA[yolculukta egzersiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/?p=220</guid>
		<description><![CDATA[Yolculuğun her türlüsü vücut sistemlerde oldukça etkili olup, kaslar ve eklemlerdeki hareketsizlik ve blokaj sebebiyle tüm vücut olumsuz yönde etkilenmektedir. Bu etkilenme çok uzun süreli yolculuklarda daha da artmaktadır.
Örneğin kıtalar arası uçak yolculukları bu konuda çok rahatsızlık veren durumlardır. Şimdi size bu uzun yolculuk sırasında canlı kalabilmek, kas ve eklemlerdeki blokaj ve yorulmayı giderebilmek için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yolculuğun her türlüsü vücut sistemlerde oldukça etkili olup, kaslar ve eklemlerdeki hareketsizlik ve blokaj sebebiyle tüm vücut olumsuz yönde etkilenmektedir. Bu etkilenme çok uzun süreli yolculuklarda daha da artmaktadır.<span id="more-220"></span></p>
<p>Örneğin kıtalar arası uçak yolculukları bu konuda çok rahatsızlık veren durumlardır. Şimdi size bu uzun yolculuk sırasında canlı kalabilmek, kas ve eklemlerdeki blokaj ve yorulmayı giderebilmek için uçak koltuğundan kalkmadan yapabileceğiniz basit egzersizleri veriyoruz. Aynı egzersizler otobüs veya tren yolculuklarında da uygulanmalıdır.</p>
<p>1) Parmak ucunda yükselme ve oturarak baldır hareketi, oturduğunuz yerde parmak uçlarınızda yükselerek baldır kaslarınızı gerin.</p>
<p>Parmak ucunda yükselme ve oturarak baldır hareketi, oturduğunuz yerde parmak uçlarınızda yükselerek baldır kaslarınızı gerin.<br />
2) Koltuğa tam yaslanarak sırtı gerdirme ve gevşetme hareketi</p>
<p>Koltuğa tam yaslanarak sırtı gerdirme ve gevşetme hareketi<br />
3) Oturduğunuz yerde gövdeyi sağa ve sola döndürmek suretiyle bel hareketi,</p>
<p>Oturduğunuz yerde gövdeyi sağa ve sola döndürmek suretiyle bel hareketi,<br />
4) Koltukta öne ve arkaya doğru eğilerek arka bel hareketi</p>
<p>Koltukta öne ve arkaya doğru eğilerek arka bel hareketi<br />
5) Karşı koltuğa ayak parmaklarını dayayarak bacak kaslarını gerdirme hareketi</p>
<p>Karşı koltuğa ayak parmaklarını dayayarak bacak kaslarını gerdirme hareketi<br />
6) Bacakları geriye doğru çekerek arka bacak kaslarını çalıştırma hareketi</p>
<p>Bacakları geriye doğru çekerek arka bacak kaslarını çalıştırma hareketi<br />
7) Karın kaslarını içeriye çekerek gevşetme ve gerdirme hareketi</p>
<p>Karın kaslarını içeriye çekerek gevşetme ve gerdirme hareketi<br />
8- Parmakları birbirine kenetleyerek gerdirme hareketi</p>
<p>Parmakları birbirine kenetleyerek gerdirme hareketi<br />
9)Omuzlarınızla daireler çizin, omzunuzu yukarı, öne ve arkaya hareket ettirin</p>
<p>Omuzlarınızla daireler çizin, omzunuzu yukarı, öne ve arkaya hareket ettirin<br />
10)Boyun egzersizleri yapın, boynunuzu arkaya, öne, sağa ve sola yatırın ayrıca sağa ve sola dönerek rotasyon hareketi yapın</p>
<p>Boyun egzersizleri yapın, boynunuzu arkaya, öne, sağa ve sola yatırın ayrıca sağa ve sola dönerek rotasyon hareketi yapın<br />
Bütün bu hareketler kasların izometrik olarak kasılma esasına dayanmaktadır. Eğer her hareketi yolculuk esnasında 1 veya 3 set arasında ve 15-20 tekrarlık bir uygulamayla yaparsanız, oturduğunuz yerde dahi kaslarınızda çok etkili bir gerilme ve çalışma hissederek zinde kalacaksınız.</p>
<p>Araba kullananlar açısından da, her iki saate bir 5-10 dakika dinlenerek, bunun 2-3 dakikasın da gerdirme ve gevşeme hareketleri yapmak da uzun ve sağlıklı bir kullanım için çok faydalıdır. Bu egzersizler uzun süreli bütün seyahatlerde uygulanabildiği gibi, tümüyle günlük yaşa içinde de eğer durağan bir çalışma ve iş temponuz varsa, tatbik edilerek gün boyu zinde kalınarak çok faydalar sağlanabilir. Stres ve gerilimi atmak için de ideal hareketlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/08/15/uzun-yolculuklarda-egzersizler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Egzersiz</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/08/15/gebelikte-egzersiz/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/08/15/gebelikte-egzersiz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2008 00:40:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gebelik Rehabilitasyonu]]></category>

