<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prof. Dr. Turan Uslu - Kuru İğne Tedavisi - Bel FıtığıProf. Dr. Turan Uslu - Kuru İğne Tedavisi - Bel Fıtığı | Prof. Dr. Turan Uslu - Kuru İğne Tedavisi - Bel Fıtığı - Bel Ağrısı</title>
	<atom:link href="http://www.turanuslu.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turanuslu.com</link>
	<description>Prof. Dr. Turan Uslu - Kuru İğne Tedavisi - Bel Fıtığı - Bel Ağrısı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 Mar 2012 16:00:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2012/03/10/fizik-tedavi-ve-rehabilitasyon/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2012/03/10/fizik-tedavi-ve-rehabilitasyon/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Mar 2012 17:33:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof.Dr. Turan USLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik Tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/?p=652</guid>
		<description><![CDATA[Fizik Tedavi  Nedir ?

Fizik tedavi, ya da İngilizce konuşulan ülkelerde yaygın adıyla Fizyoterapi, yaralanma, hastalık, travma ya da yaşlılık gibi nedenlerle eksilme gösteren fonksiyonel hareketleri ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Fizik Tedavi  Nedir ?<br />
</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Fizik tedavi</strong>, ya da İngilizce konuşulan ülkelerde yaygın adıyla <strong>Fizyoterapi</strong>, yaralanma, hastalık, travma ya da yaşlılık gibi nedenlerle eksilme gösteren fonksiyonel hareketleri geri kazandırma amaçlı yapılan, elektrik akımı, sıcak ya da soğuk uygulaması, egzersizler ya da çeşitli dalgalarla hastaların tedavisine verilen isimdir. <strong>Fizik tedavi</strong> eğitimi alan ve uygulayan kişilere <strong>fizyoterapist</strong> denir.</p>
<p>Üniversite ve eğitim kurumlarında bu konuya özel Fizik tedavi ve rehabilitasyon (<strong>FTR</strong>) bölümleri bulunmakta ve bu okullardan mezun olanlar fizyoterapist olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca tıpta uzmanlık alanlarından olan Fizik tedavi ve rehabilitasyon anabilimdalında uzmanlaşanlar ise FTR doktorlarıdır. İlgili tedavi merkezlerinde doktor ve fizyoterapistler birlikte çalışmaktadır. Tıp dilinde; &#8220;optimum nöromüsküloskeletal fonksiyonu edinme veya geri kazanmayı amaçlayan tedavi&#8221; olarak açıklanan fizyoterapinin uygulanması bazen uzun yıllar sürebilir.</p>
<p>Fizyoterapide amaç, bireylerin yaşamsal faktörleri sağlıklı olarak yerine getirebilmesini sağlamaktır. Fizyoterapi, fiziksel uygulamanın dışında duygusallık ve sosyal ilişkiler gibi unsurları da kapsar. Fizik tedavi, bu konunun eğitimini almış uzman fizyoterapistler tarafından yapılmaktadır. Tedavi uygulaması öncesinde bir takım laboratuvar bulguları ile muayeneye başvurulur. Elektrodiagnostik elektromiyografi (sinir iletim hızı) testi gerekli görülebilir. Fizik tedavi için özel bakım merkezleri, geriatri, nörolojik, fitness merkezleri ve spor eğitim tesisleri gibi alanlar bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Fizik tedavide yaklaşık 30-50 sistem kullanılır. Ayrıca çeşitli cihazlara başvurulur. Ağrı tedavisinde gergin, derin yapışıklıkları açmak için ultrason, kas güçlendirici cihazlar, magnetoterapi, ozon tedavisi, traksiyon, mezoterapi bu cihazlar ve yöntemlerden bazılarıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eklemlerinizde ağrı, kireçlenme, bel tutulması, boyun ağrısı, sırt ağrısı gibi rahatsızlıklarda fizik tedavi ve rehabilitasyon sayesinde kurtulabilirsiniz. Fizik tedavinin kelime anlamı onarmaktır. Yani eklem ve yumuşak dokuları etkileyen aletlerle çeşitli rahatsızlıkları tedavi etme. Herhangi bir kaza sonrası işlevini yitiren bedenin çeşitli bölgeleri ya da organlarının tekrar eski işlevini kazanmasını sağlamak amacıyla fizik tedavi uygulanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Fizik tedavi dışarıdan uygulanan bir yöntemdir. Amaç; ağrıyı azaltmak ve eklem hareket açıklığını korumaktır. Böylelikle günlük yaşamın kolaylaştırılması hedeflenir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Rehabilitasyon Nedir?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Engelli kişileri topluma kazandırmak için uygulanan tedavilerin tümüne rehabilitasyon denir. Rehabilitasyon tedavisi ekibinde fizik tedavi uzmanı, fizyoterapist, psikolog ve sosyal hizmet uzmanı gibi kişiler yer alır.</p>
<p style="text-align: justify;">Fizik tedavi ile ilgili bilinmesi gerekenler: Fizik tedavi seanslar halinde yapılır. 1-1.5 saatlik toplam 15-20 seans uygulanır. Rehabilitasyon ise daha uzun bir süreçtir, yıllar alabilir. Fizik tedavi gören bir hastada eklem kısıtlılığı mevcutsa fizyoterapistin yaptırdığı bazı hareketler sorunlu bölgede hafif ağrıya sebep olabilir. Fizik tedavi sadece ağrı tedavisinde değil, bozulan kas mekanizmasının düzeltilmesinde de kullanılır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Fizik tedavi kimlere uygulanır?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Omuz, kol, bacak eklemlerinde ağrıları olanlara,<br />
Romatizmal hastalıkların aktif döneminde olmayanlara,<br />
Ortopedik ameliyatlar sonrasında kaslarında güçsüzlük, eklemlerinde ağrı ve hareket kısıtlılığı gelişenlere,<br />
Kırık, çıkık, incinme nedeniyle alçı sonrasında eklemlerinde sertleşmeler olanlara,<br />
Beyin, sinir hasarı sonucunda kol ve bacaklarda felç gelişenlere,<br />
Hareket sistemi dışında lenf dolaşımının bozulması sonucu kol ve bacaklarında şişme olanlara uygulanır.</p>
<p><strong>Fizik Tedavide Yöntemler</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Fizyoterapistler tedavi edilecek bölgede istedikleri etkiyi meydana getirmesi için bazı terepatik ajanlardan faydalanırlar. Her hastalığın farklı bir prognozu ve patolojisi olduğundan fizyoterapist bilgi ve beceresini kullanarak tedavi için en uygun ajanı seçer ve uygular. Bu ajanların dokularda kan akımını arttırmaktan, post-sinaptik inhibisyon ile ağrının blokajına kadar bir çok fizyolojik etkisi vardır.<br />
Yüzeyel ve derin sıcaklık ajanları: hot-pack, parafin, infrared, fluidoterapi, kısa dalga diatermi, uzun dalga diatermi, mikro dalga diatermi, ultrasound.<br />
Soğuk ajanlar: cold-pack, cryoterapi.<br />
Hidroterapi yöntemleri: daldırma banyoları, zıt banyolar, girdap banyoları (whirlpool), kelebek banyosu (hubbard tank), zıt duşlar, hidromasaj, su altı traksiyon banyosu, galvanik banyo, balneoterapi.<br />
Elektroterapi ajanları: galvanik akım, faradik akım, diadinamik akımlar, TENS (transcutan electrical nerve stimulation), interferansiyel akımlar.<br />
Manipulatif tedavi yöntemleri: klasik masaj, konnektif doku masajı, lenf-ödem drenajı, mobilizasyon ve manipulasyon teknikleri.</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2012/03/10/fizik-tedavi-ve-rehabilitasyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Felci</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/cocuk-felci/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/cocuk-felci/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 02:05:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof.Dr. Turan USLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/cocuk-felci/</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk felci, poliomiyelit (poliomyelitis) veya polio isimleri ile bilinen hastalık; poliovirus adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilir ve sinirler ve kaslar da dahil olmak ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuk felci</strong>, poliomiyelit (poliomyelitis) veya polio isimleri ile bilinen hastalık; poliovirus adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilir ve sinirler ve kaslar da dahil olmak üzere tüm vücudu etkileyebilir. Şiddetli hastalık durumunda sürekli felç veya ölüm meydana gelebilir. Polio bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık etkeni virüsün bulaşması hastalıklı kişiye doğrudan temasla, hastanın ağız ve burnundan çıkan sıvılarla veya hastalıklı kişinin virüs içeren atıkları ile temasla olabilir. Virüs ağız veya burun yolu ile sağlam kişinin vücuduna girer, boğazda veya sindirim sisteminde yerleşerek çoğalır ve kan ve lenf damarları aracılığı ile vücuda yayılır. Hastalığın kuluçka süresi ortalama 7-14 gündür (5-35 gün arası).<span id="more-173"></span><br />