		<category><![CDATA[Kinezyoterapi (Egzersiz Tedavisi)]]></category>

		<category><![CDATA[anne sağlığı]]></category>

		<category><![CDATA[gebelik egzersizleri]]></category>

		<category><![CDATA[gebelikte egzersiz]]></category>

		<category><![CDATA[gebelikte egzersiz yapmak]]></category>

		<category><![CDATA[hamilelikte egzersiz]]></category>

		<category><![CDATA[hamileyken yapılabilecek egzersizler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/?p=219</guid>
		<description><![CDATA[Kadınlar hamilelik sırasında bir kez egzersiz yapmaya başladıktan sonra bunun ne kadar büyük yararları olduğunu fark ederler. Egzersiz, dolaşımı hızlandırır, enerji düzeyini arttırır ve erken doğuma sebep olabilen yüksek tansiyon ve diyabeti önler. Buna ek olarak aerobik egzersizler hamilelik sırasında doğal ağrı kesici işlevi görürler. Elbette hamilelik sırasında çok fazla efor gerektiren hareketler zararlı olabilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlar hamilelik sırasında bir kez egzersiz yapmaya başladıktan sonra bunun ne kadar büyük yararları olduğunu fark ederler. Egzersiz, dolaşımı hızlandırır, enerji düzeyini arttırır ve erken doğuma sebep olabilen yüksek tansiyon ve diyabeti önler. Buna ek olarak aerobik egzersizler hamilelik sırasında doğal ağrı kesici işlevi görürler. Elbette hamilelik sırasında çok fazla efor gerektiren hareketler zararlı olabilir. Eğer daha once hiç egzersiz yapmadıysanız ağır bir egzersiz programı uygulamanız riskli olur.<span id="more-219"></span></p>
<p>Egzersiz uzmanları bu egzersizlerin altıncı aydan sonra kesilmesi gerektiğini öne sürmektedir. Hamile kadınlar için egzersiz, fiziksel ve duygusal açıdan son derece faydalı olan ve krampları, kaslardaki gerginliği en aza indiren bir yöntemdir.</p>
<p>Hamilelik sırasında egzersiz dolaşımı hızlandırır. Böylece bacaklarda ve ayaklarda görülen şişmeler ve bacaklara giren kramplar azalır. Enerji seviyesini artırdığından ve uykusuzluk problemini çözdüğünden kadınların yorgunluk hissinden kurtulmalarını sağlar. Ceninin hareket etmesini sağladığından daha sağlıklı olmasına sebep olur. Araştırmalar, diyabeti olan kadınlarda yalnızca üst kolları hareket ettirmenin bile kan şekerini düşürdüğünü ve böylece diyabet semptomlarını azalttığını ortaya koymuştur.</p>
<p>Hamilelikte bazı sebeplerden dolayı egzersizleri belli bir düzeyde tutmak gerekir. Hamilelik sırasında, ceninin ihtiyaçlarının da karşılanması gerektiğinden dolaşım ve solunum sistemlerinin yükü artar. Metebolizma etkilenir. Normalde bu egzersizler sırasında yanması gereken yağ ve karbonhidratlar ceninin beslenme ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılır. Bunun yerine vücut, egzersiz sırasında kan şekerini yakar; düzenli egzersiz yapmak gebelik diyabeti olan kadınlar için bu sebeple faydalıdır. Ancak çok fazla egzersiz yapmak, oksijen ihtiyacını da artırabilir ve bu oksijeni ceninden çalabilir. Ağır egzersizlerin bir başka sakıncası da cenini saran plesantanın ısısını yükseltmesidir.</p>
<p>Bu sebeple egzersiz uzmanları, hamile kadınların hafta da üç, beş kez on beş yirmi dakika egzersiz yapmalarını ve aslında her egzersiz seansında yer alması gereken ısınma ve soğuma hareketlerini uygulamamalarını tavsiye ederler. Ayrıca doğumu kolaylaştırmak üzere zaten gerilmiş olan bağlara zarar vermemek için esneme hareketlerinin yapılması gerektiği öne sürülür. Egzersiz için düzenli bir program uygulanmalıdır. Egzersiz öncesi ve sonrasında su eksikliğine sebep olmamak için bol miktarda su içilmelidir.</p>
<p>Hamileliğin ilk beş ayında yüzme ve hafif koşular güvenli ve faydalı olabilir, yürüyüş ise tüm hamilelik dönemi boyunca uygulanabilecek bir egzersizdir. Haftada beş kez, üç mil yürümek sağlık açısından son derece faydalıdır. Bu yürüyüşler “iyi huylu” HDL kolesterolünü yükseltip psikolojik yararlar sağladıklarından kalp krizi riskini azaltırlar. Koşu gibi aerobik egzersizler de vücudun endorfin ve enkefalin gibi doğal ağrı kesiciler salgılamasını sağlarlar.</p>
<p><strong>Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar</strong><br />
Egzersizler, bir doktor ya da sağlık uzmanı kontrolünde başlatılmalı ve sürdürülmelidir. Eğer rahim ağzının darlığı gibi tıbbi sorular söz konusuysa egzersiz yapılmamalıdır. Aşırı şişmanlık, aşırı zayıflık, diyabet gibi durumlarda doktorun onayı olmadıkça agzersizlere başlanmamalıdır. Egzersiz yapmak, vücut ısısını artırdığından, çok sıcak günlerde, özellikle ateşiniz de varsa ara vermek faydalı olur. Hamilelik sırasında saunaya ya da hamama girilmemelidir.<br />
<strong><br />
İlk Üç Aylık Dönem</strong><br />
Bu dönemde, vücudunuz gelecek aylarda daha dayanıklı olabilmek için yeni şeklini bulmaya başlar. Karın kaslarını güçlendirip rahatlatan bu egzersizler yardımıyla vücudunuzu ileriki aylarda alacağınız kilolara hazırlıyabilirsiniz. Güçlü karın kasları, hamileliğin ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerinde görülen sırt ağrılarını engellemektedir.</p>
<p>Uygun jimnastik hareketleri ve düzenli egzersizler, hamileliğin sebep olduğu kas gevşemelerini önleyerek, doğumu daha kolaylaştırmaktadır.</p>
<p>American College Of Obstetricians and Gynecologists (ACOG) üç çeşit egzersiz tipi tespit etmiştir. Bu tipleri hamilelik süresince uygulamak gerekmektedir:</p>
<p><strong>1) Aerobik egzersizler (dayanıklılık egzersizleri)</strong></p>
<p>Aerobik egzersizler (dayanıklılık egzersizleri)<br />
<strong>2) Kas kuvvetini artırmaya yönelik egzersizler</strong></p>
<p>Kas kuvvetini artırmaya yönelik egzersizler<br />
<strong>3) Eklem esnekliğini artırmaya yönelik egzersizler</strong></p>
<p><strong>Eklem esnekliğini artırmaya yönelik egzersizler</strong><br />
Dayanıklılık çalışması yapan hamileler aerobik kapasitelerini arttırmış olurlar. Hamileliklerinin 1. döneminin 2. yarısında bir egzersiz programı uygulayan kadınların oksijen alışlarını (Max. V02) % 18 arttırdığı, böyle bir çalışma programı uygulamayan kadınlarda ise % 4 azaldığı tespit edilmiştir.</p>
<p>Kuvvet ve hareketlilik çalışmaları vücutta kas dayanıklılığını arttırır. Bu husus hamilelikte çok önemlidir. Çünkü hamilelik ilerledikçe vücut ağırlığı artacak ve vücut bunu taşımak zorunda kalacaktır.</p>
<p>Bu durumda, karın, kalça, kasık ve bel bölgelerinde yoğunlaşan egzersiz programı, gittikçe artan vücut ağırlığını kaldırmada ve genel dengenin sağlanmasında çok faydalı olmaktadır.</p>
<p><strong>İkinci Üç Aylık Dönem</strong><br />
Bu dönemde artık ekstra kiloları oluşur. Geriye doğru uzanırken, omurga üzerine fazla basınç yaparak sırtınızı ağrıtmamaya dikkat etmeniz gerekir. Karın kaslarının gücünü ve esnekliğini korumak, gelecek aylarda görülebilecek sırt ağrılarını da önler. Bacak egzersizleri, bacaklardaki dolaşımı hızlandırdığından kramplara ve varislerin oluşmasına engel olur. Egzersizler hayat boyu formunuzu korumanıza yardımcıdır.</p>
<p>Bacakları Kaldırmak: Sol tarafınıza uzanın. Sol dirseğinizi bükün ve vücudunuzun üst bölümüne destek olması için elinizi başınızın altına koyun. Sol dizinizi kırk beş derece bükün ve sağ dizinizi de bükerek sağ bacağınızı yavaşça ve rahat edebileceğiniz yükseklikte havaya kaldırın. Sonra aşağı indirin. Bu hareketi altı, on kez yapın. Sonra sağ tarafınıza uzanıp aynı egzersizi tekrarlayın. Bu hareketin amacı, geniş kas dokuları oluşturmak değil, bacaktaki dolaşımı artırarak kasları güçlendirmektedir; bu sebeple hareketi kaç kez yaptığınız önemli değildir; bunu kendinize göre ayarlayabilirsiniz</p>
<p>Sol tarafınıza uzanın. Sol dirseğinizi bükün ve vücudunuzun üst bölümüne destek olması için elinizi başınızın altına koyun. Sol dizinizi kırk beş derece bükün ve sağ dizinizi de bükerek sağ bacağınızı yavaşça ve rahat edebileceğiniz yükseklikte havaya kaldırın. Sonra aşağı indirin. Bu hareketi altı, on kez yapın. Sonra sağ tarafınıza uzanıp aynı egzersizi tekrarlayın. Bu hareketin amacı, geniş kas dokuları oluşturmak değil, bacaktaki dolaşımı artırarak kasları güçlendirmektedir; bu sebeple hareketi kaç kez yaptığınız önemli değildir; bunu kendinize göre ayarlayabilirsiniz<br />
Sağlıklı duruş: Bir duvarın önünde durun, dizlerinizi hafifçe bükün, omuzlarınız ve kalçalarınız duvara değsin. Beşe kadar sayın, belinizi hafifçe geri iterek duvara değdirmeye ya da olabildiğince yaklaştırmaya çalışın ve ona kadar sayın. Bu egzersizi altı kez tekrar edin. Aynı egzersizi sırt üstü yatarak da yapabilirsiniz.</p>
<p>Bir duvarın önünde durun, dizlerinizi hafifçe bükün, omuzlarınız ve kalçalarınız duvara değsin. Beşe kadar sayın, belinizi hafifçe geri iterek duvara değdirmeye ya da olabildiğince yaklaştırmaya çalışın ve ona kadar sayın. Bu egzersizi altı kez tekrar edin. Aynı egzersizi sırt üstü yatarak da yapabilirsiniz.<br />
Karın Egzersizi: İlk üç aylık dönemde yukarıda anlatılan karın egzersizlerini uyguladıysanız, artık güçlü karın kasları gerektiren bu egzersizi de uygulayabilirsiniz demektir. Dizlerinizi bükerek oturun, ayaklarınız yere paralel olsun. Kollarınızı çapraz olarak göğsünüzde kavuşturun ve dengenizi kaybetmeden olabildiğince geriye uzanarak dörde kadar sayın. Normal pozisyonunuza gelin ve dörde kadar sayın. Bu egzersizi altı, on kez tekrarlayabilirsiniz.</p>
<p>İlk üç aylık dönemde yukarıda anlatılan karın egzersizlerini uyguladıysanız, artık güçlü karın kasları gerektiren bu egzersizi de uygulayabilirsiniz demektir. Dizlerinizi bükerek oturun, ayaklarınız yere paralel olsun. Kollarınızı çapraz olarak göğsünüzde kavuşturun ve dengenizi kaybetmeden olabildiğince geriye uzanarak dörde kadar sayın. Normal pozisyonunuza gelin ve dörde kadar sayın. Bu egzersizi altı, on kez tekrarlayabilirsiniz.</p>
<p><strong>Üçüncü Üç Aylık Dönem</strong><br />
Üçüncü üç aylık dönemde kilolar iyice arttığından hareket ederken zorluk çekilmeye başlanır ve bunun sonucunda da kadın kendisini yorgun hisseder. Bu sebeple dolaşımı hızlandırmak ve enerji düzeyini arttırmak için egzersiz yapmak faydalı olur. Egzersizler aynı zamanda doğum sırasında kullanılan kasları esnettiğinden doğumu kolaylaştırır. Bu dönemde egzersizler ayakta ya da yarı oturarak yapılmalıdır. Rahim kalbe uzanan ana damara baskı yaptığından ve kan akışını yavaşlatıp kan basıncını düşürdüğünden yere sırtüstü uzanmamaya dikkat edilmelidir.</p>
<p>Doğumu Kolaylaştıran Egzersiz: Dizlerinizi bükerek yere oturun ve ayaklarınızı birleştirin. Ellerinizle ayak bileklerinizi kavrayın ve dirseklerinizi dizlerinize hafif hafif bastırın. Bu hareket kasları esnetecektir. Hareketi altı, on kez tekrarlayın. Siz esnedikçe dizleriniz yere giderek daha yaklaşacaktır.</p>
<p>Dizlerinizi bükerek yere oturun ve ayaklarınızı birleştirin. Ellerinizle ayak bileklerinizi kavrayın ve dirseklerinizi dizlerinize hafif hafif bastırın. Bu hareket kasları esnetecektir. Hareketi altı, on kez tekrarlayın. Siz esnedikçe dizleriniz yere giderek daha yaklaşacaktır.<br />
Vücudun Üst Bölümünü Esnetmek: Sırtınızı dik tutarak dikilin, dizlerinizi bükün ve bacaklarınızı açın. Ellerinizi kalçalarınıza koyun. Dengenizi kaybetmeden, belden bükülerek öne doğru uzanın ve dörde kadar sayın. Orijinal pozisyonunuza yine dörde kadar sayın. Şimdi vücudunuzu sağa doğru bükerek dörde kadar sayın. Sonra önce öne sonra sola eğilip dörde kadar sayın. Bu egzersizi üç, dört kez tekrarlayabilirsiniz.</p>
<p>Sırtınızı dik tutarak dikilin, dizlerinizi bükün ve bacaklarınızı açın. Ellerinizi kalçalarınıza koyun. Dengenizi kaybetmeden, belden bükülerek öne doğru uzanın ve dörde kadar sayın. Orijinal pozisyonunuza yine dörde kadar sayın. Şimdi vücudunuzu sağa doğru bükerek dörde kadar sayın. Sonra önce öne sonra sola eğilip dörde kadar sayın. Bu egzersizi üç, dört kez tekrarlayabilirsiniz.<br />
Oturarak Vücudun Üst Bölümünü Esnetmek: Yere oturarak bacaklarınızı önünüze çapraz yapın. Gövdenizi, boynunuzu ve başınızı hafifçe sağa eğin ve dörde kadar sayın. Aynı egzersizi bu kez sol tarafta tekrarlayın. Bu egzersizi üç, dört kez tekrarlayabilirsiniz.</p>
<p>Yere oturarak bacaklarınızı önünüze çapraz yapın. Gövdenizi, boynunuzu ve başınızı hafifçe sağa eğin ve dörde kadar sayın. Aynı egzersizi bu kez sol tarafta tekrarlayın. Bu egzersizi üç, dört kez tekrarlayabilirsiniz.Gebelik Esnasında ve Sonrasında Nasıl Formda Kalınabilir?<br />
Tıp adamları tarafından, geçmiş dönemlerde hamile kadınların vücut aktivitelerinin iyi olmadığı belirtilerek, anne adaylarına, hamilelikten doğan psikolojik ve hormonal yüklerin dengelenebilmeleri ve hamileliğin korunması için genellikle yatak istirahati verilirdi.</p>
<p>Ancak günümüzde birçok hekim, tüm hamilelik devamınca hastalarına aktif ve hareketli kalmalarını önermektedirler.</p>
<p>Yıllarca yapılan araştırmalar neticesinde, doğru yapılan egzersizlerin, vücut enerjisini arttırdığı, hamilelik problemlerini azalttığı, sırt ağrıları ve kas kasılmalarını önlediği, aynı zamanda dış görünüş ve formu olumlu etkileyerek doğumu kolaylaştırdığı da ispat edilmiştir.</p>
<p>Egzersiz programı, sadece hamilelik sırasında pozitif etki yapmamakta, aynı zamanda doğumdan sonra da vücudun eski formunu çabukça alınmasını sağlamaktadır.</p>
<p>İşte bu tıbbi araştırma ve gelişmelerin ışığında size hangi ve ne kadar egzersizin yapılmasının doğru olduğunu, hem hamilelik sırasında ve hem de sonrasındaki dönem için kısaca belirteceğiz.</p>
<p>Gebelik Sırasında Niçin Spor Yapılmalıdır?<br />
Uygun cimnastik hareketleri ve düzenli egzersizler, hamileliğin sebep olduğu kas gevşemelerini önleyerek, doğmu daha kolaylaştırmaktadır.</p>
<p>American Colege Of Obstetricians and Gynecologists (ACOG) üç çeşit fistness elementi tezspit etmiştir. Bu elementleri hamilelik süresinci uygulamak gerekmektedir:</p>
<p><strong>1) Aerobik dayanıklılık,</strong></p>
<p>Aerobik dayanıklılık,<br />
<strong>2) Kas kuvvetli,</strong></p>
<p>Kas kuvvetli,<br />
<strong>3) Eklem yerlerinin yumuşatılması,</strong></p>
<p><strong>Eklem yerlerinin yumuşatılması,</strong><br />
Dayanıklılık çalIşması yapan hamileler aerobik kapasitelerini arttırmış olurlar. Hamileliklerinin 3. döneminin 2. yarısında bir egzersiz programı uygulayan kadınların oksijen alışlarının (Max. V02) % 18 arttırtığı, böyle bir çalışma programı uygulamayan kadınlarda ise % 4 azaldığı tespit edilmiştir.</p>
<p>&gt;Kuvvet ve hareketlilik çalışmaları vücutta kas dayanıklılığını arttırır. Bu husus hamilelelikte çok önemlidir. Çünkü hamilelik ilerledikçe vücut ağırlığı artacak ve vücut bunu taşımak zorunda kalacaktır.</p>
<p>Bu durumda, karın, kalça, kasık ve bel bölgelerinde yoğunlaşan egzersiz programı, gittikçe artan vücut ağırlığını kaldırmada ve genel dengenin sağlanmasında çok faydalı olmaktadır.</p>
<p><strong>Gebelik için Hangi Aktiviteler Gereklidir?</strong><br />
Tüm fitness faktörleri -dayanıklılık, kuvvet ve hareketlilik- bu üç unsur hamilelik egzersiz programlarının esasını teşkil eder. Sadece bazı egzersizlerin hamileliğin akış safhasına göre düzenlenmesi gerekir.</p>
<p>Hamilelikte, azalan koordinasyon ve denge sorunları vücudun kilo almasıyla başlar. Vücut ağırlık merkezinin öne kayması, sakatlanmalar ve düşmeler için önemli bir sebep teşkil eder. Hormonal değişikliklerden dolayı mafsal zayıflaması vücut hareketliliğini ve randımanını azaltır ve bazı spor branşlarının uygulanmasını zorlaştırır. Genel olarak vücudu tümüyle sarsan sıçrama ve dönme hareketleri ile vücuda darbe olabilecek spor branşlarından kaçınılması lazımdır. Bunların yanında, dalma, ata binme, su kayağı ve kar kayağı tavsiye edilmez.</p>
<p>Vücut geliştirme, fitness ve hafif ağırlıklarla egzersiz programları, mutlaka nezaretçi ile yapılmalıdır. Fakat, en iyisi yapmayı düşündüğünüz bir spor aktivitesi için önceden doktorunuza danışmanızda yarar vardır. Ancak doktor kontrolünde olsanız bile, erken doğum veya problemli bir hamilelik dönemi gibi sorunlarınız olduysa, ağır egzersizlerden mutlaka kaçınmalısınız.</p>
<p><strong>Spor Ana Rahmindeki Çocuğu Nasıl Etkiler?</strong><br />
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, annenin sportif aktivitileri, doğmamış bebeğin kalp frekansı, vücut ısısı ve doku değişimleri üzerinde olumlu etkiler meydana getirir.</p>
<p>Aktif spor yapan 336 annenin, yeni doğan çocukları tartıldığında, spor yapmayan annelerin bebeklerinden daha az kilolu bebek doğurdukları ortaya çıkmıştır.</p>
<p><strong>Gebelik Esnasında Spora Başlamak Riskli Midir?</strong><br />
Hayır. Çünkü, hareketlilik hamilelere iyi gelmektedir. Hafif aletli fitness ve aerobik akiviteler, yürüyüş, bisiklet veya yüze ile kas kuvvetlendirici hareketler sağlıklı bird hamilelik dönemi ve sonrası için çok faydalıdır. Riskli olan şudur: Tavsiye edilmeyen bir sportif aktiviteye başlamak veya uygulanmakta olunan programın dozunu arttırmak.</p>
<p><strong>Gebelikte Vücudun Reaksiyonu</strong><br />
Hamileler daha az oksijen rezervine sahiptirler. Devamlı büyümekte olan karın ve buna dayalı basınç sebebiyle, derin nefes alınması zordur. Bu sebeple zor spor branşları nefes darlığına sebep olabilirler. Aynı zamanda oksijen ihtiyacı, vücut ağırlığının artmasıyla fazlalaşır. Hamileler % 15 ila % 30 oranında daha fazla oksijen tüketimine sahiptirler. Yani, aynı spor verimliliğini hamilelik öncesine göre almaları mümkün değildir.</p>
<p>Kalp ve dolaşım sistemi de hamilelik döneminde daha fazla çalışır. Kan hacmi % 30 ila % 45 oranında artar, buna karşılık kalp pompalama görevini daha çok arttırır. Kalp atım sayısı ise dakikada 10 ila 20 arasında fazlalaşır. Sonuçta hamile kadın, hamilelik öncesine göre aynı hareketleri yapmasına rağmen daha çabuk yorulur, salgılanan Relaxin Hormonu, bağ doku, kıkırdak ve tendonlarda gevşeklik meydana getirir.</p>
<p><strong>Gebelikte Kiloyu Korumak için Spor Bir Araç mıdır?</strong><br />
Hayır. Hamilelik, kilo vermek için hedeflenmiş bir dönem değildir ve olmamalıdır. Ortalama olarak hamilelerin günde 300 ilave kaloriye veya daha fazlaya ihtiyaçları vardır, bu dönemde ideal olarak 11 ila 15 kilo alırlar. Hamilelikte spor yapan kadınlar, harcadıkları kaloriyi geri almaları için daha fazla yemek yemelidirler. Araştırmalara göre 20 ila 30 dakikalık bir aerobik çalışma (az bir yüklenme ile) 200-300 kalorilik ek bir enerjiyi gerektirir.</p>
<p><strong>Spor Doğumu Kolaylaştırarak, Sancıyı Hafifletir mi?</strong><br />
Buna bir dereceye kadar evet diyebiliriz. Ancak araştırmalarda değişik sonuçlar elde edilmiştir. Aerobik karakterde çalışmalar ile uzun süren sancılara dayanmak için yeterli dayanıklılık kazanılmaktadır. Jimnastik hareketleri ile de karın ve üst karın bölgesinin çalıştırılmasından ve kuvvetlendirilmesinden dolayı doğum sırasında daha iyi basınç sağlanır. Ancak sancı süresi ile hamilelikteki sportif aktiviteler arasındaki bağlantı pek kesinlik kazanmış değildir. Ancak bazı araştırmalar, hamilelikte spor yapan kadınların, doğum sonrası, hastaneden daha çabuk taburcu olduklarını göstermiştir.</p>
<p><strong>Doğumdan Ne Kadar Sonra Tekrar Spora Başlamalı ve Başlangıç Nasıl Olmalıdır?</strong><br />
Normal doğumlarda, hormonlar ve kan değerleri ile kalp, doğumdan 6 ila 8 haftalık bir süre sonunda eski haline dönebilmektedir. Ancak, bu demek değildir ki, bu süre içinde spor yasaktır. Tam tersi, nekahet devresi spor ile kısaltılır. Yumuşak germe ve kuvvetlendirici hareketler hiç tereddütsüz uygulanmalıdır. Bu konuda uzmanlar ve tıp otoriteleri doğumdan 10-14 gün sonra aerobik çalışmalara -yüzme hariç- başlanılmasını önermektedirler. Eklem yerleriniz, doğumdan 6 hafta sonrasına kadar normalden daha zayıf olduğu için, kendinizi fazla zorlamamalısınız. Çünkü aksi halde sakatlanma riski artar. Doğum sonrası egzersizleri olarak, daha önce bilgilerini verdiğimiz ısınma ve streching egzersizlerini düzenli olarak uygulamak suretiyle ve hafif ağırlık ve makineli çalışma programlarıyla da destekleyerek, eski formunuza kısa sürede tekrar kavuşabilirsiniz</p>
<p><strong>Sezaryen</strong><br />
Sezaryen ile yapılan doğumlarda daha dikkatli olunması gerekir. Burada kişini kendisini iyi hissedip etmediği önemlidir. Sezaryen ile doğum, neticede bir ameliyattır ve nekahet devresi normal doğumdan 2 ila 6 hafta daha fazla sürer. Yara kapanmadan veya ağrı duyulması halinde çalışmalara başlamayın. Çalışmalara başladıktan 2 ay sonra ise dozu arttırın.</p>
<p><strong>Spor ve sezaryenli doğum</strong><br />
Amerika’da 845 hamile üzerinde yapılan araştırmada çıkan sonuç: Spor yapan ve yapmayan kadınlar arasında kombine dayanıklılık ve kuvvet çalışması yapma süreleri baz alınmak suretiyle yapılan incelemede, haftada 2 ila 3 kez sıklıkla egzersiz yapan kadınlarda, sezaryen ile doğum oranının, daha az egzersiz yapan kadınlara nazaran daha az olduğu tespit edilmiştir.</p>
<p><strong>Gebelikte Egzersiz Aşamaları</strong><br />
Hamilelik esnasındaki egzersizler, vücudunuzun değişimi ve artan kilolarınıza rağmen, sizin bu özel döneminizi sağlıklı ve formda geçirmenizi sağlayacaktır.</p>
<p>Verdiğimiz özel egzersizler, kaslarınızı kuvvetlendirerek, esneklik kazandıracak ve çalışmalarınız sırasında da eklem yerleriniz, kalp ve dolaşım sisteminizde de bir yükleme hissetmeyeceksiniz.</p>
<p>Burada dikkat etmeniz gereken en önemli husus şudur: Bütün çalışma programınız boyunca çok düzenli olarak nefes alıp vermeniz ve her ne şekilde olursa olsun nefesinizi tutmamanızdır.</p>
<p>Egzersizler her ne kadar yüklemeli olmasa bile, çalışma anında ister istemez bir gerginlik ve stres olursa, düzenli olarak nefes alıp verme ritmine devam etmelisiniz. Bu düzenli nefes alıp vermeler, size rahat bir çalışma temposu kazandıracak ve hiçbir sorun yaratmayacaktır.</p>
<p>Çalışmalara başladığınızda başlangıçta fazla yüklenmememeye ve hareketleri süratli uygulamamaya dikkat etmelisiniz.</p>
<p>İlk egzersizler vücudunuzun ve kaslarınızın ısınmasını sağlayacak ve çalıştırdığınız bölgede kan dolaşımını hızlandıracaktır.</p>
<p>Özellikle mide ve karın kasları ile ilgili egzersizler size mükemmel bir doğum öncesi performansı sağlayacaktır. Kuvvetlenen mide ve karın kasları, sırt ağrılarınızı ortadan kaldıracak ve vücut direncini arttıracaktır, diğer taraftan kuvvetlenen bacak kaslarınız da doğumun vereceği aşırı yorgunluğu önleyecektir.</p>
<p><strong>Egzersiz 1: Omuz dairesi</strong></p>
<p><strong>Omuz dairesi</strong><br />
Bağdaş kurarak yere oturun, parmak uçlarınızı omuzlarınızın üzerine koyun. Dirsekleriniz aşağıda ve vücuda yakın durumda olsun. Sonra kollarınızı önce doğru kaldırın ve yanlara doğru açın. Bu durumda parmak uçlarınızı omuzlarınızdan çekmeden, kollarınızı öne ve erkaya daireseler bir hareketle döndürün ve sekiz tekrar yapın. Bu hareket omuzlarınız ve sırt kaslarınızı çalıştırır.</p>
<p><strong>Egszersiz 2: İki yana esnetme</strong></p>
<p><strong>İki yana esnetme</strong><br />
Bağdaş kurarak oturun, sol eliniz yerde iken, sol tarafa doğrus vücudunuzu esnetin ve altı tekrar yapın. Sonra her iki kolunuzu yana açın ve birkaç saniye bekleyin ve bu defa sağ tarafa aynı hareketi tekrarlayın. Bu hareket belinizin her iki yanındaki kasları çalıştırır.</p>
<p><strong>Egzersiz 3: Ayak germe</strong></p>
<p><strong>Ayak germe</strong><br />
Yere oturarak bacaklarınızı dizler kırılmadan öne uzatın. Ayak parmaklarınızın mümkün olduğu kadar gergin ve yere doğru yakınlaştırılmış olsun. Sonra dizlerinizi hafifçe yukarıya çekin ve parmak uçlarınızı da yukarıya kaldırın. Bu durumda bacaklarınız ve parmak uçlarınızı tekrar gergin hale getirip gevşeterek hareketi 10 kez tekrarlayın. Bu hareket bacak ve ayak bileklerinizi çalıştırır.</p>
<p><strong>Egzersiz 4: Gövde döndürme</strong></p>
<p><strong>Gövde döndürme</strong><br />
Bağdaş kurarak oturun ve sol elinizle yerden destek alarak, gövdenizi mümkün olduğu kadar yana döndürmeye çalışın, aynı şekilde bu defa sağ elinizle yerden destek alarak, diğer yöne uygulayın. Her iki taraf için 12&#8242;şer kez tekrarlayın. Bu hareket belin her iki tarafını çalıştırır ve esneklik kazandırır.</p>
<p><strong>Egzersiz 5: Karın sıkıştırma</strong></p>
<p><strong>Karın sıkıştırma</strong><br />
Yere sırtüstü uzanın ve her iki kol yere yapışsın. Bu durumda bacaklarınız bükük ve ayak tabaklarınız yere tamamen basılı durumda kalsın. Kollarınızı düzgün ve ileriye uzatmak ve yerden kaldırmak suretiyle, midenizi sıkıştırarak, başınızı ve omuzlarınızı yerden kaldırın. Tekrar başlangıç durumuna yavaşça dönerken nefes alın. Hareketi sekiz tekrer yapın. Bu hareket mide ve karın kaslarınızı kuvvetlendirir.</p>
<p><strong>Egzersiz 6: Bacak gerdirme</strong></p>
<p><strong>Bacak gerdirme</strong><br />
Bacaklarınızı geriye bükerek ve ellerle arkaya ve yere dayanarak oturun. Bir bacağınız üzerinde destek sağlayarak kalçanızı gerdirin ve yavaşça yerden kaldırın. Sonra diğer bacak üzerine kuvvet vererek, diğer taraf için aynı hareketi tekrarlayın. Her iki yönde dörder tekrar yapın. Bu hareket kalça kaslarınızı gerginleştirir ve kuvvetlendirir.</p>
<p><strong>Egzersiz 7: Bacak egzersizi</strong></p>
<p><strong>Bacak egzersizi</strong><br />
Sağ kolunuzla yerden destek alarak, sağ tarafınız üzerine yere yan olarak uzanın. Sağ bacağınız bükük ve arkaya doğru uzatılmış olsun. Sol bacağınızı tamamen düz ve gergin tutarak önce karnınız yönüne, sonra ortaya ve geriye doğru hareket ettirin. Ancak, kalça, omuz ve sırtınızın hareket esnasında aynı hat üzerinde olmasına dikkat edin. Her iki taraf için hareketi on kez yapın.</p>
<p><strong>Egzersiz 8: Leğen kemiği egzersizi</strong></p>
<p><strong>Leğen kemiği egzersizi</strong><br />
Sağ tarafınıza yan yatarak yere uzanın, sol bacağınız bükük, öne doğru ve bir yastık üzerinde olsun. Bu durumda vajinal ve anal kaslarınızı gerginleştirerek beş saniye müddetle kasılı tutun ve sonra yavaşça gevşetin. Bunu her iki taraf için beşer kez tekrarlayın.</p>
<p><strong>Egzersiz 9: Dik karın kasları egzersizi (Yan mide)</strong></p>
<p><strong>Dik karın kasları egzersizi (Yan mide)</strong><br />
Yere sırtüstü uzanın ve elleriniz baş arkasında birleşsin. Sol bacağınız bükülü olarak yerde destek olarak ve bükülü pozisyonda duran sağ diziniz üzerine yerleşsin. Mide kaslarınızı sıkıştırarak, gövdenizi yerden yavaşça sol diz istikametine doğru, çapraz vaziyette kaldırın. Sıkıştırma durumuna geçerken nefes verin, tekrar yere yatarken nefes alın. Aynı hareketi bacak konumunu değiştirerek diğer taraf için tekrarlayın. Her iki taraf için sekiz tekrar yapın. Ancak hareket sırasında, boyun omurlarının zedelenmemesi için, boynunuza ellerinizle baskı yapmayın.</p>
<p><strong>Egzersiz 10: Bacak kaldırma</strong></p>
<p><strong>Bacak kaldırma</strong><br />
Sağ tarafınız üzerine yere yan olarak uzanın ve başınız yere düzgünolarak uzatılan kolunuzun üzerinde olsun. Sağ bacağınız yerde bükülü kalsın. Sol bacağınızı gergin durumda ve hiç bükmeden kalça yüksekliğine kadar kaldırın ve yere paralelliğini bozmayın. Her iki tarafınız için hareketi 10-12 kez tekrarlayın.</p>
<p><strong>Egzersiz 11: </strong>Tüm vücudu esnetme Bu egzersiz tümüyle akıcı olmalıdır. Yere oturarak, sağ bacağınızı öne gergin olarak uzatın. Sol bacağınızı bükük vaziyette, gergin duran sağ bacağınızın iç kısmına yerleştirin. Sol kolunuzu omuz yüksekliğinde, gergin ve yere paralel olarak tutun, sonra arkaya doğru iyice gerin ve bunu takiben kolunuzu yukarıya kaldırarak, gövdenizi öne doğru mümkün olduğu kadar eğin ve sırtınızı esnetmeyi devam ettirin. Her iki taraf için sekiz tekrar yapın.</p>
<p>Tüm vücudu esnetme Bu egzersiz tümüyle akıcı olmalıdır. Yere oturarak, sağ bacağınızı öne gergin olarak uzatın. Sol bacağınızı bükük vaziyette, gergin duran sağ bacağınızın iç kısmına yerleştirin. Sol kolunuzu omuz yüksekliğinde, gergin ve yere paralel olarak tutun, sonra arkaya doğru iyice gerin ve bunu takiben kolunuzu yukarıya kaldırarak, gövdenizi öne doğru mümkün olduğu kadar eğin ve sırtınızı esnetmeyi devam ettirin. Her iki taraf için sekiz tekrar yapın.<br />
Egzersiz 12: Sırt germe</p>
<p>Sırt germeYerde dört ayak pozisyonu alın. Başınız ve sırtınız düz bir hat üzerinde olsun. Sonra başınızı yere doğru eğin, sırtınızı yukarıya doğru bombeleştirin ve karın kaslarınızı ve karnınızı sıkıştırın. Tekrar omurganızı, sırtınızı ve başınızı düzgün pozisyona getirin ve bu defa kollarınızı mümkün olduğu kadar öne ve ileriye uzatarak gövdeniz ve yüzünüz iyice yere yaklaşıncaya kadar vücudunuzu esnetin ve gerginleştirin. Bunu altı kere yapın.<br />
<strong>Gebelik için Hangi Aktiviteler Gereklidir?</strong><br />
Tüm fitness faktörleri -dayanıklılık, kuvvet ve hareketlilik- bu üç unsur hamilelik egzersiz programlarının esasını teşkil eder. Sadece bazı egzersizlerin hamileliğin akış safhasına göre düzenlenmesi gerekir.</p>
<p>Hamilelikte, azalan koordinasyon ve denge sorunları vücudun kilo almasıyla başlar. Vücut ağırlık merkezinin öne kayması, sakatlanmalar ve düşmeler için önemli bir sebep teşkil eder. Hormonal değişikliklerden dolayı mafsal zayıflaması vücut hareketliliğini ve randımanını azaltır ve bazı spor branşlarının uygulanmasını zorlaştırır. Genel olarak vücudu tümüyle sarsan sıçrama ve dönme hareketleri ile vücuda darbe olabilecek spor branşlarından kaçınılması lazımdır. Bunların yanında, dalma, ata binme, su kayağı ve kar kayağı tavsiye edilmez.</p>
<p>Vücut geliştirme, fitness ve hafif ağırlıklarla egzersiz programları, mutlaka nezaretçi ile yapılmalıdır. Fakat, en iyisi yapmayı düşündüğünüz bir spor aktivitesi için önceden doktorunuza danışmanızda yarar vardır. Ancak doktor kontrolünde olsanız bile, erken doğum veya problemli bir hamilelik dönemi gibi sorunlarınız olduysa, ağır egzersizlerden mutlaka kaçınmalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/08/15/gebelikte-egzersiz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>60 Yaş Üzerinde Egzersiz</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/08/15/60-yas-uzerinde-egzersiz/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/08/15/60-yas-uzerinde-egzersiz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2008 00:34:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kinezyoterapi (Egzersiz Tedavisi)]]></category>

		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>

		<category><![CDATA[resimli egzersizler]]></category>

		<category><![CDATA[yaşlılar için egzersiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/?p=218</guid>
		<description><![CDATA[Egzersiz kuvvetli bir kemik yapısının oluşmasını sağlar ve osteoporoz (kemik erimesi) gelişimini yavaşlatır. Aynı zamanda kaslarınızı kuvvetlendirerek eklem, tendon ve bağların daha esnek ve dengeli kalmasını sağlar.
Ağırlık verilerek yapılan egzersizler kemik kuvvetini ve sağlamlığı koruyanlardır. Bunlar yürüme, koşma, tırmanma, dansetme, merdiven çıkma gibi egzersizlerdir. Önemli olan kişinin form durumu, hareket kabiliyeti ve ihtiyaçları doğrultusunda bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Egzersiz kuvvetli bir kemik yapısının oluşmasını sağlar ve osteoporoz (kemik erimesi) gelişimini yavaşlatır. Aynı zamanda kaslarınızı kuvvetlendirerek eklem, tendon ve bağların daha esnek ve dengeli kalmasını sağlar.<span id="more-218"></span></p>
<p>Ağırlık verilerek yapılan egzersizler kemik kuvvetini ve sağlamlığı koruyanlardır. Bunlar yürüme, koşma, tırmanma, dansetme, merdiven çıkma gibi egzersizlerdir. Önemli olan kişinin form durumu, hareket kabiliyeti ve ihtiyaçları doğrultusunda bir program hazırlamaktır. 85 yaş üzeri veya hastalıklar sebebi ile hareket yetenekleri kısıtlanmış kişilere daha hafif programlar önermek gereklidir. Aşağıda 3 zorluk seviyeli egzersiz programını bulacaksınız. 1. seviyeyi bitirince diğer seviyelere geçilmelidir. 2. seviyeye geçmenin bazı kişilerde aylar alabileceğini unutmamak gerekir.</p>
<p>Vücudu egzersize hazırlamak her yaşta ve formda insan için önemlidir. Egzersize başlamadan önce ilk iş olarak ısınmak şarttır. Bunun için yürümek gibi yavaş, ritmik hareketler yapılmalıdır. Nabız hızı, solunum ve vücut sıcaklığının yavaş yükselmesi sağlanmalıdır. Aynı zamanda basit bazı germe egzersizleri de yapılmalıdır.</p>
<p>Herhangi bir egzersiz programına başlamadan önce doktorla görüşülmelidir.</p>
<p><strong>1.Seviye</strong><br />
<strong> 1.Omuz kaldırma</strong></p>
<p>Üst sırt, omuz adalelerini kasmak, boyun tabanı adalelerini gevşetmek için kullanılır. Omuzlarınızı yukarı doğru iyice kaldırın ve sonra gevşetin. Bu hareketi 8-10 defa tekrarlayın.</p>
<p><strong>2.Oturarak tek bacak kaldırma</strong></p>
<p>Kalça bükücü (fleksör) adaleleri gererek alt karın duvarını kuvvetlendirir. Bir sandalyede dik oturunuz ve denge için yanlardan tutununuz. Bacağınızı yere paralel bir biçimde uzatınız. Sol bacağınızı bel yüksekliğine kadar kaldırın ve indirin. Her bacak için 10-15 defa tekrarlayın.</p>
<p><strong>3.Diz kaldırma</strong></p>
<p>Kalça bükücü (fleksör) ve alt karın kaslarını kasan hareketlerdir. Ayakta dik durun. Sol dizinizi göğsünüze doğru mümkün olduğunca kaldırın ve başlangıç pozisyonuna dönün. Her bacak için 5 defa tekrarlayın.</p>
<p><strong>4.Bacak uzatma</strong></p>
<p>Üst bacak adalelerini kuvvetlendirici bir programdır. Dik oturunuz. Sol bacağınızı yerden kaldırarak tam olarak geriniz. Sonra yavaşça yere indiriniz. Her bacak için 10-15 defa tekrarlayınız.</p>
<p><strong>5.Arka bacak savurma</strong></p>
<p>Kalça ve arka bacak adalelerini kuvvetlendirir. Bir sandalyeye iki elinizle tutunarak, ayaklar bitişik dik durunuz. Bacaklarınızdan birini mümkün olduğu kadar düz tutarak yapabildiğiniz kadar geriye götürünüz ve normal pozisyonunuza geri dönünüz. Her bacak için hareketi 10 ar defa tekrarlayınız.</p>
<p><strong>6.Çeyrek çömelme</strong></p>
<p>Alt bacak adalelerini kasan ve güçlendiren bir harekettir. Bir sandalyenin yanında dik durarak denge için ellerinizle tutununuz. Belinizin dikliğini koruyarak dizlerinizi bükerek hafifçe çömeliniz ve tekrar dikleşiniz. Hareketi 8-12 defa tekrarlayınız.</p>
<p><strong>2.seviye</strong><br />
<strong> 1.Kol bükme</strong></p>
<p>Kol kaslarını kuvvetlendirmek için uygulanır. Ağır bir cisim (kitap gibi 2 kg ı geçmeyen) kullanılır. Ayakta veya dik otururken elinizdeki ağır cisimleri aşağı salladığınız kolunuzu dirseğinizden bükerek kaldırın ve yeniden indirin. Her kol için 10-15 defa tekrarlayın.</p>
<p><strong>2.Diz destekli yükselme</strong></p>
<p>Sırt, göğüs ve kol arkalarını çalıştırır. Diz üstü çömelin ve ellerinizi omuzlarınızın biraz önünde yere koyun. Çene yere değinceye kadar gövdenizi alçaltınız ve tekrar başlangıç pozisyonuna dönünüz. Hareketi 5-10 defa tekrarlayınız.</p>
<p><strong>3.Yan yatarak bacak kaldırma</strong></p>
<p>Bacak ve kalçanın dış kısmını çalıştırır. Bacaklarınızı uzatarak yan yatınız. Sol bacağınızı mümkün olduğunca yukarı kaldırınız ve yavaşça indiriniz. Bu hareketi her bir bacak için 10 defa tekrarlayınız.</p>
<p><strong>4.Değiştirerek bacak hamlesi</strong></p>
<p>Üst bacak ve bacak içini ve bacak arkasını çalıştırır. Eller kalça üzerinde rahat bir pozisyonda ayakta durunuz. Sağ bacağınızla 10 cm lik bir adım atarken her iki kolunuzu ileri uzatınız. Bu sırada sol topuğunuz yerde kalmalıdır. Sağ bacağınızı öne iterek esneyiniz ve yeniden normal pozisyonunuza dönünüz. Her bacakla 5-10 defa tekrarlayın.</p>
<p><strong>3.seviye</strong><br />
3. seviye programlarında başlangıçta en hafiften başlayarak arttırılan ağırlıklar kullanılır. Başlangıç ağırlığının 1-2 kg lık olması önerilir. Ağırlıklar önerilen sayıdaki egzersizler çok kolayca ve çarpıntı olmadan yapılmaya başlanınca arttırılabilir. Ağırlıkla çalışmalarda bele aşırı yük bindirilmemesi için bel çukurunun korunarak ve belden eğilmeden çalışılması çok önemlidir. Bu ağırlıklar egzersiz sırasında belden eğilmeden rahat alınıp bırakılabilecek yükseklikte bir sehpa üzerinde yuvarlanmayacak biçimde bırakılmalıdır.</p>
<p><strong>1.Oturarak kolla ağırlık</strong></p>
<p>Pazuları ve üst kolu çalıştırır. Düz bir kanepeye rahat biçimde oturunuz. İki elinize birer ağırlık alarak avuç içleri üste gelecek şekilde kavrayın. Sırasıyla ağırlıkları kaldırın. Bir kolunuz tam bükülü en yüksekte iken diğeri tam gevşek biçimde en altta olmalıdır.Sonrasında birbirlerinin ters yönünde hareket ettirerek pozisyonunu tersine çevirin. 1 veya 2 set halinde 6-10 defa tekrarlayın.</p>
<p><strong>2.Ağırlıkla omuz kaldırma</strong></p>
<p>Omuz sırt ve boyun adalelerini çalıştırır. Uygun kilodaki 2 ağırlığı ellerinize alarak rahat bir pozisyonda ve bel çukurunu koruyarak ayakta durunuz. Omuzlarınızı mümkün olduğunca yükseğe kaldırınız, önce geriye doğru yuvarlayınız ve indiriniz. Sonraki harekette omuzları kaldırdıktan sonra öne yuvarlayarak indiriniz. Hareketi 5 öne, 5 arkaya 10 defa tekrarlayınız.</p>
<p><strong>3.Ağırlıkla topuk kaldırma</strong></p>
<p>Arka baldır adalelerini güçlendirirken ayak bileği ekleminin hareket yeteneğini arttırır. Ağırlıklar ellerde bel çukurunu koruyarak ayakta dik durunuz. Ayaklar omuz hizalarında olmalıdır. Parmak uçlarınızda yükselerek topuklarınızı mümkün olduğunca kaldırın. Sonra yavaşça başlangıç pozisyonunuza geri dönünüz. Hareketi 5 defa ayaklar düz, 5 defa topuklar dışa dönük 5 defa topuklar içe dönük olarak tekrarlayınız.</p>
<p><strong>4.Ağırlıkla yarım çömelme</strong></p>
<p>Ön bacak kaslarını çalıştırır. Bel sorunları olan kişiler bu hareketi yapmamalıdır. Ellerinize ağırlıkları alarak ayaklar omuz hizasında ve mümkünse topuk altına 5 cm lik bir yükselti koyarak ayakta durunuz. Bel çukurunu koruyarak bacaklar yere 45 derecelik bir açıya gelene kadar yavaşça dizlerden çömelin. Çömelirken nefes alın. Nefesinizi vererek ve bel çukurunu koruyarak doğrulun. 10-12 defa tekrarlayın.</p>
<p><strong>Yürüyüş</strong><br />
Yürüyüş vücut ağırlığına karşı yapılan çok iyi bir egzersizdir. Kalp ve dolaşım sistemini çalıştırır ve bacak kaslarını kuvvetlendirir. Yürüyüş için günün rahat bir saatini seçiniz. Yemekten sonra ve aşırı sıcak saatlerde yürüyüşten kaçınmalısınız. Yürümeye yeni başlıyorsanız 2 hafta boyunca her gün 1/2 km, 3-4. hafta her gün 1 kilometre, 4. hafta 1.5-2 km ye çıkınız. Kendinizi aşırı zorlamamaya dikkat ediniz. Çarpıntı veya nefes darlığı çekerseniz durup dinleniniz. Eğer solunum ve nabzınız dinlenme sonrası 10 dakikada normale dönmüyorsa ve-veya uyku bozukluğu yapıyorsa yürüyüş mesafesini azaltın veya yürüyüşü bırakın. Bu tür sorunlarda bir kalp doktoruna danışmanızı öneririz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/08/15/60-yas-uzerinde-egzersiz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kuruiğnetedavisi com açıldı</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/06/13/kuruignetedavisi-com-acildi/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/06/13/kuruignetedavisi-com-acildi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jun 2008 04:42:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[kuru iğne]]></category>

		<category><![CDATA[kuru iğne tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/?p=215</guid>
		<description><![CDATA[Kas ve eklemlerle ilgili pek çok hastalığın tedavisinde son zamanlarda hızla popülaritesi artan kuru iğne tedavisi hakkında bilgiler içeren web sitemiz açıldı.
http://www.kuruignetedavisi.com adresinden inceleyebilirsiniz.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kas ve eklemlerle ilgili pek çok hastalığın tedavisinde son zamanlarda hızla popülaritesi artan <a title="kuru iğne tedavisi" href="http://www.kuruignetedavisi.com" target="_blank">kuru iğne tedavisi</a> hakkında bilgiler içeren web sitemiz açıldı.<br />
<a title="kuru iğne tedavisi" href="http://www.kuruignetedavisi.com" target="_blank">http://www.kuruignetedavisi.com</a> adresinden inceleyebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/06/13/kuruignetedavisi-com-acildi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Aşil Tendiniti</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/22/asil-tendiniti/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/22/asil-tendiniti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 May 2008 06:29:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Spor Yaralanmaları]]></category>

		<category><![CDATA[aşil tendiniti]]></category>

		<category><![CDATA[aşil tendon]]></category>

		<category><![CDATA[spor yaralanmakarı]]></category>

		<category><![CDATA[tendinit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/?p=214</guid>
		<description><![CDATA[Sebepleri: Baldır kaslarının kramp yada spazmlara sebep olacak derecede aşırı zorlanması.
Özel Bulgular: Topuğun üst kısmında uzun süren ağrılar.