Riskli durumlar</p>
<p>* polio aşısının yapılmaması<br />
* polio salgını olan bölgeye yolculuk yapmak<br />
* hamilelik<br />
* çok yaşlı veya bebek olmak<br />
* ağız, burun veya boğazda yaralanma meydana gelmesi (diş tedavisi, bademciklerin alınması)<br />
* virüsü aldıktan sonra bağışıklık sistemini bozacak anormal bir stres meydana gelmesi (duygusal veya fiziksel)</p>
<p>Çocuk felci dünya çapında görülen bir hastalıktır. Ancak aşılamaya yeterli özen gösteren ülkelerde nadiren görülebilir. Yaz ve sonbahar aylarında daha sıktır. Kızlarda daha sık görülmekle birlikte felçler erkek çocuklarda daha sık gözlenir. Salgınlar aşılamanın yapılmadığı bölgelerde görülür.</p>
<p><strong>Korunma</strong><br />
<strong>Belirtiler</strong></p>
<p>Polio virüsü alındıktan sonra gelişebilecek hastalıklar 3 temel grupta incelenebilir: polio belirtileri oluşmayan hastalık, felce sebep olmayan hastalık ve felç gelişen hastalık. Hastaların %95&#8242;inde polio belirtileri gelişmeyen hastalık meydana gelir ve fark edilmeden atlatılır. Diğer iki grupta merkezi sinir sistemi etkilenir. Polio belirtileri gelişmeyen hastalık atlatıldıktan sonra diğer grup hastalıklar ortaya çıkabilir.</p>
<p>1- Polio belirtileri oluşmayan hastalık (abortif polio) Aşağıdaki belirti olabilir veya belirtiler 72 saat ve altında ortadan kaybolabilir.</p>
<p>* hafif ateş<br />
* baş ağrısı<br />
* genel bir rahatsızlık hissi<br />
* boğazda yanma -<br />
* zda kızarıklık<br />
* kusma</p>
<p>2- Felce sebep olmayan polio (nonparalitik) Aşağıdaki şikayetler 1-2 hafta sürebilir</p>
<p>* orta dereceli ateş<br />
* baş ağrısı<br />
* boyun sertliği (ense sertliği)<br />
* ense ağrısı (boyun ağrısı)<br />
* kusma<br />
* ishal<br />
* aşırı yorgunluk, halsizlik<br />
* huzursuzluk<br />
* sırt, kol, bacak, boyun ve karında ağrı ve sertleşme<br />
* herhangi bir bölgede kas spazmları ve hassasiyet<br />
* ciltte kızarıklıklar</p>
<p>3- Felç gelişen polio (paralitik)</p>
<p>* diğer belirtilerden 5-7 gün önce ateş görülür<br />
* baş ağrısı<br />
* sırt ve ense sertliği<br />
* kas zayıflığı (simetrik değildir) gelişir ve felce doğru ilerler<br />
* felç, omuriliğin tutulduğu yere göre değişiklik gösterir.<br />
* bazı bölgelerde dokunma hissinde değişiklik<br />
* dokunmakla bazı yerler ağrır/acır<br />
* idrar yapma zorluğu<br />
* kabızlık<br />
* karında şişlik hissi<br />
* yutma zorluğu<br />
* kas ağrıları<br />
* özellikle sırt ve boyunda kas spazmları ve kasılmaları<br />
* ğızdan salya (sıvı) gelmesi<br />
* solunum güçlüğü<br />
* duyusal kontrol güçleşir<br />
* Babinski refleksi pozitif hale geçer</p>
<p><strong>Testler</strong><br />
Muayene ile beyin zarlarının etkilendiğine dair bulgular saptanabilir. Boğaz çalkantı sularında, gaitada ve beyin omurilik sıvısında (BOS) yapılacak analizlerle virüsün varlığı saptanabilir. Beyin omurilik sıvısı (BOS) analizi normal olabilir veya basıncında, protein ve beyaz küre miktarında hafif artış saptanabilir.<br />
<strong><br />
Tedavisi</strong><br />
Enfeksiyon geçirilirken, tedavinin amacı şikayetleri kontrol altında tutabilmektir. Şiddetli hastalarda özel uygulamalar gerekebilir (solunum desteği gibi). Şikayetlere ve şikayetlerin şiddetine göre tedavi yöntemi değişir, ancak amaç şikayetlerin giderilmesidir. Aktivite sadece kas zayıflığı döneminde ve geçici olarak kısıtlanır. Kas ağrıları için ısı uygulanabilir. Kasların güçlendirilmesi amacı ile destek uygulamaları ve tedaviler denenebilir.</p>
<p><strong>Sonuç</strong><br />
Beyin ve omuriliğin tutulmadığı durumlarda hastalığın tamamen düzelme ihtimali %90&#8242;ın üzerindedir. Beyin veya omuriliğin tutulması acil bir durumdur ve felç veya ölümle sonuçlanabilir. Ölümler genelde solunum güçlüğünden meydana gelir. Felç, ölümden daha sık olarak gözlenir.</p>
<p>Polio sonucunda; akciğer ödemi, şok, felç, aspirasyon pnömonisi, hipertansiyon, idrar yolu enfeksiyonları, böbrek taşları, paralitik ileus (barsak hareketlerinin ortadan kalkması), kalp kası iltihabı (miyokardit) gelişebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/cocuk-felci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Serebral Palsi</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/serebral-palsi/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/serebral-palsi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 02:01:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof.Dr. Turan USLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/serebral-palsi/</guid>
		<description><![CDATA[Doğum öncesi, doğum sırasında yada doğum sonrası herhangi bir nedenle beynin hasar görmesi sonucu oluşan motor (ve bazı durumlarda mental) bozukluktur. Serebral palsi adale sertliğinde ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum öncesi, doğum sırasında yada doğum sonrası herhangi bir nedenle beynin hasar görmesi sonucu oluşan motor (ve bazı durumlarda mental) bozukluktur. Serebral palsi adale sertliğinde bozukluk, anormal, postür( duruş bozukluğu ) ve bozuk hareket görünümüyle karşımıza çıkar. <strong>Serebral palsi</strong> gelişimsel bir bozukluktur. Motor fonksiyonlarda bozukluğun yanında, duyu bozuklukları,(sensorial disfonksiyon), gözde kayma, titreme (nistagmus) gibi bozukluklar zeka geriliği ( mental retardasyon ), davranış bozuklukları, öğrenme güçlükleri, dil-konuşma bozuklukları ve ağız diş problemleri de görülebilir.<span id="more-172"></span><br />
Beyinde motor bölgenin ( kol-bacakların tam kullanımı, yürüme, yemek yeme, merdiven çıkma gibi günlük yaşamı sürdürmeye yarayan hareket yeteneğini sağlayan beyin bölgesi) gelişimi 7-8 yaşlarında tamamlanır. Hamilelik döneminin başlangıcında 7-8 yaşlarına kadar beyinde oluşabilecek herhangi bir problem bu bölgenin fonksiyon bozukluğu olarak karşımıza çıkar. Ortaya çıkan tablo ise serebral paralizi olarak adlandırılır.</p>
<p><strong>Serebral palsi</strong>&#8216; de beyin hasarı ilerleyici değildir. Fakat ortaya çıkan sorun ömür boyu devam eder. Serebral palsi&#8217;nin görülme sıklığı hakkında çok net bilgiler olmamakla birlikte, ABD&#8217; de ölçülen oranlar dünya geneli için bir kıyaslama imkanı verebilir. ABD&#8217;de toplam nüfusun %0.2&#8242; si (1000&#8242; de 2) SP&#8217; lidir. Buna göre ABD&#8217; de yaklaşık 1.000.000 SP&#8217;li vardır. Bu rakama her yıl 5000-7000 bebek eklenir. Ülkemizde ise bu konuda yeterli ve güvenilir bir istatistik olmamakla birlikte, toplam nüfus içerisindeki SP&#8217;li oranının %0.166 ( 600&#8242; de 1 ) olduğu tahmin dilmektedir. Buna göre Türkiye&#8217; de yaklaşık 700000 Serebral palsi&#8217;li bulunmaktadır.</p>