İlk Yardım: Ağrılı tarafı tespit edin (örn. bandaj ile) ve zorlanmadan kaçının. İlgili uzmana danışın.
Ek Uygulamalar: Baldır kaslarına masaj. Topuğun ayakkabı içine konacak bir parça i!e yükseltilmesi (Bu, aşil tendonuna binen yükü azaltıp iyileşmeyi hızlandıracaktır. Bir gel sürülerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sebepleri: Baldır kaslarının kramp yada spazmlara sebep olacak derecede aşırı zorlanması.</p>
<p>Özel Bulgular: Topuğun üst kısmında uzun süren ağrılar.<br />
<span id="more-214"></span><br />
İlk Yardım: Ağrılı tarafı tespit edin (örn. bandaj ile) ve zorlanmadan kaçının. İlgili uzmana danışın.</p>
<p>Ek Uygulamalar: Baldır kaslarına masaj. Topuğun ayakkabı içine konacak bir parça i!e yükseltilmesi (Bu, aşil tendonuna binen yükü azaltıp iyileşmeyi hızlandıracaktır. Bir gel sürülerek belirtiler gerilinceye kadar tedaviye devam edilir.</p>
<p>Tedavisi Sonrası: Baldır kasları için germe egzersizleri. Antrenmanlardan sonra tendon ve çevresine buz ile soğuk uygulama. Uzun süren bazı lezyonların tamamen iyileşmesi için egzersiz, ultrason, TENS tedavilerini içeren fizik tedavi kürleri uygulanabilir.</p>
<p>Korunma: Beslenme ile uygun magnezyum alınması sorunlara karşı önlemlerden birisi olabilecektir. Spora başlamadan önce ısınma ve germe egzersizleri yapılmalı kaslar ısıtılmalı ve esnetilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/22/asil-tendiniti/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Spor Yaralanmalarına Giriş</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/22/spor-yaralanmalarina-giris/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/22/spor-yaralanmalarina-giris/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 May 2008 06:27:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Spor Yaralanmaları]]></category>

		<category><![CDATA[kas yırtılması]]></category>

		<category><![CDATA[lif atması]]></category>

		<category><![CDATA[menisküs]]></category>

		<category><![CDATA[menisküs tedavisi]]></category>

		<category><![CDATA[menüsküs]]></category>

		<category><![CDATA[spor]]></category>

		<category><![CDATA[tendon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/?p=212</guid>
		<description><![CDATA[Spor yaralanmaları terimi, vücudun tamamının veya bir bölgesinin, normalden fazla bir kuvvetle karşılaşması sonucunda, dayanıklılık sınırlarının aşılmasıyla ortaya çıkan durumları kapsar. Spor yaralanmalarının çoğu sadece spor yapanlarda değil, spor yapmayan kişilerde de ortaya çıkabilir. Ancak mesleği spor olanlarda kas iskelet-sistemi ve kardiovasküler (kalp-damar) sistemin üst seviyede olması ve bu seviyenin devamlı korunması mecburiyeti yaralanmanın hızlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Spor yaralanmaları terimi, vücudun tamamının veya bir bölgesinin, normalden fazla bir kuvvetle karşılaşması sonucunda, dayanıklılık sınırlarının aşılmasıyla ortaya çıkan durumları kapsar. Spor yaralanmalarının çoğu sadece spor yapanlarda değil, spor yapmayan kişilerde de ortaya çıkabilir. Ancak mesleği spor olanlarda kas iskelet-sistemi ve kardiovasküler (kalp-damar) sistemin üst seviyede olması ve bu seviyenin devamlı korunması mecburiyeti yaralanmanın hızlı ve aktif bir rehabilitasyon programı ile tedavisini mecburi kılar.<span id="more-212"></span><br />
<a href="http://www.turanuslu.com/wp-content/uploads/2008/05/sporyaralanmalari.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-213" title="Spor yaralanmaları" src="http://www.turanuslu.com/wp-content/uploads/2008/05/sporyaralanmalari.jpg" alt="" width="400" height="285" /></a><br />
Günümüzde spor yaralanmasının sporcuyu sadece bedensel olarak değil, ruhsal olarak da etkilediği, bu sebeple sporcunun bir ekip tarafından değerlendirilip rehabilite edilmesi gerektiği bilinmektedir. Bu ekipte fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı yada ilgili uzmanın yanında;</p>
<p><strong>Aktif ekip üyeleri:</strong> Takım doktoru, sporcu, antrenör<br />
<strong><br />
Yardımcı ekip üyeleri: </strong>Yaralanmanın cinsine göre, ortopedi ve travmatoloji uzmanı, acil uzmanı, göz uzmanı, deri hastalıkları uzmanı, nörolog.</p>
<p><strong>İlgili teknik personel: </strong>Fizyoterapist, spor terapisti, tıbbi teknisyen, hemşire, ortez-protez teknisyeni gibi üyeler yer alır.</p>
<p>Sportif faaliyetler sırasında çok değişik yaralanmalarla karşılaşılabilir. Bunların % 75’i önemsizdir ve bir sorun oluşturmadan iyileşir. % 25’i ise sportif faaliyete ara vermeyi gerektiren kısa veya uzun süreli tedaviye ihtiyaç duyar. Bu travmalar sırasında bazı faktörler yaralanmayı kolaylaştırır ve iyileşme süresini uzatır. Bunlar;</p>
<p><strong>Spor yaralanmasına sebep olan faktörler :</strong><br />
1. Yorgunluk ve aşırı yüklenme,</p>
<p>2. Önceden geçirilmiş ve tam tedavi edilmemiş yaralanmalar,</p>
<p>3. Soğuk, aşırı gerilme ve enfeksiyon gibi etkenlere bağlı gelişen kas ve eklem sertlikleri,</p>
<p>4. Geçirilmiş yaralanma veya eğitimsizlik nedeniyle oluşan kas zayıflıkları,</p>
<p>5. Kaslar arası güç dengesizliği,</p>
<p>6. Spor araç ve gereçlerinde yetersizlik,</p>
<p>7. Bedensel hazırlığın tam olmaması, ısınma eksikliği,</p>
<p>8. Spor dalının sporcuya uygun olmaması,</p>
<p>9. Yetersiz teknik,</p>
<p>10. Ruhsal yönden hazır olmama,</p>
<p>11. Aşırı rekabet, yarışmalı sporlar</p>
<p>12. Hastalıklar.</p>
<p><strong>Sınıflama:</strong><br />
Spor yaralanmaları çok kaba bir yaklaşımla iki gruba ayrılabilir;</p>
<p><strong>a. Akut yaralanmalar:</strong> Bedenin bir bölgesinin veya tümünün, aniden aşırı bir kuvvetle karşılaşması sonucu oluşur. Olay anidir, hafif veya şiddetli olabilir. Düşme, darbe, distorsiyon, kesi, zedelenme, burkulma, çıkık ve kırıklar bu gruba girer.</p>
<p><strong>b. Aşırı kullanım yaralanmaları:</strong> Sürekli tekrarlayan hareketlere bağlı mikro travma ve zorlanma sonucu ortaya çıkar. Tendinit, stres fraktürü örnekleridir. Oluşumunda dış etkenler yanında bazı yapısal faktörlerde rol oynar.</p>
<p>Alt ekstremiteyi oluşturan yapıların düzgün olmaması: Düz tabanlık, çukur ayak, bacak kemiklerinin düzgün olmaması,</p>
<p>Bacak boylarında eşitsizlik: İki bacak arası 20mm.’den fazla fark olması, omurga eğriliği ve kısa bacak tarafında kalça adduktor ve rotatorlarında zayıflığa yol açar,</p>
<p><strong>Kas zayıflıkları: </strong>Daha önce geçirilmiş sakatlık ve cerrahi müdahalelere bağlı eklem esnekliği, gevşekliği.<br />
<strong><br />
Spor yaralanmalarından korunma:</strong><br />
Spor yaralanmalarını tamamen önlemek mümkün değildir.</p>
<p>Bazı kurallara uyulup bir takım tedbirler alındığında spor yaralanmalarını en aza indirmek mümkündür.</p>
<p>Bunları kısaca şöyle özetleyebiliriz;</p>
<p><strong>Spor yapılan yerle ilgili tedbirler:</strong> Spor sahaları yeterince çimlendirilmeli, zemin düzgün ve kuru olmalı, çarpmalara karşı sütun ve direkler desteklenmeli, yüzme havuzlarında su içi işaretler net olarak görülmelidir. Havuzun derinliği mutlaka belirtilmelidir.</p>
<p><strong>Spor malzemelerinin cinsi ve kalitesi:</strong> Kullanılan malzeme mevsime ve sporun cinsine uygun olmalıdır.</p>
<p><strong>Koruyucu malzemeler:</strong> Özellikle kafa travmalarının sık olduğu boks, bisiklet, motosiklet ve beyzbol gibi sporlarda kask, futbolcularda krampon çarpmasını önlemek için çorap içine plastik koruyucular kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>Sporcuyla ilgili tedbirler:</strong> Sağlıklı ve düzenli bir yaşam, düzenli sağlık kontrolleri, antrenman ve müsabakadan önce yeterince ısınmak, germelerin yapılması sporcunun yaralanma riskini düşüren faktörlerdir.</p>
<p><strong>Spor tiplerine göre yaralanmalar:</strong><br />
Bazı tip yaralanmalar bazı spor dallarında daha fazladır.</p>
<p>- Futbol: Rektus abdominis (düz karın kası) kası zorlanması, iliopsoas (kasık kası) tendiniti, kalça adduktor (bacakları orta hatta tutan kaslar) zorlanması, osteitis pubis</p>
<p>- Yüzme: Omuz çevresi zorlanması, sıkışma sendromu</p>
<p>- Halter: Triseps tendiniti, rektus abdominis zorlanması kalça adduktor zorlanması, bel fıtıkları, omurlarda erken dönemlerde olan kireçlenmeler</p>
<p>- Tenis: Lateral epikondilit, bisipital tendinit, omuz ve dirsek zorlanmaları</p>
<p>- Basketbol: Aşil tendiniti, tibialis anterior ve posterior zorlanması</p>
<p>- Voleybol: Aşil tendiniti, omuz sublukasyonu, bisipital tendinit.</p>
<p>- Ayrıca; futbolcularda diz ekleminde, haltercilerde dirsek, faset ve sakroiliak eklemlerde, jimnastikçilerde el bileği, dirsek, faset ve kalça eklemlerinde, koşucularda diz ve ayak bileği eklemlerinde erken dejeneratif değişiklikler (yozlaşmalar) meydana gelme riski yüksektir.</p>
<p><strong>Yaralanmalar</strong><br />
Büyük oranda kas iskelet sistemiyle ilgilidir. Kaslar, kemikler, eklemler, ligamentler (bağlar) ve tendonlar (kirişler) yaralanabilir. Bu yaralanmalar ve alınması gereken tedbirler kısaca şu şekilde özetlenebilir.<br />
<strong><br />
Kas Yaralanmaları</strong><br />
Tüm spor yaralanmalarının % 4–15’ini oluşturur. Basit burkulma ve gerilmeler hesaba katılırsa % 30’a çıkar. Kasların daha önce başka faktörlerle zayıflamış olması travmayı kolaylaştırır. Kas–tendon kompleksinin aniden aşırı yükle karşılaşması, değişik derecelerde kas hasarına yol açar,</p>
<p><strong>a-Birinci derece kas hasarı: </strong>Yırtılma yok, aşırı zorlanmaya bağlı ödem vardır. Kasın pasif gerilmesi ağrılıdır.</p>
<p><strong>b-İkinci derece hasarı:</strong> Kas liflerinin bir kısmının kopmasına rağmen tam kesi yoktur. Hareketi yapmaya devam eder ancak hareketler çok ağrılıdır. Kasta şişlik ve spazmla birlikte yaralanma yerinde ekimoz (morarma)</p>
<p><strong>c-Üçüncü derece hasar: </strong>Kas tamamen yırtılmıştır. Yaralanma yerindeki şiddetli ağrı zaman içinde azalır. Komple hareket kaybı vardır. Yırtılan kas kitlesinin toplanmasına bağlı şişlik ve önünde çukurluk vardır. Renk değişimi ve şiddetli spazm saptanır.</p>
<p>Hasar derecesi, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, MR, ve CPK, LDH enzimlerinin değerlendirilmesi ile saptanır. Hangi derecede olursa olsun akut dönemde yapılması gereken istirahat–buz–bandaj ve yükseltmedir (rest, ice, compretion, elavation, RICE protokolü). Buz iki saatte bir 20 – 30 dakika uygulanır. Hareket çok ağrılıysa ekstremite atele alınır, esneklik ve eklem hareket açıklığı egzersizlerine başlanmalıdır.</p>
<p>Kas kitlesinin % 50’den fazla yırtıldığı 2o ve 3o hasarlarda cerrahi onarım gerekir. Cerrahi müdahalenin yeri, büyüklüğü ve tipine göre müdahale sonrası uygun egzersiz programlarına en kıs zamanda başlanır.<br />
<strong><br />
Bağ yaralanmaları</strong><br />
Genellikle şiddetli darbeler veya aşırı gerilmeler sonucu oluşur. Kas yaralanmalarında olduğu gibi. Liflerde yırtık olmaması (sadece aşırı gerilimin olması) kısmi yırtık ve tam yırtık olmasına göre üç derecede sınıflanır. Akut dönemde lezyon bölgesinde şişlik, ekimoz, hassasiyet ve ilgili eklemlerde stabilite bozukluğu saplanabilir. Ağrı ve stabilite bozukluğu hareket bozukluğuna yol açarak hastanın yardımcı bir cihaz kullanmasını gerektirebilir. Özellikle diz ve ayak bileğinde sık olarak rastlanır. Dizde çapraz bağların, özellikle ön çapraz bağın ayrı bir önemi vardır.</p>
<p>Ön çapraz bağ yararlanmaları, sporcuların uzun süre spordan uzak kalmasına sebep olan önemli yararlanmalardandır. Çapraz bağ yararlanmaları muayene ve MR ile teşhis edilir.</p>
<p>Bir diğer sık görülen bağ yararlanmaları ayak bileği bağındaki yararlanmalardır. Ayak bileğinin iç yanı, talovaniküler, ön talotibial, kalkanetotibial ve arka talotibial bantlardan oluşan kuvvetli deltoid bağla güçlendirilmiştir. Bu sebeple ayak bileği yararlanmalarının büyük çoğunluğu daha zayıf olan dış kollateral bağın hasarı şeklindedir. Ayak bileğinin ani içe dönmesi anterior talofibular ve kalkaneofibular bağ yararlanmasına yol açar.</p>
<p>Bağ yararlanmalarının temel prensipleri de kas yararlanmasının tedavi prensipleri gibidir. Erken dönemde başlanan istirahat-buz-kompresyon ve elevasyon tedavisi, 2–3 gün sonra yerini sıcak su tedavisine bırakır, 7–10 gün içinde ise alçı veya plasterden yapılmış tespit çıkartılır. Ağrı ve enflamasyonla mücadele etmek için fizik tedavi araçlarından yararlanılabilir. Şişlik ve hassasiyet geçtikten sonra ise, en kısa zamanda rehabilitasyon programına alınmalı ve aktif spor hayatına mümkün olduğunca erken dönüş sağlanmaktadır.</p>
<p><strong>Tendon (kiriş) yararlanmaları</strong><br />
Genelde aşırı kullanım sonrası olur. Lokal kas zayıflığı ve şok emme etkisinin azalması tendonları aşırı yükleyerek aslında elastik bir yapıya sahip tendonların bu özelliklerini yitirerek, çevreye sürtünmeleri ve yangı gelişimine yol açar. Enflamasyonun yayılması sinovial kılıf içinde yapışıklıkların oluşumuna sebep olarak peritendinit (tendon çevresi yangısı) veya tenosinovit denilen tablonun oluşumuna yol açar. Bu olay en sık, Aşil tendonu, omuzda rotator manşon, dirsek ekstansör tendonu, abduktor pollisis longus ve ekstansör pollisis brevis tendonlarında görülür.</p>
<p>Aşil tendon yaralanmaları en sık görülenidir. Sporcu koşarken aniden durur. Lokal ağrı yanında kopma yerinin üst tarafında bir boşluk saptanır. Parmak ucunda yürümek güçleşir. Baldır kasları elle sıkıldığında normalde ayakta plantar fleksiyon görülür, ancak Aşil kopmuşsa bu hareket saptanamaz.</p>
<p>Kesin teşhis ultrasonografi ve MRI ile konulur. Tedavi kas ve ligaman yararlanması prensipleri ile aynıdır.</p>
<p><strong>Menüsküs yararlanmaları</strong><br />
Menüsküsler, bükülme ve doğrulma (fleksiyon-ekstansiyon) hareketi sırasında femurun tibia üzerinde iç ve dış rotasyon hareketine yardımcı olur ve eklem stabilitesinin artmasına katkıda bulunur. Fleksiyon sırasında menüsküslerin arka yarısı tibial ve femoral kondiller arasına sıkışır ve bu sırada ani rotasyonla beraber ekstansiyon yapılırsa menüsküs hasarı ortaya çıkar. Şişlik 24 saatte tam olarak yerleşir, bazı olgularda kilitlenme veya boşalma olabilir. Genellikle ekstansiyon (doğrultma) hareketinin son 10o si yapılamaz. Tanıyı destekleyen görüntüleme yöntemleri ise, kontrastlı artrografi, artroskopi ve MRI olarak özetlenebilir.</p>
<p>Tedavi akut dönemde istirahat, buz, kompresyon (bandaj), yükseltme (İBKE) uygulanır. Hasta ekstremite üzerine basmaya izin verilmez ancak erken dönemde izometrik egzersizler ve düz bacak kaldırma egzersizlerine başlanır. Hastanın durumuna göre cerrahi uygulanır, en sık uygulanan cerrahi menisektomidir. Bu operasyondan sonra gelişen bağ dokusundan zengin tamir dokusu, çıkarılan menüsküs parçasının kaybının kısmen yerine geçer. Cerrahi müdahalelerden sonra 2. günden itibaren egzersizlere başlanır, özellikle ayağın devamlı yerle temas ettiği “kapalı kinetik zincir egzersizleri” uygulanır.</p>
<p><strong>Kırık ve çıkıklar</strong><br />
Kırıklar açık veya kapalı tipte olabilir. Kırık olan bölgede ağrı, şişlik, şekil bozukluğu ve anormal hareket vardır. Radyolojik değerlendirme il teşhis konulur. Erken dönemde stabilizasyon, daha sonra kırıklığın tipine göre alçılama veya cerrahi müdahale uygulanır.</p>
<p>Çıkıklarda ise eklemin bütünlüğü bozulmuştur. En sık, omuz, dirsek, kalça ve ayak bileğinde görülür. Akut dönemde immobilizasyon, radyolojik değerlendirme sonucunda, redüksiyon ve bandajlama uygulanır.</p>
<p>Kısaca özetlenmeye çalışılan spor yaralanmalarında ayrıca, kafa travmalarında ani ölümlere kadara çok daha ağır tablolar olabilir. Ancak bunlar seyrek görülen yaralanmalardır. Yoğun olarak görülen, sporcunun spor hayatını etkileyen kas-iskelet sistemi problemlerinde ise, mümkün olduğunca yaralanmayı önlemek, herhangi bir yaralanma olduğunda ise hızla yoğun bir tedavi ve rehabilitasyon programı uygulayarak sporcuyu mümkün olan en kısa sürede en sağlıklı olarak spor hayatına döndürmektir. Unutulmamalıdır ki yetersiz tedavi ve erken spora dönüş bir sonraki travmayı kolaylaştıran en önemli sebeptir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/22/spor-yaralanmalarina-giris/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Femur Başı Epifiz Kayması</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/femur-basi-epifiz-kaymasi/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/femur-basi-epifiz-kaymasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 04:35:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doç. Dr. Turan Uslu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Çocuklarda Ağrılı Sendromlar]]></category>

		<category><![CDATA[femur başı epifiz kayması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.romatizma.us/femur-basi-epifiz-kaymasi/</guid>
		<description><![CDATA[Kalça eklemi büyüme çağında erişkinlerden farklı olarak büyüme kıkırdağına sahiptir ve büyüme buradan olur. Femur başı epifiz kayması, uyluk kemiğinin (femur) büyüyen ucunun (epifiz) kemiğin gövdesi üzerinde kayması ile oluşur. Tek veya iki kalçada birden olabilir. 11-16 yaşlardaki özellikle erkek çocuklarda kalça ağrısı ve topallama şikayeti ie başlar.
KİMDE GÖRÜLÜR?
Genellikle 11-16 yaş arasında olur. En sık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalça eklemi büyüme çağında erişkinlerden farklı olarak büyüme kıkırdağına sahiptir ve büyüme buradan olur. Femur başı epifiz kayması, uyluk kemiğinin (femur) büyüyen ucunun (epifiz) kemiğin gövdesi üzerinde kayması ile oluşur. Tek veya iki kalçada birden olabilir. 11-16 yaşlardaki özellikle erkek çocuklarda kalça ağrısı ve topallama şikayeti ie başlar.<span id="more-206"></span><img src="http://www.romatizma.us/wp-content/uploads/femurbasiepifiz.gif" alt="femurbasiepifiz.gif" /><br />
<strong>KİMDE GÖRÜLÜR?</strong><br />
Genellikle 11-16 yaş arasında olur. En sık şişman çocuklarda ve erkeklerde görülür. Nedeni genellikle bilinmez. İki tipi vardır:</p>
<p>* 1. stabil (sabit) olan<br />
* 2. kaymaya eğilimli olan (sabit olmayan).</p>
<p><strong>SABİT VE SABİT OLMAYAN FEMUR BAŞI EPİFİZ KAYMASININ FARKI NEDİR?</strong><br />
Eğer çocuk yardımsız veya yardımla yürüyebiliyorsa epifiz kayması sabittir kayma ilerlemeyecek demektir. Vakaların %90’ından fazlası sabittir. Yardımla bile yürüyemeyen hastalarda epifiz kayması sabit değildir. Bu tür kayma genellikle spor yaralanması ya da düşme gibi bir travmayı takiben ortaya çıkar. Düşme nedeniyle sabit kayma sabit olmayan kaymaya da dönüşebilir.</p>
<p><strong>BELİRTİLERİ NELERDİR?</strong><br />
Sabit kaymada çocukta istirahatla düzelebilen kalça ekleminde tutukluk ortaya çıkar. Bir süre sonra bu sertlik yürürken aksamaya neden olabilir ve gelip geçen ağrılar başlayabilir. Ağrının kalçada olması gerekmez; kasıkta, uylukta veya dizde hissedilebilir. Daha sonra, çocuk kalçasını hareket ettirme yeteneğini kısmen kaybedebilir. Bacak genellikle dışa doğru döner. Bu bacak diğerinden daha kısa görülebilir. Çocuk oyun oynayamaz veya eğilerek ayakkabılarını bağlamak gibi bazı basit işleri yerine getiremez. Belirtiler yavaş veya hızlı olarak ilerleyebilir. Sabit olmayan kaymada çocuğun şiddetli ağrısı vardır. Ağrı kırık varmışçasına şiddetlidir. Çocuk bu bacağını hareket ettiremez. Eğer sabit olmayan kaymadan şüphe ediliyorsa bacak hareket etmeye zorlanmamalıdır. Zorlama kaymayı daha da artırabilir.</p>
<p><strong>FEMUR BAŞI EPİFİZ KAYMASI NASIL TEŞHİS EDİLİR?</strong><br />
Röntgen filminin çekilmesi gerekir. Kalçanın duruşu, muayene bulguları ve gerekli durumlarda başka tetkiklerde yapılabilir.</p>
<p><strong>TEDAVİ</strong><br />
Tedavisi genellikle ameliyatla mümkündür. Bu tedavinin sonuçları çok iyidir, tedavi edilmeyen hastalarda kalça eklemi beslenmesi bozulabilir, veya kıkırdak yapı dejenere olur (kondrolizis).</p>
<p><strong>ÇOCUK NE ZAMAN NORMAL AKTİVİTESİNE DÖNEBİLİR?</strong><br />
Tam iyileşme zaman alır. Çocuğunuz ameliyattan sonra 4-6 hafta koltuk değneği kullanacaktır. Daha sonra yavaşça koşma ve diğer sporlara başlayabilir.</p>
<p><strong>ÇOCUĞUM TAMAMEN İYİLEŞECEK Mİ?</strong><br />
Eğer erken tanı konursa, özellikle sabit kaymalarda, tamamen iyileşme şansı çok yüksektir. Fakat, femur başı epifiz kayması geçiren çocukların bir kısmında ileri yaşlarda osteoartrit (eklem kireçlenmesi) gelişebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/femur-basi-epifiz-kaymasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukluk Çağında Sık Görülen Ağrı Sendromları</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/cocukluk-caginda-sik-gorulen-agri-sendromlari/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/cocukluk-caginda-sik-gorulen-agri-sendromlari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 04:22:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doç. Dr. Turan Uslu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Çocuklarda Ağrılı Sendromlar]]></category>