<p>Türkiye de oranların fazla olması akraba evlilikleri, hamilelik döneminde geçirilen hastalıkların fazla olması ve bakım şartlarının yetersizliği, doğum şartlarının olumsuzluğu, bebek bakım hizmetlerinin yetersizliği, ilk çocukluk yıllarında bebeklerde bulaşıcı ve ateşli hastalıkların fazlalığı ve beslenme yetersizliği gibi sebeplere bağlanmaktadır.</p>
<p>Serebral paralizin sebepleri:<br />
Doğum öncesi nedenler:</p>
<p>* Genetik durumlar<br />
* Hamilelik döneminde geçirilen enfeksiyonlar<br />
* Rubella, herpes<br />
* Bebeğin anne karnında oksijensiz kalması<br />
* Plesentanın gelişim bozukluğu yada erken ayrılması<br />
* Rh uyuşmazlığı ( eritroblastosis fetalis, hemolitik anemi, hiperbilirübinemi )<br />
* Metabolik hastalıklar ( diabetes mellitus, hamilelik toksemisi )<br />
* Gelişimsel bozukluklar ( vasküler yada iskelet yapıda )<br />
* Beslenme bozuklukları<br />
* Sigara, alkol yada madde bağımlılığı<br />
* Annenin enzim veya L-Dopa tedavi görmesi<br />
* Akraba evlilikleri<br />
* Annenin aldığı ilaçlar<br />
* Hamilelik döneminde geçirilen tıbbi müdahaleler</p>
<p>Doğum sırasında oluşan nedenler</p>
<p>* Zor doğum (anoksi), plesentanın erken ayrılması, uzayan doğum<br />
* İlaç sedasyonuna bağlı asfiksi nedeniyle beyin kan damarında kompresyon ve yırtılma<br />
* Prematüre (erken doğum), postmatüre (geç doğum )<br />
* Kordon komplikasyonları<br />
* Gelişmiş anomalileri ( makat doğum, ayaktan geliş )<br />
* Forseps yada vakumla doğum</p>
<p>Doğum sonrası ( post &#8211; natal ) nedenler:</p>
<p>* Düşük doğum kilosu<br />
* Vasküsler hadiseler ve kafa içi kanama<br />
* Kafa travması<br />
* Ensefalopati<br />
* Toksik durumlar<br />
* Kardiak arreste bağlı anoksi<br />
* Nöbetler ( konvülzyon, epilepsi )<br />
* Tümör<br />
* Viral ve bakteriyal beyin enfeksiyonları<br />
* Sarılık ( Hiperbilirübinemi )<br />
* Menenjit</p>
<p>Serabral paralisi&#8217;nin tipleri:</p>
<p><strong>Spastik Serebral palsi</strong> :<br />
Spastisite, en genel anlamda, kas sertliği yada pasif harekete direnç olarak tanımlanabilir. Kasların normal yapısındaki değişiklik ve sertlik hareketlerin de etkilenmesine ve zor yapılmasına neden olur. Aşırı spastisite zamanla iskelet yapı üzerinde bozukluklara ve postürün (duruşun) bozulmasına yol açar. Bunun yanı sıra oturma, ellerin kullanılması, yürüme gibi fonksiyonel aktiviteleri de olumsuz etkiler. Spastik tip Serebral palsi&#8217;nin en yaygın tipidir. Spastik çocuk, Serebral palsi teşhisi altında etkilenen vücut kısmına göre tanımlanır.</p>
<p><strong>Hemiplejik tip Serebral palsi:</strong><br />
Bu tipte vücudun bir tarafındaki kol, gövde ve bacak etkilenir.</p>
<p><strong>Diplejik tip Serebral palsi :</strong><br />
Bu tipte her iki bacak spastisitesi kollardan daha fazladır. Bacaklar birbirine sıkışıktır. Parmak ucuna basma sık görülür.</p>
<p><strong>Kuadriplejk Serebral palsi :</strong><br />
Bu tipte ise tüm vücut etkilenmiştir. Baş kontrolünün yetersizliği, ellerin yumruk şeklinde bacakların çapraz tarzda durması yaygın bir görüntüdür.</p>
<p><strong>Atetoid Serebral palsi :</strong><br />
Kontrolsüz hareket olarak tanımlanabilir. Çocuğun bacak, kol, el veya yüzünde istemsiz hareketler oluşur. Bu tipte kaslarda ani değişiklikler oluşur. Kaslar çok gevşek durumdan çok sert bir duruma geçebilirler. Bu da hareketlerin koordineli yapılmasını engeller.</p>
<p><strong>Ataksik Serebral palsi :</strong><br />
Dengeyi korumada bozukluk vardır. Baş kontrolünün zayıf olması, gövde dengesinin sağlanamaması nedeniyle gelişim yavaştır ve yürüme çok geç sağlanır.</p>
<p><strong>Serebral paralizi&#8217; nin erken teşhisi</strong><br />
İnsan sağlığının söz konusu olduğu tüm durumlarda olduğu gibi, Serebral palsi &#8216;li vakalarda da teşhis ve yapılacak tedavi için mutlaka bir uzman kuruluşa başvurulmalıdır. Ancak bebekte ortaya çıkabilecek ilk belirtilerin aile tarafından da kolayca gözlenebileceği de unutulmamalıdır. Serebral palsi&#8217;li vakalarda fizik tedavi ve rehabilitasyonun başarısı için erken teşhis çok önemlidir.</p>
<p><strong>Serebral palsi nasıl erken teşhis edilir ?</strong><br />
Aileler bebeğin gelişiminde en ufak bir gecikme yada sapma gördüğünde, yada aşağıdaki belirtileri gözledikleri durumda derhal doktora başvurmalıdır.</p>
<p>Serebral palsi&#8217;nin habercisi olabilecek erken belirtiler :</p>
<p>* 1 aylık bebekte ; Sürekli ağlama<br />
* Emme bozukluğu<br />
* Israrlı ve sürekli kusma<br />
* Çevresinden gelen uyarılara cevap vermeme<br />
* Havale ( Konvülzyon )</p>
<p>2 aylık bebekte ;<br />
( yukarıdakilere ek olarak) ;</p>
<p>* Bulunması gereken reflekslerin kaybı<br />
* Kaslarda aşırı sertlik yada gevşeklik</p>
<p>3aylık bebekte ;</p>
<p>* Gözde kayma, titreme<br />
* Bebeğin sırtüstü, baş ve topuklar üzerinde yay gibi sert bir şekilde durması<br />
* Bebeğin gülmemesi, annenin yüzüne bakmaması</p>
<p>4 aylık bebekte:</p>
<p>* Baş kontrolünün olmaması<br />
* Gözde odaklaşmanın sağlanamaması<br />
* Elin yada ellerin beş parmak içte kalacak şekilde yumruk halinde tutulması<br />
* Kaybolması gereken reflekslerin devam etmesi</p>
<p>8 aylık bebekte ;</p>
<p>* Dönme ve oturma aktivitelerinin olmaması<br />
* El-göz koordinasyonunun yokluğu<br />
* Tekme atarken iki bacağın birlikte atılması<br />
* Bebeğin bacaklarını uzatarak oturduğu pozisyonda vücudunun öne eğilmesi, bacakların birbiri üzerini binmesi</p>
<p>10 aylık bebekte ;</p>
<p>* Emeklemenin olmaması yada her iki ayağın birden çekilerek, sıçrar tarzda emekleme<br />
* Ayağa kalkmada zorluk<br />
* İsmi ile çağrılınca tepki vermemesi<br />
* Ağızdan salya akması<br />
* Verilen yiyeceği ağzına almaması yada ağzına götürememesi</p>
<p>1 yaşındaki bebekte;</p>
<p>* Tutunarak yürüyememesi<br />
* Parmak ucuna basarak yürüme</p>
<p><strong>Serebral paralizide tedavi ve rehabilitasyon</strong><br />
Serebral palsi tedavisi, tıbbi yaklaşım ve rehabilitasyon yaklaşımı olarak iki yönlü ele alınmalıdır;</p>
<p>Tıbbi yaklaşım : Teşhisle başlar. Serebral palsi teşhisi pediatrik nörolog başta olmak üzere, ilgili hekimler tarafından konulur. Teşhiste yardımcı olmak üzere EEG ( elektro ensefalografi ) EMG ( elektromyografi ), SEP ( somatosensoryel evoked potansiyel ), VEP ( visuel evoked potansiyel ), MR gibi ileri tetkiklerden yararlanılabilir.</p>
<p>Serebral palsi&#8217;li hastada direk Serebral palsi&#8217; ye yönelik etkin bir ilaç yoktur. Ancak hastalıkta seyreden konvülsiyon ( havaleler ) ve epilepsi için yaygın şekilde ilaç kullanılmaktadır. Bunun yanında kaslardaki aşırı sertliliği önlemek için de bazı ilaçlar kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>Rehabilitasyon yaklaşımları :</strong> Serebral palsi&#8217; li çocukta bir çok sorun bir araya gelerek aile ve çocuk için yaşamı güçleştirir. Bu nedenle problemlerin iyi bir şekilde tanımlanması çok önemlidir. Ancak bilimsel ve bilinçli yaklaşım Serebral palsi&#8217; li çocuğun daha bağımsız bir yaşama kavuşmasını sağlayabilir. Serebral palsi&#8217;li çocuğun klinik tablosu, Serebral palsi&#8217; nin nedenine, lezyonun şiddetine, şekline ve diğer komplikasyonların olup olmadığına bağlı olarak çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Bu nedenle her çocuğun tedavi ve rehabilitasyon programı farklılık içerir. Serebral palsi&#8217; li çocuklarda görülen problemlerin en aza indirilmesi ve onların topluma kazandırılması çok yönlü bir rehabilitasyon programı ile sağlanabilir. Ailenin eğitiminden, çocuğun fiziksel çevresinin düzenlenmesine kadar bir dizi sorun hesaba katılmak ve rehabilitasyonun alanı içine dahil edilmek zorundadır.</p>