		<category><![CDATA[bölgesel idiopatik kas iskelet ağrı sendromu]]></category>

		<category><![CDATA[büyüme ağrıları]]></category>

		<category><![CDATA[çocuk hastalıkları]]></category>

		<category><![CDATA[çocuk sağlığı]]></category>

		<category><![CDATA[çocuklarda sık görülen ağrılı sendromlar]]></category>

		<category><![CDATA[diz ağrısı]]></category>

		<category><![CDATA[eritromelalji]]></category>

		<category><![CDATA[femur başı epifizi]]></category>

		<category><![CDATA[Fibromiyalji Sendromu]]></category>

		<category><![CDATA[freiberg hastalığı]]></category>

		<category><![CDATA[geçici sinovit]]></category>

		<category><![CDATA[iyi huylu hipermobilite sendromu]]></category>

		<category><![CDATA[legg calvé perthes]]></category>

		<category><![CDATA[Osgood - Schlatter]]></category>

		<category><![CDATA[osteokondrozlar]]></category>

		<category><![CDATA[patellofemoral ağrı]]></category>

		<category><![CDATA[sever hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.romatizma.us/cocukluk-caginda-sik-gorulen-agri-sendromlari/</guid>
		<description><![CDATA[1) Fibromiyalji sendromu
Fibromiyalji, “yaygın, nedeni bilinmeyen (idiopatik) kas-iskelet ağrı sendromu” grubuna dahildir.
Nedir?
Fibromiyalji, uzun süreli yaygın kas-iskelet ağrıları, yumuşak dokularda (kas ve tendon) hassas noktalar ve şiddetli yorgunlukla karakterize bir hastalıktır.
Ne kadar sıktır?
Fibromiyalji, özellikle yetişkinlerde ortaya çıkar. Hastalık daha çok ergenlik çağında olmak üzere çocuklarda seyrek olarak bildirilir. Kızlar erkeklerden daha sık etkilenir. Bu hastalığı olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1) Fibromiyalji sendromu</strong><br />
Fibromiyalji, “yaygın, nedeni bilinmeyen (idiopatik) kas-iskelet ağrı sendromu” grubuna dahildir.<span id="more-205"></span></p>
<p>Nedir?<br />
Fibromiyalji, uzun süreli yaygın kas-iskelet ağrıları, yumuşak dokularda (kas ve tendon) hassas noktalar ve şiddetli yorgunlukla karakterize bir hastalıktır.</p>
<p>Ne kadar sıktır?<br />
Fibromiyalji, özellikle yetişkinlerde ortaya çıkar. Hastalık daha çok ergenlik çağında olmak üzere çocuklarda seyrek olarak bildirilir. Kızlar erkeklerden daha sık etkilenir. Bu hastalığı olan çocuklar idiopatik kas ve iskelet ağrı sendromu olan çocuklarla birçok özelliği paylaşırlar.</p>
<p>Tipik klinik özellikleri nelerdir?<br />
Hastalar dokuların derinlerinde yaygın ağrıdan şikayetçidirler. Ağrının şiddeti değişkendir. Ağrı vücudun her iki kısmında, üst ve alt ekstremitede olabilir. Uyku yetersizdir ve hasta sabahları doyurucu olmayan, kalitesiz bir uykudan kalktığını ifade eder ve kendini yeterli süre uyusa bile yorgun hisseder. Başka bir önemli şikayet fiziksel kapasiteyi sınırlandıran şiddetli yorgunluktur. Hastalar sıklıkla baş ağrısı, kollar ve bacaklarda şişkinlik hissi (olmadığı halde) ve uyuşukluk gibi şikayetler bildirirler. Bu belirtiler tedirginlik, depresyon ve çok fazla okul devamsızlığına neden olur.</p>
<p>Nasıl tanı konur?<br />
Tanı, 3 aydan fazla süren dört vücut alanında yaygın ağrı ve fizik muayenede 18 hassas noktadan 11’inde ağrı bulunması ile konur. Ağrılı noktalar, klinik olarak ağrı ölçmeye yarayan hassas bir alet olan dolorimetre kadar güvenilir olabilen baş parmak basısı ile değerlendirilir.</p>
<p>Tedavi nasıl yapılır?<br />
Öncelikle hastaya ve aileye, her ne kadar ağrı şiddetli ve gerçek olsa da bu ağrıların hastaya fiziksel bir zarar vermeyeceği, ileride bir sakatlığa yol açmayacağı anlatılmalı ve ağrıların yarattığı tedirginlik azaltılmalıdır. Tedavi değişik uzmanlık dallarından hekimlerin takım yaklaşımı ile yapılır ve üç temel ayağı vardır. En önemlisi yoğun ve sürekli bir egzersiz programının başlatılmasıdır. Bu anlamda en iyisi yüzme egzersizleridir. İkinci önemli yaklaşım psikolojik tedavidir. Bireysel ya da grup olarak düşünsel, davranışçı psikoterapi yöntemlerini kapsar. Üçüncü yaklaşım ise ilaç tedavisidir. Özellikle hastanın uykusunu düzenlemek ve ağrısını azaltmak amacıyla bazı hastalara ilaç tedavisi başlatılabilir. Uyku sırasında boyun desteği sağlayan özel yastık kullanımı yardımcı olabilir.</p>
<p>Sonuç<br />
Hastanın kendi çabası ve ailesinin desteği olmaksızın hastalığın düzelmesi kolay değildir. Genellikle çocuklarda sonuç erişkinlerden çok daha iyidir ve çoğunda tam iyileşme görülür. Düzenli fiziksel egzersiz programına uymak iyileşmede en önemli rolü oynar.</p>
<p><strong>2) Bölgesel idiopatik kas-iskelet ağrı sendromu:</strong> Eş anlamlıları:<br />
Refleks sempatetik distrofi, kompleks bölgesel ağrı sendromu tipi<br />
Nedir?<br />
Sıklıkla deri değişiklikleriyle giden, nedeni bilinmeyen aşırı derecede şiddetli kol, bacak ağrısı.</p>
<p>Ne kadar sıktır?<br />
Sıklığı üzerine güvenilir bir veri yoktur. Ne var ki, ergenlerde (ortalama başlangıç yaşı 12 civarında) ve kızlarda daha sık olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Esas belirtiler nelerdir?<br />
Genellikle, tedavilere cevap vermeyen ve zaman içinde artan, uzun süreli ve çok şiddetli kol, bacak ağrısı hikayesi vardır. Sıklıkla etkilenen kol ve bacağın kullanılamaması ile sonuçlanır. Allodinia denen çoğu insanda ağrısız olan duyuların (hafif dokunma) bu hastalarda şiddetli ağrıyla sonuçlanması durumu söz konusudur. Bu yakınmaların birlikteliği hasta çocuklarda günlük aktivitelerde problem yaratır ve genellikle çok fazla okul devamsızlığına neden olur. Çocukların bazılarında zamanla deri rengi (soluk ve mor alaca görünüm), ısısı(genellikle düşük) ve terlemesinde değişiklikler oluşur. Bazen çocuk kol ya da bacağını uygunsuz bir postürde tutarak hareket ettirmeyi ret eder ve zamanla o bölgede kullanmamaya bağlı hareket kısıtlılıkları ortaya çıkabilir.</p>
<p>Tanı nasıl konur?<br />
Birkaç yıl öncesine kadar bu sendromlar değişik isimlerle adlandırılıyorsa da, günümüzde çoğunun kaynağının bilinmediği ve tedavilerinin aynı olduğu göz önünde bulundurularak aynı şemsiye altına konmuş ve bölgesel kas-iskelet ağrı sendromları adını almışlardır. Hastalığın tanısı için bir dizi kriter kullanılmaktadır. Tanı kliniktir ve ağrının özelliklerine (şiddetli, uzun süreli, aktivite kısıtlayan, tedaviye cevapsız; allodinia varlığı) ve fizik muayeneye dayalıdır. Şikayetlerin ve klinik bulguların ortak sonuçları oldukça karakteristiktir. Tanı, genelde diğer hastalıkların dışlanması ile konur ve zaten çoğu zaman hasta, çocuk romatoloğuna gelene kadar ayırıcı tanı yapılmış olur. Laboratuar bulguları normaldir.</p>
<p>Tedavisi nasıl yapılır?<br />
En çok işe yarayan yaklaşım, bir fizyoterapist gözetiminde, kademeli fiziksel egzersiz tedavi programının başlatılmasıdır; psikoterapi de yararlı olabilir. Tedavi hem çocuk hem aile, hem de tedavi eden ekip açısından sabır gerektirir. Hastalığın neden olduğu stres yüzünden genellikle psikolojik müdahale gereklidir. Kesin sonuçları olmaksızın pek çok değişik tedavi seçeneği (anti-depresanlar, biyolojik geri besleme yöntemleri,TENS, davranışçı tedaviler) tek başına ya da birlikte, önerilmiştir.</p>
<p>Sonuç<br />
Bu hastalık, çocuklarda yetişkinlere göre daha iyi zonuçlanır. Hemen hemen tüm çocuklar sonunda iyileşir.</p>
<p>Günlük yaşam<br />
Çocuk, düzenli olarak okula giderek ve yaşıtlarıyla ilişki kurarak normal aktivite düzeyine erişmek için cesaretlendirilmelidir</p>
<p><strong>3) Eritromelalji</strong></p>
<p>Eritromalji olarak da bilinir. Hastalığın adı, ayrı anlamları olan eski yunanca 3 sözcükten gelmektedir: Eritros(kırmızı), melos(uzuv),algos (ağrı). Çok nadirdir fakat bazı ailelerde yaygın olabilir. Çoğu çocuk hastalık bulgularını gösterdiğinde 10 yaşındadır. Kızlarda daha sıktır. Hastalık, sıcak, kırmızı, şişkin ayaklarda ya da nadiren ellerde yanma hissi ile karakterizedir. Belirtiler ısıya maruz kalınmasıyla kötüleşir ve uzuvların soğutulmasıyla rahatlar. Bu yüzden bazı çocuklar ayaklarını buzlu sudan çekmeyi reddederler. Hastalığın seyri değişkendir. Isıdan ve ağır egzersizden kaçınmak en yararlı tedavi yaklaşımı gibi görünmektedir.Erişkinlerde işe yaradığı kanıtlanmış olan nonsteroidal anti inflamatuar ilaçlara cevap çocuklarda genellikle kötüdür. Damar genişleticiler işe yarayabilir.</p>
<p><strong>4) Büyüme ağrıları</strong><br />
Nedir?<br />
Büyüme ağrıları, genellikle 10 yaşından daha küçük çocuklarda ortaya çıkan kol ve bacaklarda karakteristik ağrı biçimini ifade eden iyi huylu bir sendromdur.</p>
<p>Ne kadar sıktır?<br />
Kol ve bacaklarda ağrı olması pediatride uzman bakımını gerektiren en önemli nedenlerdendir. Bunların arasında büyüme ağrıları en sık olanıdır. Dünya yüzeyinde çocukların %10-20’si büyüme ağrısı çekmektedir ve daha çok 3-12 yaşları arasında görülür. Kız ve erkek çocuklarda etkilenme benzerdir.</p>
<p>Esas belirtiler nelerdir?<br />
Ağrı çoğunlukla bacaklardadır (deri, baldır, diz arkası veya uyluk ) ve genellikle iki taraflıdır. Ağrı genellikle akşam ya da gece ortaya çıkar ve sıklıkla çocuğu uyandırır. Ebeveynler, yaygın olarak çocuklarının artmış fizik aktiviteden sonra ağrı geliştirdiğini bildirmiştir. Ağrının süresi genelde 10-30 dakika sürer fakat, dakikalarla saatler arasında değişir. Ağrının şiddeti hafif ya da ağır olabilir. Büyüme ağrıları günler ve aylarca süren ağrısız dönemlerle giden, aralıklı bir ağrıdır. Bazı olgularda ağrı her gün ortaya çıkabilir.</p>
<p>Tanı nasıl konur?<br />
Normal fizik muayene ile birlikte karakteristik ağrı bulgularının olması bizi tanıya götürür. Laboratuar testleri ya da röntgen filmlerine gerek yoktur; hepsi normaldir.</p>
<p>Tedavi seçenekleri nelerdir?<br />
Olayın iyi huylu olduğunun açıklanması çocukta ve ailedeki tedirginliği azaltabilir. Ağrı atakları sırasında bölgeye masaj yapılması ve hafif ağrı kesiciler yardımcı olabilir. Sık atakları olan çocuklarda akşamları bir doz ibuprofen ağrıyı azaltabilir hatta önleyebilir.</p>
<p>Sonuç<br />
Büyüme ağrıları herhangi bir organik hastalık ile ilişkili değildir ve genellikle geç çocukluk döneminde düzelir. Çocukların %100’ünde ağrı büyüdüklerinde kaybolur.</p>
<p><strong>5) İyi huylu hipermobilite sendromu</strong><br />
Nedir?<br />
İyi huylu hipermobilite sendromu (BHS), konjenital ya da bağ dokusu hastalığı olmaksızın eklemlerin artmış elastikliği nedeniyle (eklem hareket açıklığı) ağrımasıdır. Bu yüzden, BHS hastalıktan çok normal bir bulgudur.</p>
<p>Başlıca belirtileri nelerdir?<br />
Hipermobilite sıklıkla dizler, ayak ve ayak bileklerinde, günün sonu veya gece, aralıklı, derin ve tekrarlayan ağrıya sebep olur. Piyano, viyolonsel vb . çalan çocukların daha çok parmakları etkilenir. Fiziksel aktivite ve egzersiz ağrıyı tetikler veya şiddetlenir. Nadiren hafif eklem şişliği olabilir.</p>
<p>Tanı nasıl konur?<br />
Eklem hipermobilitesini tanımlamak için hazırlanmış kriterlere göre konur.</p>
<p>Tedavi nasıl yapılır?<br />
Tedavi nadiren gereklidir. Eğer çocuk futbol veya jimnastik gibi bazı zorlayıcı sporlar yapıyor ve sürekli eklem incinmesi/ yırtılması gelişiyorsa kas güçlendirme ve eklem koruma (dizlik vb.) gereklidir.</p>
<p>Günlük yaşam<br />
Hipermobilite yaş ile birlikte azalan iyi huylu bir durumdur. Aileler başlıca riskin, çocukların normal hayatlarını sürdürmelerini engellemek olduğunun bilincine varmalıdır. Çocukların, ilgilendikleri sporu yapmak da dahil, normal bir aktivite düzeyini korumaları desteklenmelidir.</p>
<p><strong>6) Geçici sinovit</strong><br />
Toksik sinovit, iritabl kalça<br />
Nedir?<br />
Kalça ekleminde bilinmeyen nedenle sıvı birikimi ve hiçbir hasar bırakmadan kendiliğinden iyileşmesidir.</p>
<p>Ne kadar sıktır?<br />
Çocukluk çağında en sık rastlanan kalça ağrısı nedenidir. 3-10 yaş arası çocukların %2- 3’ünü etkiler. Erkeklerde daha sık görülür (1 kıza 3-4 erkek).&lt;</p>
<p>Başlıca belirtileri nelerdir?<br />
Kalça ağrısı ve topallamadır. Kalça ağrısı, genelde ani başlayan, kasıkta, uyluk üst bölgesinde ya da dize yansıyan ağrı şeklinde ortaya çıkabilir. En sık rastlanan tablo çocuğun uyandığında topallaması ya da yürümeyi reddetmesidir.</p>
<p>Nasıl tanı konur?<br />
Fizik muayene kısıtlı ve ağrılı kalça hareketi ile birlikte topallama vardır. Olguların %5’inde her iki kalça da tutulur. Röntgen filmleri normaldir.</p>
<p>Tedavi nasıl yapılır?<br />
Tedavinin temeli ağrının derecesi ile orantılı istirahattır. Non steroid anti inflamatuar ilaçlar ağrıyı azaltmada yararlıdır. Çok ağır ataklarda bacağa traksiyon uygulanır. Hastalık genellikle tedavisiz 6-8 günde iyileşir.</p>
<p>Sonuç<br />
Çocukların %99’undan fazlasında tam iyileşme ile sonuçlanır. Yeni geçici sinovit atakların gelişmesi nadir değildir fakat, genelde daha hafiftir ve daha kısa sürer.</p>
<p><strong>7) Patellofemoral ağrı- diz ağrısı</strong><br />
Giriş<br />
Patellofemoral ağrı en sık görülen çocukluk çağı Aşırı Kullanım Sendromudur. Bu grup hastalıklar, tekrarlanan hareketlerden ya da vücudun belli bir bölgesinin devamlı egzersize bağlı hasarından kaynaklanır. Bu hastalıklar çocuklara oranla yetişkinlerde çok daha yaygındır (tenisçi ya da golfçu dirseği, karpal tünel sendromu vb.).</p>
<p>Eş anlamlılar<br />
Patellofemoral sendrom, patellanın kondromalazisi, kondromalazi, ön diz ağrısı.</p>
<p>Nedir?<br />
Patellofemoral ağrı, patellofemoral ekleme (diz kapağı ile uyluk kemiğinin alt ucu arasında oluşan eklem) ek yük bindiren aktivitelerden kaynaklanan ön diz ağrısını ifade eder. Eğer ağrı, patellanın içe bakan yüzey dokusundaki değişikliklerle birlikte ise patellanın kondromalazisi ya da kondromalazi patella terimi kullanılır.</p>
<p>Ne kadar sıktır?<br />
Sekiz yaşın altındaki çocuklarda çok nadirdir; ergenlikte giderek daha sıklaşır. Patellofemoral ağrı kızlarda daha sıktır. Dizlerinde X- bacak (genu valgum) ya da Obacak (genu varum) gibi belirgin açılanması olan çocuklarda ve patella hastalığı (tekrarlayan gevşeklik ve çarpıklık) olanlarda daha yaygındır.</p>
<p>Başlıca belirtileri nelerdir?<br />
Koşma, merdiven inip çıkma, zıplama ve çömelme gibi aktivitelerle kötüleşen ön diz ağrısı vardır. Ağrı ayrıca, dizin bükülü kaldığı uzun süreli oturmadan sonra da kötüleşebilir.</p>
<p>Tanı nasıl konur?<br />
Sağlıklı bir çocukta patellofemoral ağrı klinik bir tanıdır (laboratuar tetkikleri ya da görüntülme teknikleri gereksizdir). Ağrı, diz kapağının üstüne bastırarak ya da uyluk kası (kuadriseps) kasıldığı zaman patellanın yukarı çıkmasını engelleyerek oluşturulabilir.</p>
<p>Tedavi nasıl yapılır?<br />
Allta yatan hastalığı (dizin açılanma bozuklukları ya da patellar gevşekliği) olmayan çocuklarda genellikle gereksizdir. Kendiliğinden iyileşen iyi huylu bir durumdur. Ağrı, spora ya da günlük aktivitelere engel oluyorsa kuadriseps güçlendirme programı başlatmak yararlı olabilir. Egzersiz sonrası buz ağrıyı hafifletir.</p>
<p>Günlük yaşam<br />
Çocuklar normal bir yaşam sürmelidir. Fiziksel aktivite miktarı ağrıya neden olmayacak gibi ayarlanmalıdır. Sporda çok aktif olan çocuklar bir dizlik ya da bant kullanabilir.</p>
<p><strong> <img src='http://www.turanuslu.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Kaymış femur başı epifizi nedir?</strong><br />
Bilinmeyen bir nedenle femur başının büyüme plağından ayrılmasıdır. Büyüme plağı, kemik dokusu arasına sıkışmış bir kıkırdak dilimidir. Kemiğin en zayıf parçasıdır ve mineralize olup tamamıyla kemiğe dönüştüğünde kemik büyümesi durur.</p>
<p>Ne kadar sıktır?<br />
Yüzbin çocukta 3-10 çocuğu etkileyen nadir bir hastalıktır. Ergenlerde ve erkek çocuklarda daha sıktır. Obezite, yatkınlaştırıcı bir faktör olarak bilinmektedir.</p>
<p>Başlıca belirtileri nelerdir?<br />
Fiziksel aktivite ile kötüleşen topallama ve bacak ağrısı ve kalça hareketliliğinde azalmadır. Ağrı, uyluğun üst 2/3 ya da alt 1/3’ünde hissedilir ve hareketle artar. Çocukların %15’inde hastalık iki kalçayı da tutar.</p>
<p>Nasıl tanı konur?<br />
Fizik muayenede azalmış eklem hareketliliği karakteristiktir. Tanı, aksiyel plan ya da kurbağa pozisyonunda çekilen röntgen filmleriyle doğrulanır.</p>
<p>Tedavi nasıl yapılır?<br />
Cerrahi çivileme: femur başının çiviler yerleştirilerek yerinde tutulmasına çalışılır.</p>
<p>Sonuç<br />
Tanıdan ne kadar önce femur başının yerinden kaydığı ve kayma derecesine bağlı olarak değişir.</p>
<p><strong>9) Osteokondrozlar</strong> (eş anlamlısı osteonekrozlar, avasküler nekrozlar)<br />
Giriş<br />
“Osteokondroz ” sözcüğü “kemik ölümü ” demektir. Etkilenen kemiklerin birincil yada ikincil kemikleşme merkezlerine kan akımının kesilmesiyle karakterize, nedeni bilinmeyen bir grup hastalıktır. Doğumda kemik, daha çok kıkırdaktan yapılan, ve zamanla mineralize olup daha dayanıklı olan kemiğe dönüşen yumuşak bir dokudur. Bu dönüşüm, her kemikte kemikleşme merkezi olarak adlandırılan belirli bölgelerde başlar ve zamanla kemiğin diğer yerlerine yayılır.</p>
<p>Nedir?<br />
Osteokondroz, kemiklerin kemikleşme merkezini besleyen kanın kaybı ve bu merkezin onarıcı kemik dokusu tarafından geriye itilmesi ile ilişkili bir süreci ifade eder. Bu rahatsızlıkların başlıca yakınması ağrıdır. Tanı görüntüleme yöntemleri ile doğrulanır. Röntgende, sıralı parçalanma (kemikte “adacıklar”), kollaps (kırılma), skleroz (yoğunluk artışı, kemik filmlerde “daha beyaz” görünüm) ve sıklıkla kemik kontürlerinin yeniden yapılanmasıyla birlikte reossifikasyon (yeni kemik oluşumu) görülebilir. Ciddi bir hastalık izlenimi uyandırsa da çocuklarda çok sık görülür ve kalça ekleminin yaygın tutulumu olmadığı durumlarda hastalık çok iyi sonuçlanır. Osteokondrozun bazı tipleri o kadar sıktır ki, kemik gelişiminin normal varyasyonları olarak kabul edilir (Severhastalığı). Diğerleri aşırı kullanım sendromları adı altında toplanır (Osgood-Schlatter, Sinding-Larsen- Johanson hastalığı ).</p>
<p><strong>9.1. Legg-Calvé- Perthes hastalığı</strong><br />
Nedir?<br />
Femur başının (uyluk kemiğinin kalçaya en yakın kısmıdır ) avasküler nekrozudur.</p>
<p>Ne kadar sıktır?<br />
10000 çocuktan 1’inde görülen nadir bir hastalıktır. 3-12 yaşları arasında, erkeklerde daha sıktır (her kıza 4-5 erkek). Özellikle 4-9 yaş arası çocuklarda sık görülür.</p>
<p>Başlıca belirtileri nelerdir?<br />
Çoğu çocukta topallama ve değişen derecelerde kalça ağrısı görülür; bazen de hiç ağrı olmaz. Genelde tek kalça tutulur fakat yaklaşık olguların %10’unda her ikisi de etkilenir.</p>
<p>Nasıl tanı konur?<br />
Kalça ekleminin hareketliliği bozulmuştur ve ağrılı olabilir. Röntgenler başlangıçta normal olabilir fakat daha sonra, giriş kısmında belirtilmiş olan ilerlemeyi gösterebilir. Kemik taramaları ve manyetik rezonans (MR) incelemeleri, hastalığı düz grafilerden daha önce saptanmasını sağlayabilir.</p>
<p>Tedavi nasıl yapılır?:<br />
Legg-calve pertes’li çocuklar her zaman bir pediatrik ortopedi bölümüne gönderilmelidir. Tedavi hastalığın şiddetine bağlıdır. Çok hafif olgularda gözlem yeterli olabilir. Daha ağır olgularda ise, tedavi etkilenen femur başının kalça eklemi içinde tutulmasını amaçlar, böylece yeni kemik oluşumu başladığında femur başı normal küresel şeklini alabilir. Bu amaca bir ölçüye kadar, abdüksiyon alçısı (küçük çocuklarda) giydirilerek ya da femuru cerrahi olarak yeniden şekillendirilerek (osteotomi, başı daha iyi tutmak için kemikten kama kesilerek, büyük çocuklarda ) ulaşılabilir.</p>
<p>Sonuç<br />
Hastalığın düzelmesi femur başının ne kadar yaygın tutulduğuna ve ayrıca çocuğun yaşına bağlıdır. Tutulum az ve çocuk 6 yaşından küçükse düzelme o kadar fazla olacaktır. Bütün bu sürecin (parçalanmadan yeniden oluşuma dek) tamamlanması 12 –18 ay alır. Tutulan kalça eklemlerinin yaklaşık üçte ikisinin uzun dönem radyografik sonuçları iyidir.</p>
<p>Günlük yaşam<br />
Uygulanan tedaviye bağlıdır. Gözlem altındaki çocukların kalça eklemine ağır yük binmesinden kaçınılmalıdır (zıplama ve koşma). Ancak, normal okul hayatlarını sürdürmeli ve ağır yük taşıtmayacak bütün aktivitelere katılmalıdırlar.</p>
<p><strong>9.2 Osgood-Schlatter hastalığı</strong><br />
Tibial tüberositenin (dizin aşağısındaki küçük kemik çıkıntısı) kemikleşme merkezine patellar tendon tarafından uygulanan tekrarlayıcı travmalar sonucu oluşur. Spor yapanlarda daha sık olmak üzere ergenlerin yaklaşık yüzde 1’inde görülür. Ağrı, koşma, zıplama, merdiven inip çıkma ve diz üstü çökme gibi hareketlerle artar. Tanı fizik muayene ile konur; patellar tendonun tibiaya tutunduğu yerde bazen şişliğin de eşlik ettiği çok karakteristik hassasiyet ya da ağrı görülür. Röntgen normal olabilir ya da tibial tüberosite bölgesinde küçük kemik kırıkları görülebilir. Tedavi, hastayı ağrısız durumda tutmak için aktivitenin kısıtlanması, spordan sonra buz uygulanması ve istirahata dayalıdır. Zaman içinde düzelir.</p>
<p><strong>9.3 Sever hastalığı</strong><br />
“Kalkaneal epifizit” olarak da bilinir. Muhtemelen aşil tendonunun çekmesine bağlı kalkaneal apofizin (topuk kemiği) osteokondrozudur. Çocukluk çağında topuk ağrısının en sık nedenlerinden birisidir. Sever hastalığı aktiviteye bağlıdır ve erkeklerde daha yaygındır. Topuk ağrısı ve egzersiz sonrası topallama görülebilir ve başlangıç yaşı genelde 6-10 yaş arasıdır. Tanı klinik muayene ile konur. Tedaviye gerek yoktur yalnız çocukları ağrıdan uzak tutmak için aktivite düzeyi ayarlanmalıdır ve eğer işe yaramazsa topuk yastığı kullanılmalıdır. Zaman içinde düzelir.</p>
<p><strong>9.4 Freiberg hastalığı</strong><br />
Ayaktaki ikinci metatarsal kemiğin başının osteonekrozudur. Nedeni muhtemelen travmatiktir. Sık değildir ve olguların çoğu ergenlik çağındaki kızlardır. Ağrı aktiviteyle artar. Fizik muayenede, ikinci metatarsal kemiğin altında hassasiyet ve nadir olarak şişkinlik görülür. Belirtilerin başlangıcından değişiklerin görülmesine kadar iki hafta geçebilse de tanı röntgenlerle doğrulanabilir. Tedavi, istirahat ve metatarsal yastıkçık ile yapılır.</p>
<p><strong>9.5 Scheuermann hastalığı</strong><br />
Scheuermann hastalığı ya da “juvenil kifoz (kambur)”, omur cisminin yüzük şeklindeki apofizinin osteonekrozudur. Ergen erkeklerde daha sıktır. Çoğu çocukta postür bozukluğu vardır; sırt ağrısı olabilir ya da olmayabilir. Ağrı aktiviteye bağlıdır ve istirahatla azalır. Muayene ile tanıdan şüphelenilir (sırtta keskin açılanma, kamburlaşma) ve röntgen ile doğrulanır. Scheuermann hastalığı denebilmesi için, çocukta omur plaklarında düzensizlikler ve en az arka arkaya 3 omurda öne doğru 5 derece kamalaşma olmalıdır. Scheuermann hastalığı, genellikle, çocuğun aktivite düzeyinin ayarlanması, gözlem ve ağır vakalarda alçı yapılması dışında bir tedavi gerektirmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/cocukluk-caginda-sik-gorulen-agri-sendromlari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukluk Çağı Spondiloartropatileri</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/cocukluk-cagi-spondiloartropatileri/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/cocukluk-cagi-spondiloartropatileri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 04:16:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doç. Dr. Turan Uslu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Çocuklarda Ağrılı Sendromlar]]></category>