<p>Serebral palsi&#8217; li çocukta rehabilitasyonun amaçları:</p>
<p>* Çocuklarda görülen hareket bozukluklarını en aza indirmek<br />
* Oluşabilecek kas-iskelet sistemi bozukluklarını önlemek, duruş bozukluklarının oluşmasını engellemek<br />
* Günlük yaşam aktivitelerinde bağımsız davranabilmeyi sağlamak<br />
* Yardımcı araç, gereç ve cihazları belirlemek<br />
* Eğer SP tablosuna eşlik eden, görme, işitme, konuşma ve zeka problemleri varsa bunların en aza indirilmesini sağlamak<br />
* Aile eğitimi vermek ve SP &#8216;li çocuğun eğitimi konusunda aileye yol göstermek<br />
* SP&#8217; li çocuğun yaşayacağı imkanların düzenlemesini yapmak</p>
<p><strong>Rehabilitasyon ekibi :</strong><br />
Fizik ve tedavi ve rehabilitasyonun her alanında olduğu gibi, Serebral palsi&#8217;li çocukların rehabilitasyonu bir ekip tarafından yürütülür. Bir Serebral palsi rehabilitasyon ekibinde şu uzmanlar yer alır.</p>
<p>* Doktor ( pediatrist, nörolog, ortapedist, pediatrik cerrah, çocuk psikiyatristi, beyin cerrahı, kulak burun boğaz uzman, FTR uzmanı&#8230;. hastalığın klinik yapısına göre bunlardan biri yada birkaçı )<br />
* Fizyoterapist<br />
* İş &#8211; meşguliyet terapisti<br />
* İşitme konuşma terapisti<br />
* Psikolog<br />
* Çocuk gelişim uzmanı<br />
* Odiyolog<br />
* Özel eğitim uzmanı</p>
<p><strong>SP de rehabilitasyon programı :</strong></p>
<p>* Egzersiz tedavisi<br />
* Ortez ( cihaz ) uygulamaları<br />
* Ev programı ve aile eğitimi<br />
* El- göz koordinasyonu sağlaması<br />
* Uygun yardımcı araç gerecin belirlenmesi<br />
* Yemek yeme, giyinme, oyun aktiviteleri gibi aktivitelerin eğitimi bileşenlerinden oluşur. Tüm bu uygulamalar, özellikle egzersiz uygulamaları deneyimli fizyoterapistler tarafından yapılmalıdır.</p>
<p>Bilinmesi gereken en önemli şey Serebral palsi tedavi ve rehabilitasyonunun çok uzun bir süreç olduğudur. Bebeğin büyümesi ile birlikte rehabilitasyon uygulamaları da devam eder.</p>
<p>Rehabilitasyon çocuk bağımsız ( yada en az bağımlılıkla ) yaşama yeteneğini kazanana kadar devam etmelidir. Serebral palsi &#8216; li çocuklar da diğer çocuklar gibi gelişebilir. Serebral palsi fiziksel bir özürdür. Az oranda zeka yetersizleri, görme, konuşma, işitme ve algı bozuklukları fiziksel özüre eşlik etse de ilerleyici değildir. Bilinçli bir yaklaşım ve etkili rehabilitasyon ile yetersizlikleri en aza indirgemek mümkündür.</p>
<p>Rehabilitasyon sürecinde dikkat edilmesi gereken önemli noktalar</p>
<p>Egzersizler aile tarafından öğrenilmeli ve evde tekrar edilmelidir. Egzersizler çok uzun ve sıkıcı olmamalıdır. Oyun aktiviteleri ile birleştirilerek yaptırılmalıdır. Serebral palsi&#8217; li çocuklarda mental ve duyusal engeller yüzünden genellikle yetersiz olan iletişim kurma yeteneğini arttırmak için sesli ve renkli oyuncaklar yada objeler kullanılmalıdır. SP &#8216;li çocuğun kontrolü en az 3 ay aralıklarla, pediatrik nörolog, pediatrist, gerekirse ihtiyaç duyulan uzmanlık alanlarındaki hekimler, fizyoterepist, iş meşguliyet terapisti, odiyolog, çocuk gelişim uzmanı psikolog tarafından yapılmalıdır. Normal çocuk gelişimi izlenerek, SP&#8217; li çocuğun bu gelişimi yakalaması için ailenin çaba göstermesi gerekir. Ancak SP li bir çocuğun sınırlılıkları iyi bilinmesi, normal bir çocukla kıyaslanmamalıdır. Fakat Serebral palsi li çocukta gelişimi sağlayabilmek için de erken yaşlarda başlayarak dil ve sosyal gelişim üzerinde durulmalıdır. Serebral palsi li bebeklerin taşınması terapistin gösterdiği şekilde destekli ve çevre iletişimini sağlayacak şekilde yapılmalıdır. Oturma, emekleme, ayakta durma gibi motor gelişim aşamaları terapistin uygun gördüğü zamanlarda başlatılmalıdır. Serebral palsi&#8217;li çocuğun beslenmesi sırasında uygun oturma ortezleri ( yardımcı cihazlar ) ve destekli sandalye kullanılmalıdır. Serebral palsi&#8217;li çocuğun etkilenme tipine göre beslenme şekli de değişecektir. Bu konu da bir diyetisyenden bilgi alınmalıdır. Beslenme sürece sıvı yiyeceklerden katı yiyeceklere doğru ilerlemeli, beslenme pozisyonları terapistten uygulamalı olarak öğrenilmelidir. SP&#8217; li çocuk mümkün olduğunca uygun bir kaşık ile beslenmelidir. Okul çağına gelen çocuklar fiziksel özürlerine rağmen özel bir eğitim kurumunda eğitime başlatılmalıdır. Zeka problemi, algılama problemi, olan çocukların eğitimi için özel eğitim uzmanlarının yardımı şarttır. Yürümeye başlayacak SP&#8217; li çocuklarda değişik psikolojik bozukluklar oluşabilir. Aile ve çevreyle uyumda zorlanan çocuklar için psikologlardan yardım alınmalıdır. Serebral palsi&#8217; li çocukların evde sürekli bakıcılar yada ebeveynlerle kalmaları doğru değildir. Normal çocuklarla da iletişim kurabileceği ortamlar olmalıdır. Havale ( konvülsiyon ) geçiren çocuklar için muhakkak pediatrik nöroloğa baş vurmalıdır. SP li çocuklar aşırı koruma altına alınmamalı ve yapabilecekleri aktivitelere fırsat tanınmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/serebral-palsi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Normal Dışı Çocukların SINIFLANDIRMASI</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/normal-disi-cocuklarin-siniflandirilmasi/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/normal-disi-cocuklarin-siniflandirilmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 01:55:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof.Dr. Turan USLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/normal-disi-cocuklarin-siniflandirilmasi/</guid>
		<description><![CDATA[Kişiler arasında çeşitli bireysel farklılıklar vardır. Fiziksel yapısından, yapabildikleri ve gelişimi açısından söz konusu bu ayrıcalıklara, çevresel ve kültürel etmeleri de ekleyecek olursak, her bireyin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kişiler arasında çeşitli bireysel farklılıklar vardır. Fiziksel yapısından, yapabildikleri ve gelişimi açısından söz konusu bu ayrıcalıklara, çevresel ve kültürel etmeleri de ekleyecek olursak, her bireyin kendine has bir varlık olduğunu görürüz. Tabi ki bu ayrıcalıkların hepsi öğrenim ve eğitim açısından aynı oranda önemli değildir. Bizim eğitim sistemimize göre milli eğitimin eğitim öğretim imkanlarından yararlanabilen çocuklar normal olarak kabul edilirse, bedensel, zihinsel, görme, işitsel bazı davranış bozuklukları gösteren ve eğitim sisteminden yararlanamayanlar ise farklı gelişen ayrıcalıklı çocuklardır.<span id="more-171"></span></p>
<p><strong> Sınıflandırma</strong></p>
<p>* Beden gelişimi ve özellikleri açısından farklılık gösterenler<br />
o Görme özürlüler, işitme özürlüler, halk arasında yaygın olarak spastik diye adlandırılan beyin felci olanlar, sara gibi öncelikle beyin ve sinir sistemi ile ilişkili olan özürler.<br />
o Doğuştan ya da sonradan sonradan edinilmiş iskelet hastalık ve sakatlıkları olan topallık, çolaklık, kanburluk, kemik veremi ve benzeri hastalıklar.<br />
o Uzun süreli bakım ve tedaviyi gerektiren hastalıkları olanlar. Kalp ve dolaşım bozukluğu olanlar, verem gibi solunum hastalıkları, diabetikler bunlara örnektir.<br />
o Çeşitli konuşma bozuklukları<br />
o Sinir sistemi hastalıkları, myelomeningosel, hemipleji, parapleji<br />
o Kromozom hastalıkları. Mongolizm vs<br />
o Travmatik durumlar, kafa ve omurilik travmaları<br />
* Zihinsel gelişimleri açısından ayrıcalık gösterenler<br />
o Zeka geriliği olanlar<br />
o Üstün zekalı olanlar<br />
o Zeka bölümleri normalin üstünde olan &#8221; müzik, resim, fen bilimleri, matematik &#8221; gibi bir öğrenim alanında üstün özel yetenekleri olanlar.<br />
* Davranış ve uyum açısından ayrıcalık gösterenler<br />
o Korunmaya muhtaç olanlar ve sokak çocukları<br />
o Suça yönelmiş veya suçlu durumuna girmiş olanlar<br />
o Hareket ya da davranış bozuklukları olanlar<br />
* Öğrenme açısından ayrıcalık gösterenler<br />
o Okuma, yazma, hesaplama gibi temel öğrenim dallarının birinde veya birkaçında çeşitli sebepler yüzünden öğrenme zorluğu olanlardır.<br />
* Birden fazla ayrıcalığı olan çocuklar<br />
o Bu grupta kişi hem sağır, hem kör olabilir. Hem zihinsel geriliği, hem hiperaktivitesi olabilir. Spastikler, mongollar bu gruba girer</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/normal-disi-cocuklarin-siniflandirilmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Romatizma Tedavisi</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/romatizma-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/romatizma-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 01:44:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof.Dr. Turan USLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/romatizma-tedavisi/</guid>
		<description><![CDATA[Romatizmal hastalığın tedavisi hastalığa ve hastaya göre değişir, her hastaya kişisel bir tedavi planı yapılması gerekir. Doktor tarafından önerilmeyen tedaviler yararsız ve tehlikeli olabilir, uygun ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Romatizmal hastalığın tedavisi hastalığa ve hastaya göre değişir, her hastaya kişisel bir tedavi planı yapılması gerekir. Doktor tarafından önerilmeyen tedaviler yararsız ve tehlikeli olabilir, uygun tedavinin yapılması gecikebilir hatta hastalığın ilerlemesine neden olabilir.<span id="more-170"></span><br />
Romatizmal hastalıklarda da en uygun tedavinin yapılabilmesi için hastalığa erken ve doğru teşhisin konulması gereklidir. Romatizmal hastalıklara erken dönemde teşhis konulması güç olabilir ve hastanın bir süre konunun uzmanı tarafından tetkik edilmesi ve izlenmesi gerekebilir. Romatizmal hastalıkların belirtileri zaman içinde değişiklik gösterebilir. Şikayetin olmadığı veya çok azaldığı dönemleri hastalığın alevlenip şikayetlerin arttığı dönemler izler.</p>
<p>Romatizmal hastalıkların bir bölümü çok uzun süre devam edebilir, bazılarının tedavisi uzun sürebilir ve zordur. Bu hastalıklara müzmin (kronik) hastalıklar denir. Bu hastalara tedavi de verilen ilaçlar ve fizik tedavilerin doktor kontrolünde sürekli alması gereklidir. Yapılan tedaviler hastalığı tamamen yok etmese dahi hastalığın ilerlemesini önleyerek günlük yaşamın ağrısız ve rahat olmasını sağlamayı amaçlamaktadır.</p>
<p>Eklemlerdeki yükü artıran fazla kiloların verilmesi, doktor tarafından önerilen egzersizlerin düzenli yapılması veya damar yapısını bozan sigara kullanımının bırakılması bazı romatizmalı hastalar için çok önemlidir.</p>
<p>Romatizmalı hastaların hastalıkları, kullandıkları ilaçlar ve ilaçların olası yan etkilerini bilmesi hasta açısından çok önemlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/romatizma-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osteoporoz Tedavisinde Fiziksel Aktivite ve Egzersizler</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/osteoporoz-tedavisinde-fiziksel-aktivite-ve-egzersizler/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/osteoporoz-tedavisinde-fiziksel-aktivite-ve-egzersizler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 01:26:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof.Dr. Turan USLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/osteoporoz-tedavisinde-fiziksel-aktivite-ve-egzersizler/</guid>
		<description><![CDATA[Osteoporoz  rehabilitasyon programının en önemli bölümünü oluşturur.
OP&#8217;da fiziksel aktivite ve egzersiz uygulamasının amaçları:
* Kas gücü ve kütlesini arttırmak
* Denge ve koordinasyonu geliştirmek
* Postürü düzeltmek ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Osteoporoz  rehabilitasyon programının en önemli bölümünü oluşturur.</p>
<p>OP&#8217;da fiziksel aktivite ve egzersiz uygulamasının amaçları:</p>
<p>* Kas gücü ve kütlesini arttırmak<br />
* Denge ve koordinasyonu geliştirmek<br />
* Postürü düzeltmek ve deformiteleri engellemek<br />
* Eklem stabilitesini sağlamak<br />
* Kardiyorespiratuvar dayanıklılığı arttırmak<br />
* Ortostatik hipotansiyonu önlemek<br />
* Ejosyonel stabiliteyi sağlamak, kişinin kendine güvenini arttırmak<br />
* Hızlı kemik kaybını yavaşlatmak ve durdurmak.<br />
<span id="more-469"></span><br />
Egzersizin kemik kütlesine etkisi kemik yapıcı hücrelerin uyarılması, kan akımında artış, östrojen veya testosteron seviyesinde artış, mineraller ve kollajen dokuda değişiklikler ve kas gücünde artış şeklinde olmaktadır.<br />
<strong><br />
A- GENEL EGZERSİZLER</strong><br />
OP tedavisinde uygulanması önerilen herhangi bir egzersiz kemikler üzerinde aşırı stres oluşturmamalı ve düşme riskini arttırmamalıdır.</p>
<p><strong>Osteoporoz&#8217;da Uygulanan Egzersizler</strong><br />
<strong>a)Yürüme:</strong><br />
Tempolu ve hızlı yürüme en yararlı ve en kolay uygulanan egzersizlerden biridir. Her yerde yapılabilir, özel bir ekipman gerektirmez ve yaralanma riski minimaldir. Özellikle omurga ve alt ekstremite kemiklerine mekanik yüklenme sağlar. Kemik kitlesinin sürdürülmesi için mekanik güçler gereklidir. Egzersiz amaçlı yürüyüş yapan kadınlarda kalça kırığı riskinin % 30 azaldığı gösterilmiştir. Yürüme hızı, bireyin rahat yürüme hızının biraz üstünde olmalıdır. Hastaya eşit uzunlukta adım atması ve eşit şekilde kol salınımı yapması söylenir.</p>
<p>Her gün ya da haftada 3-4 gün en az 15-20 dakika arası yürüyüş önerilir. Önce 5 dakikalık yürüyüşlerle başlanır ve her gün 1 dakika arttırılarak kişinin optimal egzersiz seviyesine ulaşıncaya kadar süre uzatılır. Açık havada yürüyüşün faydası yüzün ve ekstre-mitelerin güneş ışığına maruz kalarak deride D vitamini oluşmasına olanak sağlamasıdır. Her gün aynı yerde yürüyüş sıkıcı olabilir. Yürüyüş esnasında küçük bir radyo ya da walkman dinlemek yararlı olabilir. Sert havalarda yürüyüşler kapalı büyük alışveriş merkezlerinde yapılabilir. Yürüyüş sonunda süre, mesafe ve nabız sayısı gibi parametreler günlük olarak kaydedilmelidir.</p>
<p><strong>b)Yüzme ve su içi egzersizler:</strong><br />
Şiddetli OP&#8217;da, eğer kardiyovasküler durumun düzelmesi endike ise yüzme veya su içinde basitçe yürüme iyi ve başlangıç için emniyetli olabilir. İmmobil hastalar da antigravite egzersizlerine başlamadan önce su içi egzersizlerden yarar görebilirler. Yüzme üst ve alt ekstremitelerin yanısıra sırt ve karın kaslarını çalıştırır. Stil önemli değildir ancak hastanın daha önceden yüzme bilmesi gerekir. Yeni başlayan biri çok fazla enerji sarfedeceğinden bu aktivite uygun değildir.</p>
<p><strong>c)Bisiklet:</strong><br />
Yol bisikleti ya da sabit bisiklet olabilir. Her durumda bisiklete binerken dik duruşa, sele yüksekliğine, hız ve direnç parametrelerine dikkat etmek gerekir. Hastaya nabız sayması ve aşırı yüklenmelerden kendini koruması öğretilmelidir.</p>
<p><strong>d)Diğerleri:</strong><br />
İp atlama, koşma ve aerobik gibi egzersizler nisbeten zorlayıcı olduklarından ileri yaştaki ve yerleşmiş OP&#8217;u olan hastalara verilmemilidir. Bahçe işleri, golf ve bowling yaşlı kişiler tarafından benimsenmekle birlikte, dönerek ve eğilerek yapılan fiziksel aktiviteler vertebral kırıklara neden olabileceğinden risk içermektedir. Fazla enerji harcamayı gerektiren sert danslar da zayıf kemiklere zarar verebilir.</p>