		<category><![CDATA[artrit]]></category>

		<category><![CDATA[bağırsak tutulumu]]></category>

		<category><![CDATA[çocukluk çağı spondiloartropatileri]]></category>

		<category><![CDATA[deri tutulumu]]></category>

		<category><![CDATA[entezit]]></category>

		<category><![CDATA[göz tutulumu]]></category>

		<category><![CDATA[sakroileit]]></category>

		<category><![CDATA[spondilit]]></category>

		<category><![CDATA[spondiloartropati]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.romatizma.us/cocukluk-cagi-spondiloartropatileri/</guid>
		<description><![CDATA[Nedir?
Çocukluk çağı spondiloartropatileri, özellikle alt taraf eklemlerin (artrit) ve tendon yapışma yerlerinin (entezit) iltihaplanması ile ortaya çıkan, süregen bir hastalıklar topluluğudur. Bazı çocuklarda kalça kemiği ile omurganın birleştiği eklemleri (sakroileit) ve/veya omurgadaki eklemleri de tutabilir.
Hastaların bir kısmında eklem iltihabı, bağırsak veya idrar yolu ile genital bölgenin bakteriyel enfeksiyonlarından sonra ortaya çıkar (reaktif artrit). Çocukluk çağı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nedir?</strong><br />
Çocukluk çağı spondiloartropatileri, özellikle alt taraf eklemlerin (artrit) ve tendon yapışma yerlerinin (entezit) iltihaplanması ile ortaya çıkan, süregen bir hastalıklar topluluğudur. Bazı çocuklarda kalça kemiği ile omurganın birleştiği eklemleri (sakroileit) ve/veya omurgadaki eklemleri de tutabilir.<span id="more-204"></span></p>
<p>Hastaların bir kısmında eklem iltihabı, bağırsak veya idrar yolu ile genital bölgenin bakteriyel enfeksiyonlarından sonra ortaya çıkar (reaktif artrit). Çocukluk çağı spondiloartropatileri, özellikle hastalığa yatkınlığı gösteren bir genetik belirleyici olan HLA-B27 taşıyan çocuklarda daha sıktır.</p>
<p>Çocukluk çağı spondiloartropatileri erişkinlerde görülenlere benzemekle birlikte, bazı klinik bulguların görülme sıklığı ve şiddeti çocuklarda farklıdır. Entezite bağlı idiopatik artritler (bkz. JIA bölümü) çocukluk çağı spondiloartropatileri grubuna dahildir.</p>
<p><strong>Hangi hastalıklara çocukluk çağı spondiloartropatileri diyoruz?</strong><br />
Çocukluk çağı spondiloartropatilerinin içerdiği hastalıklar erişkin spondiloartropatileri ile aynıdır. Bunlar ankilozan spondilit, reaktif artrit (ve Reiter sendromu), psöriatik artrit (spondiloartropati tipi) ve iltihaplı bağırsak hastalıklarıyla ilişkili artritlerdir (spondiloartropati tipi). Yukarıda sıralanmış hastalıkların tanı ölçütlerine tam uymayan çocuklara “farklılaşmamış spondiloartropati” tanısı konur. Seronegatif entezopati ve artropati sendromu (SEA) ve entezite bağlı artrit gibi bazı özel durumlar da çocukluk çağı spondiloartropatilerine dahildir.</p>
<p><strong>Ne kadar sıktır?</strong><br />
Spondiloartropatiler, çocuklukta görülen kronik artritler içinde en sık rastlanan formlardan biridir. Kronik artritli çocukların yaklaşık %30’u bu gruba girer. Spondiloartropatiler esas olarak 10-15 yaşları arasında başlar ve daha çok erkek çocuklarda görülür. Hastaların büyük bir kısmı genetik yatkınlık faktörü taşıdığından (HLA-B27), çocukluk ve erişkin spondiloartropatilerinin genel popülasyonda ve hatta bazı ailelerde görülme sıklığı, bu faktörün o toplumdaki sıklığıyla doğru orantılıdır.</p>
<p><strong>Hastalığın nedenleri nelerdir?</strong><br />
Çocukluk spondiloartropatilerinin kesin nedenleri ve mekanizmaları bilinmemektedir. Diğer çocukluk çağı kronik artritlerinde olduğu gibi , hastalıktan sorumlu olabilecek mekanizmalar bağışıklık sisteminin çeşitli bileşenlerini içerir. Spondiloartropatiler, başka organların kronik iltihapları ile de ilişkilidir, örneğin; bağırsak, deri ve genitoüriner sistem. Ayrıca bazı mikropların neden olduğu enfeksiyonlar da (örn:Salmonella, Şigella, Yersinia, Kampilobakter ve Klamidia) çocukların bir kısmında artritin tetiklenmesine yol açabilirler (örn:reaktif artrit).</p>
<p><strong>Kalıtımsal mıdır?</strong><br />
Çocukluk çağı spondiloartropatisi olan hastaların çoğunluğu HLA-B27 genetik belirleyicisini taşırlar. Ancak bu, HLA-B27 taşıyan her bireyin spondiloartropati geliştireceği anlamına gelmez. Örneğin; eğer toplumda HLA-B27 taşıyıcılığı %10’sa, hastalık o toplumun yalnız %1’inde görülür. Eğer akrabalardan birinde spondiloartropati varsa, o ailedeki bir başka bireyde HLA-B27 pozitifliği spondiloartropati ortaya çıkma riskini %25’e kadar yükseltir. Aslında, hasta çocukların ailelerinin başka bir bireyinde spondiloartropati, sağlıklı çocukların ailelerine oranla daha yüksek sıklıkta görülür. Bu yüzden genetik faktörler, özellikle HLA-B27, hastalık olasılığını akla getirir fakat hastalığın gelişmesi için yeterli değildir. Genel bilimsel kanı bu hastalıkların ortaya çıkmasında bir çok faktörün rol oynadığıdır. Diğer bir deyişle hem genetik yatkınlık hem de hala kesin olarak bilinmeyen bazı çevresel faktörler (örn:enfeksiyonlar) hastalığın ortaya çıkmasına yol açar.</p>
<p><strong>Önlenebilir mi?</strong><br />
Hastalığın nedenleri bilinmediği için, önlenmesi de mümkün değildir. Spondiloartropatiye ilişkin belirtileri olmadığı sürece diğer kardeşleri HLA-B27 yönünden taramak yararlı değildir.</p>
<p><strong>Bulaşıcı mıdır?</strong><br />
Spondiloartropatiler bulaşıcı hastalıklar değildir.</p>
<p><strong>Esas belirtileri nelerdir?</strong><br />
Çocukluk spondiloartropatilerinin ortak klinik özellikleri vardır:</p>
<p><strong>Artrit:</strong></p>
<p>* En sık belirtileri eklemlerde ağrı, şişlik ve eklem hareketlerinin kısıtlılığıdır.<br />
* Çoğu çocukta alt taraf eklemlerinde oligoartrit vardır. Oligoartrit 4 ya da daha az eklemin iltihabına denir. Hastalık seyrinde yeni eklemler hastalanabilir ve poliartrite dönüşebilir. Poliartrit 5 ya da daha fazla eklemin tutulumudur.<br />
* Artrit esas olarak alt taraf eklemlerini tutar: kalça, diz, ayak bileği, orta ayak eklemleri. Daha ender olarak ayağın küçük eklemleri de tutulabilir.<br />
* Bazı çocuklarda üst ekstremitenin bütün eklemleri, özellikle de omuzlar hastalanabilir</p>
<p><strong>Entezit:</strong><br />
Entezit, bir tendon ya da ligamanın (bağların) kemiğe yapıştığı yerin iltihaplanmasıdır. Spondiloartropatili çocuklarda çok sıktır. Sıklıkla etkilenen noktalar topuk, orta ayak ve diz kapağı çevresindedir. En sık belirtiler topuk ağrısı, ayak ortasında ağrı, şişme ve dizkapağı ağrısıdır. Entezislerin kronik iltihabı, kemiksi çıkıntılara neden olabilir (örn. Topuk dikeni). Bu dikenler özellikle topuk bölgesinde oluşur ve topuk ağrısı yapar.</p>
<p><strong>Sakroileit:</strong><br />
Leğen kemiğinin arka tarafında bulunan sakroiliak eklemin iltihabıdır. Hastalığın başlangıcında nadirdir. En çok artrit oluşumundan 5-10 yıl sonra ortaya çıkar. En sık belirtisi yer değiştiren kalça ağrısıdır.</p>
<p><strong>Bel ağrısı; spondilit:</strong><br />
Omurga tutulumu çok nadirdir; bazı çocuklarda hastalığın ileriki aşamalarında ortaya çıkar. En sık belirtileri sırtın alt bölümlerinde ağrı, sabah sertliği ve hareket kısıtlılığıdır. Sırt ağrısına sıklıkla boyun ve göğüs ağrısı da eşlik eder. Omurganın uzun süreli hastalıklarında omurların arasında köprüler oluşabilir (“bambu kamışı görünümünde omurga”). Ancak bu durum, az sayıda hastada ve uzun süreli hastalıktan sonra görülür. Bu nedenle çocuk hastalarda hemen hemen hiç gözlenmez.</p>
<p><strong>Göz tutulumu:</strong><br />
Akut anterior üveit, gözün irisinin iltihabıdır. Sık değildir. Göz kızarık ve ağrılıdır. En kısa zamanda bir göz doktoru tarafından muayene edilmesi gerekir.</p>
<p><strong>Deri tutulumu:</strong><br />
Spondiloartropatili çocukların küçük bir kısmında psöriazis (sedef hastalığı) görülür. Sedef hastalığı, özellikle dirsek ve dizlerde yerleşen yama halinde deri kabuklanmasına yol açan, kronik bir deri hastalığıdır. Deri hastalığı artritten önce ortaya çıkabilir. Bir grup hastada ise artrit, ilk psöriazis lezyonu ortaya çıkmadan çok önce başlayabilir.</p>
<p><strong>Bağırsak tutulumu:</strong><br />
İltihaplı bağırsak hastalığı olan bazı çocuklar spondiloartropati geliştirebilirler. İltihaplı bağırsak hastalığı (İBH), nedeni bilinmeyen süregen bağırsak iltihabını anlatmak için kullanılır. Bu hastalıklar “Crohn hastalığı” ve “ülseratif kolit” olmak üzere iki tanedir.</p>
<p><strong>Hastalık her çocukta aynı mıdır?</strong><br />
Bazı çocuklar hastalığı hafif ve kısa süreli geçirirken, diğerleri daha ağır, uzun süreli ve araz bırakıcı şekilde geçirebilirler.</p>
<p><strong>Çocuklardaki hastalık, erişkinlerdeki hastalıktan farklı mıdır?</strong><br />
Çocukluk spondiloartropatileri, erişkin spondiloartropatilerinden bazı yönlerden farklıdır:</p>
<p>* erişkinde, hastalığın başlarında sıklıkla omurga tutulması olmasının aksine, çocukta sıklıkla bacak ve bazen kol eklemleri tutulur. Omurga tutulumu geç bulgudur.<br />
* çocuklarda kalça eklemi daha sık etkilenir</p>
<p><strong>Nasıl tanı konur?</strong><br />
Eğer hastalık 16 yaşından önce başlamışsa, artrit 6 haftadan daha uzun sürerse ve özellikleri yukarıda tanımlanan klinik tabloya uyuyorsa, doktor bunun çocukluk çağı spondiloartropatisi olduğunu söyleyebilir (bkz. tanım ve belirtiler). Özel spondiloartropatilerin tanısı (ankilozan spondilit, reaktif artrit, vb.) özel klinik ve radyografik bulgulara göre konur.</p>
<p>Bu hastaların bir çocuk romatoloğu tarafından takip ve tedavi edilmeleri gerektiği çok açıktır.</p>
<p><strong>Tetkiklerin önemi nedir?</strong><br />
Bir hücresel belirleyici olan HLA-B27, çocukluk çağı spondiloartropatisi olan hastaların %80-85’inde pozitiftir ve tanıyı yönlendirmede yararlıdır. Sağlıklı popülasyonda sıklığı çok daha düşüktür (bölgeye göre %5-12). Bu yüzden kesin tanı için HLA-B27’nin tek başına pozitifliği yeterli değildir. Tanı ancak hastalığın karakteristik klinik bulgu ve belirtileri değerlendirilerek konur.</p>
<p>Eritrosit sedimentasyon hızı (ESR) ve C-reaktif protein (CRP) gibi tetkikler, iltihap oluşumu hakkında bilgi verdiği için dolaylı olarak hastalığın aktivitesini gösterebilir. Hastalığın kontrolü laboratuar tetkiklerinden çok klinik bulgulara göre yapılmakla beraber, bu tetkiklerin de yararı olabilir. Laboratuar tetkikleri ayrıca, olası tedavi yan etkilerini gözlemek amacıyla kullanılabilir (kan hücre sayımı, karaciğer ve böbrek fonksiyonları). X-ışını incelemeleri, hastalığın gelişimini takip etmek ve eklem hasarını değerlendirmek amacıyla kullanılabilir.</p>
<p>Özellikle çocuklarda sakroiliak eklemlerin tutulumunu değerlendirmek için, bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MR) kullanılabilir.<br />
<strong><br />
Tedavi edilebilir mi?</strong><br />
Spondiloartropatilerin nedeni bilinmediği için iyileştirici bir tedavisi söz konusu değildir. Ne var ki, tedavi hastalığın kontrolü ve hasarın önlenmesinde çok yararlı olabilir.</p>
<p><strong>Tedavi seçenekleri nelerdir?</strong><br />
Tedavi temelde, ilaç kullanımının, eklemleri korumak ve sakatlık gelişimini önlemek üzere fizik tedavi/rehabilitasyon işlemleriyle birleştirilmesi esasına dayanır.</p>
<p>1) Steroid olmayan iltihap giderici ilaçlar (non-steroid anti inflammatuar ilaçlar= NSAİİ). Bunlar ağrı giderici, iltihap çözücü ve ateş düşürücü ilaçlardır. Çocuklarda en sık kullanılan naproxen ve ibuprofendir. Aspirin de ayrıca etkili ve ucuzdur fakat, bazı ciddi yan etkilerinden dolayı günümüzde daha az kullanılmaktadır. Bu ilaçlar genellikle iyi tolere edilir ve en sık yan etki olan mide rahatsızlıklarına da çocuklarda az rastlanır. Değişik NSAİİ’lerin birlikte kullanımı gerekli değildir fakat nadiren, birinin işe yaramadığı durumda diğeri etkili olabilir.</p>
<p>2) Eklem içi enjeksiyonlar. Bir ya da çok az eklem tutulduğunda ve eklem kontraktürlerinin sürmesi durumunda uygulanabilirler. Enjekte edilen ilaç uzun etkili steroid preparatıdır.</p>
<p>3) Sulfasalazin kullanımı, NSAİİ ve/veya steroid enjeksiyonlarıyla yeterli tedavi yapılmasına karşın kronik gidiş gösteren çocuklarda gereklidir. Sulfasalazin (salazoprin), kullanılan NSAİİ kesilmeden tedaviye eklenir. Tedavi edici etkisi ancak 6-8 hafta sonra tam olarak ortaya çıkar. Metotreksat dahil diğer ilaçlarla birlikte kullanımına ait bilgiler sınırlıdır. Son birkaç yıldır, tümör nekrozis faktörü (TNF) seçici olarak bloke eden anti-TNF denen ilaçların (biyolojik ajanların) kullanıma girmesi ile tedavide yeni bir ufuk açıldı. Fakat henüz, bu tedavi yönteminin çocukluk çağı spondiloartropatisindeki tedavi edici etkileri ile yan etkileri üzerine yeterli çalışma yoktur.</p>
<p>4) Kortikosteroidler durumu ağır olan hastalarda kısa süreli kullanılabilir. Akut anterior üveit tedavisinde göz damlası şeklinde uygulanan steroidler (topikal steroidler) kullanılabilir. Daha ağır olgularda göz küresi etrafına steroid enjeksiyonu ya da ağız ya da damar yoluyla steroid verilmesi gerekebilir.</p>
<p>5) Ortopedik cerrahi. Özellikle kalça ekleminde ağır hasar oluşan hastalarda eklem değiştirme (protez) ameliyatına başvurulur.<br />
6) Fizyoterapi tedavinin vazgeçilmez elemanıdır. Tam hareket yeteneğini, kas beslenmesini ve gücünü sağlamak ve eklem deformitelerini önlemek, sınırlandırmak ya da düzeltmek amacıyla, fizyoterapi düzenli olarak uygulanmalı ve erken dönemde başlanmalıdır. Eğer omurga tutulumu ön plandaysa omurga hareketlendirilmeli ve solunum egzersizleri uygulanmalıdır.</p>
<p><strong>İlaç tedavisinin yan etkileri nelerdir?</strong><br />
Çocukluk çağı spondiloartropatilerinin tedavisinde kullanılan ilaçlar genellikle iyi tolere edilir. NSAİİ’lerin en sık yan etkisi olan midede hazımsızlık (o yüzden yemekle birlikte alınırlar) çocuklarda yetişkinlere göre daha az görülür. NSAİİ’ler kanda bazı karaciğer enzimlerinin yükselmesine neden olabilirler, fakat aspirin dışındaki ilaçlarla nadir görülen bir durumdur.</p>
<p>Sulfasalazin genelde iyi tolere edilir; en sık yan etkileri mide problemleri, karaciğer enzimlerinde artma, beyaz kan hücrelerinde azalma ve deri döküntüsüdür. Toksisiteyi izlemek için aralıklı laboratuar incelemeleri gereklidir.</p>
<p>Metotreksat da iyi tolere edilen bir ilaçtır. Bulantı ve kusma gibi yan etkiler nadir değildir. Metotreksat alan hastalara, bu ilacın karaciğere yönelik yan etkilerini azaltmak amacı ile folinik ya da folik asit verilir. Metotreksata karşı aşırı duyarlılık reaksiyonları gelişebilir ama sık değildir. Toksisiteyi izlemek için bazı periyodik laboratuar incelemeleri gereklidir.</p>
<p>Belirli dozda steroidin uzun süreli kullanımı, büyümede duraklama ve osteoporoz gibi çok sayıda önemli yan etkiye yol açabilir. Yüksek dozda steroid , iştahta belirgin artışa, ve bunun sonucu olarak kilo artışına neden olabilir. Bu yüzden çocukları, fazla kalorili olmadığı halde tok tutan yiyeceklere yönlendirmek önemlidir.</p>
<p><strong>Tedavi ne kadar sürmelidir?</strong><br />
Belirtiler ve hastalık aktivitesi devam ettiği sürece tedavi sürmelidir. Hastalığın süresi tahmin edilemez. Bazı hastalın tedavisi için sadece NSAİİ’ler yeterli olur. Bu hastalarda tedavi aylar içinde kesilebilir. Daha uzun ve ağır gidiş gösteren hastalarda ise, yıllarca sulfasalazin ve başka ilaçların kullanılması gereklidir. Bu durumda tedavinin tamamen kesilmesi, ancak uzun süreli ve tam remisyon (iyileşme) görüldükten sonra mümkündür.</p>
<p>Geleneksel olmayan/ tamamlayıcı tedavilerin yeri nedir?<br />
Çocukluk çağı spondiloartropatisinde geleneksel olmayan tedavinin etkinliğini gösteren bir veri yoktur.</p>
<p>Hastalık ne kadar sürer? Hastalığın uzun dönemde sonuçları nelerdir?<br />
Hastalığın gidişi hastadan hastaya değişebilir. Bazı hastalarda, birkaç aylık tedavi ile artrit çabucak düzelebilir. Diğerlerinde, aralıklı iyileşme ve nüks dönemleriyle seyreder. Bazı hastalarda ise, artrit tam olarak düzelmeyebilir. Hastaların büyük çoğunluğunda başlangıçta belirtiler periferik eklem ve tendonlarla sınırlıdır. Hastalık ilerledikçe, bazı çocuklarda sakroiliak eklem ve omurga tutulumu ortaya çıkabilir. Bu hastalar ve kalıcı periferik artriti olan hastalar erişkin hayatta eklem hasarı gelişimi açısından yüksek risk taşırlar. Hastalığın başlangıcında uzun dönem sonuçları tahmin etmek imkansızdır.</p>
<p>Hastalık çocuğun ve ailenin günlük hayatını nasıl etkileyebilir?<br />
Aktif artrit dönemleri boyunca hemen her çocuk günlük hayatında bir dereceye kadar kısıtlanır. Esas olarak alt taraf eklemleri etkilendiği için kısıtlanmanın en çok hissedildiği alanlar yürüyüş ve spordur. Hastalığın çocuk ve ailesi üzerindeki psikolojik etkisine de dikkat çekmek gerekir. Kronik bir hastalıkla başa çıkmak bütün aile için güçtür ve tabii ki, hastalık ne kadar ağırsa mücadele etmek o kadar güçleşir. Eğer ebeveynleri ilgilenmiyorsa çocuk için hastalığı ile başa çıkmak daha zor olur. Sıklıkla ebeveynler hasta çocuklarına karşı anormal bir bağımlılık gösterirler ve olası bir problemi engellemek için aşırı koruyucu davranırlar. Bu durum çocukta bir yetersizlik duygusuna yol açarak kişilik gelişimine zarar verebilir, hatta hastalığın kendisinden bile daha kötü olabilir. Ebeveynlerin pozitif bir yaklaşım ile çocuğu, hastalığına rağmen mümkün olduğunca bağımsız olabilmesi için desteklemeleri ve cesaretlendirmeleri, çocuğun hem hastalığı ile ilgili güçlükleri yenmesi, hem de bağımsız ve dengeli bir kişilik geliştirmesi ve yaşıtlarıyla yarışabilir durumda olması için çok önemlidir. Eğer aile hastalığın yükünü kaldıramakta zorlanırsa psikolojik destek yararlı olur.</p>
<p><strong>Çocuk okula gidebilir mi?</strong><br />
Çocuğun düzenli olarak okula devam etmesi çok önemlidir. Okul devamı konusunda sorun yaratabilecek birkaç faktör vardır: yürümede güçlük, yorgunluğa dayanıksızlık, ağrı veya eklem sertliği. Bu nedenle öğretmenlere çocuğun gereksinimlerini açıklamak önemlidir: uygun sıralar, eklem sertliğinden kaçınmak için okul saatleri boyunca düzenli hareket. Hasta mümkün olduğunca beden derslerine katılmalıdır; bu durumda, aşağıda spor başlığı altında tartışılan etkenler dikkate alınmalıdır. Bir yetişkin için iş neyse çocuk için de okul aynı şeydir; kendi kendine yeten, üretken ve bağımsız bir insan olmayı öğrendiği yer. Hasta çocukların normal bir şekilde okul aktivitelerine katılabilmeleri için, aileler ve öğretmenler ellerinden geleni yapmalıdır. Böylece çocuk hem akademik başarı hem de yaşıtları ve yetişkinlerle iletişim kurabilme yeteneği kazanarak arkadaşları tarafından kabul ve takdir edilir.</p>
<p><strong>Spor yapabilir mi?</strong><br />
Spor yapmak normal bir çocuğun günlük hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. Spondartritli çocuklar ise eklemlerinde ağrı hissedince durmak koşulu ile istedikleri sporu yapabilirler. Her ne kadar mekanik stresler iltihaplı eklemler için iyi olmasa da, bundan kaynaklanacak bir hasarın, yaşıtlarıyla oynamaktan alıkonulmanın yaratabileceği psikolojik hasarlardan çok daha az olduğu düşünülür. Bu tercih, çocuğa, hastalığın getirdiği engellere rağmen kendi kendine yetebilmesi için psikolojik destek verme eğiliminde olan genel yaklaşımın bir parçasıdır. Eklemlere en az mekanik stres yükleyen spor yüzmedir. Düzenli yüzme özellikle önerilir.</p>
<p><strong>Diyet nasıl olmalıdır?</strong><br />
Beslenmenin hastalığı etkileyebileceğine ilişkin bir kanıt yoktur. Genel anlamda, çocuğun yaşına uygun, dengeli ve normal bir diyet uygulaması gerekir. Steroidler iştahı açtığı için steroid kullanan hastalarda aşırı yemeden kaçınılmalıdır.<br />
<strong><br />
İklim hastalığın seyrini etkileyebilir mi ?</strong><br />
İklimin hastalık bulgularını etkileyebileceğine dair bir kanıt yoktur.</p>
<p><strong>Çocuk aşılanabilir mi?</strong><br />
Çoğu hasta NSAİİ’ler ya da sulfasalazin ile tedavi edildiği için normal aşılama şeması önerilir. Eğer hasta immün baskılayıcı tedavi görüyorsa (steroidler, metotreksat, anti- TNF) savunma mekanizmalarının azalmasından kaynaklanan enfeksiyonların yayılma riskinden dolayı canlı zayıflatılmış virüs aşıları (kızamıkçık, kızamık, kabakulak ve oral polio ) ertelenmelidir. Canlı virüs taşımayan fakat enfeksiyöz proteinler içeren aşılar (tetanoz, difteri, polio salk, Hepatit B, boğmaca, pnömokok, hemofilus, meningokok ) uygulanabilir; teorik olarak tek risk, bağışıklığın baskılanmış olmasından dolayı aşının başarısız olmasıdır.</p>
<p><strong>Cinsel yaşam, gebelik ve doğum kontrolü nasıl olmalıdır?</strong><br />
Hastalık yüzünden normal cinsel yaşam ya da gebelik engellenmez. Yalnız, ilaç kullanan hastalarda her zaman ilaçların fetüs üzerindeki toksik etkilerine karşı dikkatli olunmalıdır. Çocuk sahibi olabilirler. Hastalığa yatkınlık sağlayan faktörler genetik olarak doğacak bebeğe geçebilir. Ancak çocukta spondiloartropati gelişme riski oldukça düşüktür.</p>
<p><strong>Çocuk normal bir erişkin hayatı sürebilir mi?</strong><br />
Bu tedavinin ana amaçlarından biridir ve olguların çoğunda bu amaca ulaşılabilir. Son on yılda, bu tür hastalıkların çocukluktaki tedavisi konusunda, ciddi gelişmeler olmuştur. Farmakolojik tedavi ve rehabilitasyonun birlikte uygulanması hastaların önemli bir kısmında eklem hasarının önlenmesini sağlayabilmektedir. Ancak çocukların az bir kısmında kronik eklem hasarı önemli olabilir ve hastanın günlük yaşamsal aktivitelerini ve ileriye yönelik ideallerini engelleyebilir.</p>
<p>www.pediatric-rheumathology.printo.it</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/cocukluk-cagi-spondiloartropatileri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Skolyoz (Omurga Eğriliği)</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/skolyoz-omurga-egriligi/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/skolyoz-omurga-egriligi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 04:11:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doç. Dr. Turan Uslu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Çocuklarda Ağrılı Sendromlar]]></category>