<p><strong>B- ÖZEL EGZERSİZLER:</strong><br />
Eklem hareket açıklığını arttırıcı egzersizler, postür egzersizleri, pektoral germe egzersizleri, denge ve koordinasyon egzersizleri, omurga ekstansörlerini güçlendirici ağırlıklı egzersizler, karın kaslarına izometrik egzersizler, derin solunum ve gevşeme egzersizleri ve kardiyovaskuler fitnes egzersizleri şeklindedir. Egzersizlere 5 dakikalık ısınma ve germe ile başlanır, 5 dakikalık soğuma egzersizleri ile bitirilir. OP&#8217;da hergün ya da haftada 3 gün yapılan bu egzersizler yeterlidir. İzometrik kontraksiyonlar kalp hızını ve kan basıncını izotonik egzersizlere göre daha fazla arttırdıklarından kalp hastaları için risk oluştururlar.</p>
<p>Bu nedenlerle egzersizler kişiye özel düzenlenmelidir. İyi planlanmalı, dinamik ve tekrarlı olmalı ve düzenli uygulanmalıdırlar. Kemik kütlesini arttırmak için mutlaka ağırlık taşıyıcı olmalıdırlar. Daha önce egzersiz yapmamış olanlarda programa hafif egzersizlerle başlanmalı ve yoğunluğu giderek arttırılmalıdır. Yaş ilerledikçe fiziksel kapasitenin azalması tüm hastalar için standart bir rehabilitasyon programı uygulama olanağını ortadan kaldırır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/osteoporoz-tedavisinde-fiziksel-aktivite-ve-egzersizler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osteoporoz ve Diyet</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/osteoporoz-ve-diyet/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/osteoporoz-ve-diyet/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 01:23:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof.Dr. Turan USLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/osteoporoz-ve-diyet/</guid>
		<description><![CDATA[* 1 . Meşrubatların fazla içilmemesi
* 2. Etiketlerin okunarak fazla fosfor içeren gıdaların yenmemesi (kırmızı et)
* 3. Hayvani protein alımının azaltılması
* 4. Bitkisel proteinlerin tercih ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>* 1 . Meşrubatların fazla içilmemesi<br />
* 2. Etiketlerin okunarak fazla fosfor içeren gıdaların yenmemesi (kırmızı et)<br />
* 3. Hayvani protein alımının azaltılması<br />
* 4. Bitkisel proteinlerin tercih edilmesi (baklagiller)<br />
* 5. Süt ve süt ürünleri barsak şikayetlerine neden olmuyorsa fazla miktarda alınması<br />
<span id="more-168"></span><br />
Bazı gıdaların 100 gr&#8217;daki kalsiyum miktarları aşağıda gösterilmiştir.</p>
<table border="1">
<tr>
<td><strong>Gıda</strong></td>
<td><strong>Kalsiyum Miktarı</strong></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"><strong>Süt Ürünleri</strong></td>
</tr>
<tr>
<td>Inek (yağsız) süt</td>
<td>125</td>
</tr>
<tr>
<td>Inek (yarım yağlı) süt</td>
<td>122</td>
</tr>
<tr>
<td>Inek (tam yağlı) süt</td>
<td>199</td>
</tr>
<tr>
<td>Koyun sütü</td>
<td>193</td>
</tr>
<tr>
<td>Yoğurt (yağlı)</td>
<td>111</td>
</tr>
<tr>
<td>Yoğurt (yarım yağlı)</td>
<td>120</td>
</tr>
<tr>
<td>Beyaz Peynir (yağlı)</td>
<td>162</td>
</tr>
<tr>
<td>Beyaz Peynir (yağsız)</td>
<td>96</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaşar Peyniri</td>
<td>70</td>
</tr>
<tr>
<td>Krem Peyn i r</td>
<td>80</td>
</tr>
<tr>
<td>Isviçre Peyniri</td>
<td>906</td>
</tr>
<tr>
<td>Cheddar Peyniri</td>
<td>682</td>
</tr>
<tr>
<td>Lor Peyniri</td>
<td>68</td>
</tr>
<tr>
<td>Dondurma</td>
<td>78</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"><strong>Meyve ve Sebzeler</strong></td>
</tr>
<tr>
<td>Ispanak</td>
<td>95</td>
</tr>
<tr>
<td>Kereviz</td>
<td>43</td>
</tr>
<tr>
<td>Asma yaprağı</td>
<td>392</td>
</tr>
<tr>
<td>Bakla (taze)</td>
<td>43</td>
</tr>
<tr>
<td>Soğan (kuru)</td>
<td>27</td>
</tr>
<tr>
<td>Soğan (yeşil)</td>
<td>51</td>
</tr>
<tr>
<td>Turp (kırmızı)</td>
<td>35</td>
</tr>
<tr>
<td>Turp (siyah)</td>
<td>39</td>
</tr>
<tr>
<td>Patates</td>
<td>7</td>
</tr>
<tr>
<td>Lahana (beyaz)</td>
<td>49</td>
</tr>
<tr>
<td>Lahana (kara)</td>
<td>116</td>
</tr>
<tr>
<td>Pırasa</td>
<td>52</td>
</tr>
<tr>
<td>Bamya</td>
<td>92</td>
</tr>
<tr>
<td>Ceviz</td>
<td>99</td>
</tr>
<tr>
<td>Nohut</td>
<td>150</td>
</tr>
<tr>
<td>Karpuz, Kavun</td>
<td>50</td>
</tr>
<tr>
<td>Dut</td>
<td>60</td>
</tr>
<tr>
<td>Kivi</td>
<td>100</td>
</tr>
<tr>
<td>Hurma</td>
<td>59</td>
</tr>
<tr>
<td>PortakaI</td>
<td>41</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"><strong>Et ve Ürünleri</strong></td>
</tr>
<tr>
<td>Havyar</td>
<td>276</td>
</tr>
<tr>
<td>Koyun eti</td>
<td>10</td>
</tr>
<tr>
<td>Dana eti</td>
<td>11</td>
</tr>
<tr>
<td>Tavuk eti</td>
<td>11</td>
</tr>
<tr>
<td>Balık eti</td>
<td>8-7</td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/osteoporoz-ve-diyet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osteoporoz (Kemik Erimesi)</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/osteoporoz-kemik-erimesi/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/osteoporoz-kemik-erimesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 01:20:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof.Dr. Turan USLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[kemik erimesi]]></category>
		<category><![CDATA[kemik erimesi tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporos]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz egzersizleri]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz nedir]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporozdan korunmak için yapılması gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporozun belirtileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/osteoporoz-kemik-erimesi/</guid>
		<description><![CDATA[Osteoporoz; halk arasında kemik erimesi olarak bilinen bir hastalıktır. Osteo (kemik) ve poroz (gözenekli) kelimelerinden oluşmuştur. Dünya sağlık örgütü 1994 yılında osteoproz’u düşük kemik kütlesi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Osteoporoz</strong>; halk arasında <strong>kemik erimesi</strong> olarak bilinen bir hastalıktır. Osteo (kemik) ve poroz (gözenekli) kelimelerinden oluşmuştur. Dünya sağlık örgütü 1994 yılında osteoproz’u düşük kemik kütlesi ve kemik dokusunun mikro yapısında bozulma sonucu kemik kırılganlığına yatkınlık ve kırık riskinde artış ile karakterize bir hastalık olarak tanımlanmıştır.<span id="more-167"></span><img src="http://www.turanuslu.com/wp-content/uploads/osteoporoz.gif" alt="osteoporoz.gif" /><br />
Kemik kalsiyum ve proteinden oluşan yaşayan ve gelişen bir olaydır. Bir yandan yeni kemik düşerken bir yandan eskiler yıkılır.Gelişme döneminde kemik yapısı zamanla artar ve kemikler güçlenir belli bir yaştan sonra (kişiden kişiye değişir) bu kemik yapısı azalır ve durur. Zaman içinde yavaş yavaş kemik dokusu zayıflar ve yaş ilerledikçe kemikler incelir.Böylece kemikler kırılgan hale gelir. Kemik kaybı sıklıkla bel kemiklerinde, el bileğinde ve kalça bölgesinde görülür. Bu bölgeler ileri yaşlarda kırıklarında sık görüldüğü bölgelerdir.</p>
<p>Kemik kütlesi genellikle 35 yaşından itibaren başlar. Büyüme tamamlandıktan sonra kadınlarda kemik dokunun % 30-50 erkeklerde % 20 – 30 ‘u zaman içinde kaybolur. Kadınlarda menapoz bu kemik kaybını hızlandıran bir faktördür.</p>
<p><strong>OSTEOPOROZ TİPLERİ</strong></p>
<p>* TİP 1 : 50 – 75 yaş arası kadınlarda görülür.Kemik iliğindeki kayıp fazladır.Omurga ve el bileği kırıkları daha sıktır. Hormon değişiklikleri vardır.<br />