		<category><![CDATA[çocuklarda omurga eğriliği]]></category>

		<category><![CDATA[idiyopatik skolyoz]]></category>

		<category><![CDATA[omurga eğriliği]]></category>

		<category><![CDATA[omurga eğriliği tedavisi]]></category>

		<category><![CDATA[skolyoz]]></category>

		<category><![CDATA[skolyoz nedir]]></category>

		<category><![CDATA[skolyoz tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.romatizma.us/skolyoz-omurga-egriligi/</guid>
		<description><![CDATA[Skolyoz (Omurga Eğriliği); omurga&#8217;nın göğüs (thoracic) veya bel (lumbar) bölgelerinde görülen yana doğru eğriliğidir. Tek başına olabileceği gibi, kifoz (arkadan öne doğru anormal bir eğrilik) ile beraber de görülebilir.
Skolyoz 3 şekilde ortaya çıkabilir
Doğuştan olabilir (konjenital). Bu durum genellikle omurgadaki bir kusura veya birbirine kaynamış kaburgalara bağlıdır.
Polio (çocuk felci), beyin felci veya kas distrofisi (erimesi) gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Skolyoz (Omurga Eğriliği); omurga&#8217;nın göğüs (thoracic) veya bel (lumbar) bölgelerinde görülen yana doğru eğriliğidir. Tek başına olabileceği gibi, kifoz (arkadan öne doğru anormal bir eğrilik) ile beraber de görülebilir.<br />
Skolyoz 3 şekilde ortaya çıkabilir<br />
Doğuştan olabilir (konjenital). Bu durum genellikle omurgadaki bir kusura veya birbirine kaynamış kaburgalara bağlıdır.<span id="more-203"></span></p>
<p>Polio (çocuk felci), beyin felci veya kas distrofisi (erimesi) gibi durumlara bağlı olarak kasların felci sonucunda oluşabilir (paralitik). İdiyopatik (sebebi bilinmeyen) olabilir. Daha önce düzgün olan bir omurgada, bilinmeyen bir sebeple ortaya çıkabilir.</p>
<p>İdiyopatik skolyoz skolyozun en sık görülen formudur ve kalıtsal bir sebebi olabileceği düşünülmektedir. En sık genç kızlarda, ergenlik çağının hızlı büyüme döneminde ortaya çıkar. Muayene sırasında, bir omuzun diğerinden daha yukarıda olduğunun farkedilmesi durumunda skolyoz olabileceği düşünülmelidir. Bir çok gelişmiş ülkede skolyoz taraması okul çağı çocuklarında rutin olarak yapılmaktadır.</p>
<p>Uzun süre oturma veya ayakta durma sonucunda omurgada yorulma olabilir. Bağların zorlanması sonucu devamlı ağrı duyulabilir. Omurga yana doğru eğildikçe, dengeyi koruyabilmek amacıyla, ters yöne doğru ikinci bir eğrilik oluşabilir. Omurgadaki ilk eğrilik ne kadar büyük ise, büyüme tamamlandıktan sonra durumun daha da ilerleme ihtimali o kadar fazladır. Aşırı skolyoz (omurgada 60 dereceden daha fazla eğrilik) solunum problemlerine sebep olabilir.</p>
<p><strong>Belirtiler</strong></p>
<p>* Omurganın yana doğru eğriliği<br />
* Omuz ve kalçaların dengeli durmaması<br />
* Birinci eğriliği karşılayıcı ikinci bir eğrilik varlığı<br />
* Sırt ve/veya bel ağrıları, boyun ağrıları<br />
* Yorgunluk<br />
* Nefes darlığı</p>
<p>Fizik muayene sırasında, hasta öne doğru eğildiğinde eğrilik daha belirgin görülür. Farklı pozisyonlarda omurga röntgenleri ve skolyometre (omurganın eğrilik miktarını ölçen bir alet) ölçümleri, skolyozun miktarını belirleyebilmek için yapılabilecek testlerdir.<br />
<strong><br />
Tedavisi,</strong><br />
Eğriliğin miktarına ve kemik büyümesinin hangi aşamada olduğuna göre belirlenir. Birçok skolyozun (30 dereceden az olanlar) tedavisine gerek yoktur, fakat 6 aylık aralarla takip edilmesi gerekir. Tedavi alternatifleri arasında: egzersiz, sırt korsesi kullanımı, ameliyat veya bu tedavilerin bir kombinasyonu düşünülebilir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa sonuç o kadar başarılı olur.</p>
<p>Hafif, yani 30 dereceden az eğriliklerde, gövde kaslarını kuvvetlendirici egzersizler eğriliğin artmasını önlemede yeterli olabilir.</p>
<p>Milwaukee korsesi adı verilen bir korsesin kullanılması da skolyozun ilerlemesinin önlenmesinde etkilidir, ancak çok uzun süre kullanılması gerekir. Bu korse ile omurga asimetrik basınçlara karşı desteklenir ve korse, hasta büyüdükçe, vücuda uyum sağlayacak şekilde değiştirilebilir. Korsenin, geç ergenlik döneminde, kemik büyümesi durana kadar kullanılması gerekir. 30 ila 50 derece arsındaki omurga eğrilikleri, korse kullanımı ve egzersiz ile kontrol altında tutulabilir.</p>
<p>40 derece veya üzerindeki skolyozlarda, eğrilik kemik büyümesi durduktan sonra da artmaya devam edebileceği için, genelde ameliyat ile düzeltme gerekir. Cerrahi yöntemlerden biri, eğriliğin artmasını önleyen, ancak omurganın hareketliliğini de kısıtlayan bir metal çubuk yerleştirilmesidir (Harrington çubuğu). Cerrahiden sonra, omurgayı sabitlemek için korse kullanımı gerekebilir.</p>
<p>Tedavilerin getirdiği sınırlamaları duygusal olarak kabul etmek, genelde ergenlik çağındaki genç hastalar için zordur. Tedavinin bu zorluklarına alışmada, duygusal destek önemli rol oynar. Fizik tedavi uzmanları ve ortopedistlerin, hastalara tedavi yöntemlerini açıklamaları ve korsenin vücuda rahat oturmasını sağlamaları, hastaların tedavi planına uyumunu arttırır.</p>
<p>Hastalığın seyri ve tedavinin nasıl bir sonuç vereceği, eğriliğin yerine ve büyüklüğüne bağlıdır. Eğrilik ne kadar fazla ise, büyüme durduktan sonra eğriliğin artma şansı da o kadar çoktur. Tedavi edilmeyen aşırı skolyozlar, azalan akciğer kapasitesine bağlı olarak kalp ve akciğer problemlerine, sırt ağrılarına, fiziksel bozukluklara, omurganın osteoartritine ve siyataljiye sebep olabilirler.</p>
<p>Eğriliğin kendisinin veya uygulanan tedavi yöntemlerinin ruhsal problemlere veya kendine güvenin azalmasına sebep olabileceği unutulmamalıdır.</p>
<p><a href="http://www.romatizma.us/wp-content/uploads/omurgaegriligi1.jpg" title="omurgaegriligi1.jpg"><img src="http://www.romatizma.us/wp-content/uploads/omurgaegriligi1.thumbnail.jpg" alt="omurgaegriligi1.jpg" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/skolyoz-omurga-egriligi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