* TİP 2 : 70 yaş üstünde görülür. Kadın ve erkeklerde eşit oranda görülür.Kemik bütününde kayıp vardır. Kemik bölgesinde kırık riski yüksektir. Genellikle kadınlarda menapoz onrası dönemde daha sık görülür. Fakat erkeklerde ve bazı hastalıklar sonucu her yaşta insanlarda görülebilir. Osteoporozun kesin neden olduğu tam olarak bilinemez. Fakat bazı faktörler osteporozu hazırlar.</p>
<p>* Yaşlanma<br />
* Hareket azalması<br />
* Östrojen hormonu seviyesinin azalması<br />
* Kortizon kullanımı<br />
* Aşrı tiroid hormonu<br />
* Aşırı alkol alınması<br />
* sigara kemik kaybını arttırır.<br />
<img src="http://www.turanuslu.com/wp-content/uploads/osteoporoz2.jpg" alt="osteoporoz2.jpg" /><br />
<strong>OSTEOPOROZ OLUP OLMADIĞIMIZI NASIL ANLARIZ?</strong><br />
Birçok kişi kemik kaybı olduğunun farkında değildir ancak kırık oluşunca fark eder. Normal şartlarda anlamayız kemik kaybı çok yavaş oluşan bir olay olduğu için belirgin şikayetlere yol açmaz . Osteoporozda ilk bulgular boy kısalması, omuzlarda ve kalçalarda yuvarlaklaşma ve bel – sırt ağrısıdır. Hastalıktan şüphelenilmesi halinde kemik ölçümü yapılmalıdır.<br />
<img src="http://www.turanuslu.com/wp-content/uploads/osteoporoz3.jpg" alt="osteoporoz3.jpg" /><br />
<strong>KEMİK ÖLÇÜMÜ NEDİR?</strong><br />
Kemiğin ölçümü kemiğin içindeki minarelleri ölçebilen bir alet ile yapılan bir tetkiktir. Genellikle dual energy x- ray prensibi ile çalışan densitometre denen cihazlarla ölçülür. Tetkik süresi yaklaşık 15 – 20 dakikadır. Standart olarak kalça , bel veya her iki bölgeden ölçümler yapılır. Tetkik ağrılı ve sıkıntılı değildir ve bilinen bir riski yoktur.</p>
<p>Bu tetkik sadece kemiklerde mineral yapıyı gösterir fakat kemiğin mikroskopi yapısını göstermez . Bundan dolayı kemik gücünün kesin durumunu belirtmez . Ölçüm sonuçları toplumdaki normal kişilerin kemik yapıları ortalamasına göre yapılır. Bu tetkik kemiğin kırılmaya yatkınlığını gösterir fakat ne zaman olacağını göstermez.</p>
<p>Kemik yoğunluğu yaş ilerledikçe azalır. Yaşlıların pek çoğunda kemik yoğunluğu gene erişkinlere oranla azalmıştır. Bir çalışmaya göre kadınların % 66 sında 40 yaş üstünde osteoporoz veya osteoporoza yatkınlık vardır. (genç erişkinlerle mukayese edildiğinde)</p>
<p>Kemik Ölçümü;<br />
Normal: Genç sağlıklı popülasyonda standart sapma -1 in altında olmasıdır.</p>
<p>Düşük kemik kütlesi (ostoponi): Genç sağlıklı popülasyonun ortalama değeri -1 ile -2.5 SD arasında olmasıdır.</p>
<p>Osteoporoz: Genç sağlıklı popülasyonun ortalama değerinin -2.5 SD nin üstünde olmasıdır (yani kemik kaybı normal insanlara göre % 25 daha fazladır). Ağır osteoporoz: Osteoporozoa bağlı kırığı olanlar bu gruptadır.<br />
<img src="http://www.turanuslu.com/wp-content/uploads/osteoporoz4.jpg" alt="osteoporoz4.jpg" /><br />
<strong>KEMİK ÖLÇÜMÜ NİYE OSTEOPOROZ İÇİN KESİN BİR TANI METODU DEĞİLDİR</strong><br />
Çünkü kemik kuvveti kemik yoğunluğu ve kemiğin mikroskopik yapısının ortak göstergesidir. Bir tetkik ile sadece yoğunluğu ölçe biliriz . Yani her kemik yoğunluğu azalan kişide mutlaka kırık oluşacak demek değildir. Bunun yanı sıra kemik yoğunluğu azalması kemik kırığı riskini riskini arttıran sebeplerden sadece bir tanesidir. Az hareket dengesiz beslenme ilaç kullanımı denge sorunu diğer bazı hastalıklarda kemikte zayıflama yapabilir.Bugünkü tedavi metotları kemik kaybını yavaşlatır fakat kaybolan kemik dokusu yerine konulamaz.</p>
<p>Kemiklerimizi korumalıyız.Osteoporozun en etkili tedavisi kemik kaybının önlenmesidir.</p>
<p>Genel olarak söylemek gerekirse bazı basit önlemlerle kemik kaybı yavaşlatılabilir. Kemik yoğunluğunuz ne olursa olsun yeterli kalsiyum almak iyidir, düzenli egzersiz yapmak , sigara içmekten kaçınmak aktif olun ve gereksiz ilaç kullanmayın.</p>
<p><strong>KEMİK KAYBINI ÖNLEMEK VE KIRIK RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN</strong></p>
<p>* Yeterli kalsiyum ve D vitamin alın<br />
* Sigara içmeyin<br />
* Ani kilo kaybından kaçının<br />
* Düzenli egzersiz yapın</p>
<p><strong>KIRIK RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN</strong></p>
<p>* Düzenli egzersiz<br />
* Alkol kullanmayın<br />
* Uygun ve kaymayan ayakkabı giyin<br />
* Görme bozukluğu takılıp düşmeye neden olur bundan dolayı göz muayenesi olun ve dereceli gözlüğü kullanın<br />
* Evde takılabilecek ayak altı cisimleri kaldırın ( oyuncak, elektrik kordonu vb. )<br />
* Uyku hapı veya sakinleştirici ilaç kullanırken sokağa yanımızda biriyle çıkın halsizlik veya dikkatsizlik neticesinde düşebilirsiniz.<br />
* Doktorunuzla konuşun ve yaşam sitilinizi ve diyetinizi düzenleyin<br />
* Hormon tedavisi gerekiyor mu<br />
* Başka ilaç tedavisi gerekiyor mu<br />
<strong><br />
OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ) HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ</strong><br />
Osteoporoz (kemik erimesi) nedir?<br />
Osteoporoz, kemiğin mineral ve matriks yönünden azalması ve yapısının değişmesiyle kolay kırılabilir hale gelmesidir.</p>
<p><strong>Osteoporoz yeni keşfedilmiş bir hastalık mıdır?</strong><br />
Yaşlı nüfusun artışıyla, geçmişte dikkat çekmeyen bu hastalık, kırıklara neden olarak bireylerin hayat kalitesini de etkilediğinden, giderek dikkat çekmiş, önem kazanmıştır. Ağır bedensel aktivitelerin azalması, ortalama ömrün uzaması, insanların daha ince ve narin görünme isteği bu hastalığın sıklığını ve önemini artırmıştır.</p>
<p><strong>Osteoporoz nasıl oluyor?</strong><br />
Kemik devamlı olarak yapılan ve yıkılan, kendini yenileyen bir organdır. Gençlerde kemik yapımı, yıkımına eşittir. Yaş ilerledikçe giderek yıkım, yapımdan daha fazla olur ve kemik kitlesi azalır. Kadınlarda östrojen denilen hormon kemiklerin yıkımını önlemektedir. Adetten kesilmeyle (menopoz), bu hormon azaldığından kemik yıkımı artar. Çocuk ve genç erişkin, yeterli kalsiyum almıyor, güneş ışınlarına yeteri kadar maruz kalmıyorsa, kemik kitlesi azdır. Mevcut kemik kitlesi menopoz sonrası dönemde kolaylıkla kaybedilir. Osteoporoz için kalıtsal bir yatkınlık da vardır, hatta bazen bu yatkınlık çevresel ve hayat tarzı ile ilgili faktörlerden daha önemlidir.</p>
<p><strong>Menopozun hangi devresi osteoporoz için önemlidir?</strong><br />
Kemik kaybı, menopozun ilk 5 yılında en fazladır. Sonraki yıllarda kemik kayıp hızı azalarak devam eder.</p>
<p>Cerrahi veya doğal menopozda, osteoporoz gelişme riski farklı mıdır?<br />
Ameliyatla yumurtalıkları alınan ve hormon tedavisi almayan kadınlarda ve menopoza erken giren kadınlarda osteoporoz riski yüksektir.</p>
<p><strong>Osteoporozun bana zararı ne olabilir?</strong><br />
Osreoporoz kemikleri kolay kırılabilir yapar, kalçanın veya omurların kolaylıkla kırılmasına, boy kısalmasına, kamburlaşmaya, sırt ağrılarına, göğüs kafesinin şekil değişikliğine ve hacminin azalmasına neden olur. Küçülmüş göğüs kafesi kalp ve akciğerin normal çalışmasını engeller. Kalça kırıkları ameliyat gerektirir, ameliyat sonrası kemiğin kaynaması da zordur. Kaynamayan kemikler, hastanın yürüyememesine, başkalarına bağımlı olmasına ve hareketsizliğe neden olarak kemiğin daha da erimesine neden olur.</p>
<p><strong>Osteoporozum var mı? Nasıl anlayabilirim?</strong><br />
Kemik kitlesi, 10-15 dakika gibi kısa bir sürede ölçülebilir. Ölçüm, ağrı veya herhangi bir rahatsızlığa neden olmaz. Osteoporoz ilerlediği zaman düz röntgen filmlerinde de görülebilir. Hastalığın yada tedavinin ilerlemesini görmek için kemik yoğunluğu ölçülmelidir. Kemik dansitometresinin yanında mutlaka düz röntgen filmleride çektirilmelidir.</p>
<p><strong>Osteoporozu kolaylaştıran faktörler nelerdir?</strong><br />
Kalsiyum eksikliği, D vitamini eksikliği, sigara içilmesi, fazla alkol alınması, bazı ilaçlar, aşırı kafein alınması kemik yapan hücrelere zararlıdır. Bazı hastalıklar, hareketsiz yaşantı kemik erimesi riskini artırır.</p>
<p>Osteoporoz kadınlarda erkeklere, ince yapılılarda şişmanlara ve kısa boylularda uzun boylulara göre daha çok görülür.</p>
<p>Sigara ile osteoporozun ilişkisi nedir?<br />
Sigara kemik yapan hücreler için zararlıdır, kemik erimesi yapar. Sigara miktarı ve kullanım süresi ile kemik kitlesi kaybı orantılıdır. Sigara içen kadınlarda menopoz da daha erken olur.<br />
<img src="http://www.turanuslu.com/wp-content/uploads/osteoporozegzersizleri.gif" alt="osteoporozegzersizleri.gif" /><br />
<strong>Osteoporoz ve Egzersiz</strong></p>
<p>Fiziksel aktivite kemik kitlesini artırır. Hareketsiz veya yatağa bağımlılarda kas kitlesiyle birlikte kemik kitlesi de azalır. Osteoporozlularda düzenli egzersiz kemik kitlesini artırır.</p>
<p>Gıdalarda Kalsiyum var mıdır? Yoksa ilac olarak mı alınmalıdır?<br />
Süt ve sütten yapılmış gıda maddelerinin kalsiyum içeriği yüksektir. Her gün belirli miktarlarda, çocukluktan itibaren tüketilmelidir. Yaşlılar, iyi beslenemediğinden kalsiyum, ilaç olarak günde 1-1.5 gr olarak alınmalıdır. Ayrıca menopoz ve emzirme döneminde ilave kalsiyum alınabilir.</p>
<p><strong>D vitamininin osteoporozda önemi nedir?</strong><br />
Kalsiyumun barsaktan emilebilmesi için D vitamini gereklidir. Derimizde mevcut aktif olmayan D vitamini, güneş ışınları ile aktif hale geçer. Güneşe yeterli maruz kalmamışlarda, D vitamini eksikliği olur, kalsiyum barsaktan emilemez. Güneş ışığının az olduğu ülkelerde süt, D vitamini ilave edilerek satılmaktadır. Bazı ülkelerde (Suudi Arabistan ve İran gibi) geleneksel olarak vücudun her tarafının giysi ile kapatılması, kadınları da D vitamini eksikliğine sebep olarak osteoporozun kadınlarda çok erken yaşlarda görülmesine neden olmaktadır. Yaşlıların evden fazla çıkmamaları sonucu, güneşe maruz kalamamaları, osteoporozu daha da kolaylaştırır.</p>
<p><strong>Osteoporoz sadece kadınlarda mı olur?</strong><br />
Osteoporoz erkeklerde de görülür. Erkeklik hormonu kemikleri erimeye karşı korumasına karşın, 60 yaşına ulaşmamış erkeklerin % 10&#8242; unda da osteoporoz vardır. 65 yaş sonrasında ise risk kadınlardaki kadardır. Risk faktörleri olanlar, yaygın kemik ağrıları olduğunda osteoporoz olup olmadığının anlaşılması için doktorlarına başvurmalıdır.</p>
<p><strong>Osteoporoz tanısı konanlarda tedavi ile kemikler normale dönebilir mi?</strong><br />
Osteoporotik kemikler, genellikle mevcut tedavilerle tam normale dönemeyebilir. Fakat kaçınılmaz olan kemik kaybı, tedavi ile durdurulabilir, hatta bazen bir miktar kemik kazanılır. İlaç tedavisi ve düzenli egzersiz ile kemik kitlesi artırılır, ayrıca düşmelerin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması kırık riskini önemli ölçüde azaltır.</p>
<p><strong>Osteoporozlu hastalarda kırıklar en sık nerede olur ?</strong><br />
Osteoporozdan en fazla etkilenen kemikler omurga, kalça, el bilek ve omuz kemikleridir, kırıklar en sık bu kemiklerde olur. El bileği ve omurga kırıklarının tedavisi oldukça kolaydır ancak kalça kırıklarının ölüme bile yol açan ciddi komplikasyonları vardır.</p>
<p>Osteoporozlu hastaların düşme, çarpma gibi bir neden olmadan da kırıkları olabilir mi?<br />
Nadiren belirgin bir neden olmaksızın veya şiddetli olmayan düşme ve çarpmalarla osteoporotik kemikler kırılabilir. Özellikle omurga kırıkları bazen hiçbir sebep yokken olur ve hiçbir belirti vermez.</p>
<p><strong>İlerde osteoporotik olmamak için ne yapmalıyım?</strong></p>
<p>* Çocukluktan itibaren kalsiyumdan zengin diyet, menopozda ve yaşlılıkta diyete ek kalsiyum alın.<br />
* Yürüyüş, merdiven çıkma, yüzme gibi egzersizler yapın. Haftada enaz 3 gün sert adımlarla 30-45 dk yürüyün.<br />
* Ağırlık taşımanın da faydasıı vardır. Onun için, çarşı filelerinizin bir kısmını, eğer sağlığınızı bozmayacaksa (kalp hastalığı gibi) kendiniz taşıyın.<br />
* Güneşli günlerde, açık havada cildinizi güneşe maruz tutun.<br />
* Sigara, alkol ve kemik yıkımını artıran ilaçlar kullanmaktan kaçının.<br />
* Menopoza girince, almanız sakıncalı değilse uzun süreli (5-10 yıl) hormon tedavisi kullanın.<br />
* Kortizon, heparin, antiepileptik gibi ilaçlar kullanırken bir uzmandan yardım alın.<br />
* Kemik metabolizmasını etkileyen hastalığınız varsa uygun ve erken tedavisini sağlayın.</p>
<p>Menopoza girmek üzere veya menopozda olanlar nasıl tedavi otmalıdır?<br />
Menopoza girildiğinde doktorunuzla hormon tedavisinin sizin için uygun olup olmadığını tartışın. Bu konuda bir jinekolog veya endokrinolog tan yardım alabilirsiniz.</p>
<p>Bugün için hormon tedavisindeki yaklaşımla, rahim kanseri olma olasılığını ortadan kaldırmıştır. Fakat meme kanseri yapma oranı düşük de olsa vardır. Hormon tedavisi kalp hastalığından ve erken bunamadan kadını korur. Meme kanseri olma korkusu ile hormon almama sonucu oluşacak sağlık sorunları çok fazladır. Çünkü hormon tedavisi olmayan kadınların enfarktüsten ölme riskleri, meme kanserinden ölme riskinden daha yüksektir.</p>
<p><strong>Osteoporoz tedavisinde amaç nedir?</strong><br />
Osteoporoz tedavisinde amaç mevcut kemik kitlesinin korunması veya artırılması, kırıkların önlenmesi ve varsa tedavisidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/osteoporoz-kemik-erimesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>30</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik Egzersizleri</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/gebelik-egzersizleri/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/gebelik-egzersizleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 01:13:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof.Dr. Turan USLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik Rehabilitasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[anne sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik egzersizleri]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik egzersizleri]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte egzersiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/gebelik-egzersizleri/</guid>
		<description><![CDATA[Egzersizlerde Dikkat Edilmesi Gerekenler:
* Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında bol sıvı alın.
* Sıcak ve çok soğuk ortamlar uygun değildir. Ama özellikle sıcak ortamlarda egzersiz yapmayın.
* ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Egzersizlerde Dikkat Edilmesi Gerekenler:</strong></p>
<p>* Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında bol sıvı alın.<br />
* Sıcak ve çok soğuk ortamlar uygun değildir. Ama özellikle sıcak ortamlarda egzersiz yapmayın.<br />
* Egzersizlere düşük şiddetten başlanmalıdır.<br />
* Mutlaka ısınma ve soğuma bölümleri içermelidir. Egzersizlere başlamadan evvel ve bittikten sonra derin solunum ve gevşeme egzersizleri de yapılmalıdır.<br />
* Egzersizler yapılırken normal nefes alınıp verilir.<br />
* Bitkinlik noktasına kadar yapılan egzersizler hem anne hem de bebek için zararlıdır.<br />
* Hamilelik sırasında sırtüstü yatıp egzersiz yapmayınız.<br />
* Egzersizler haftada 3 kez tercih edilmektedir.<br />
* Balistik hareketlerden kaçınılmalıdır (zıplama, hoplama hareketleri).<br />
* Eklemler son hareket noktalarına zorlanmamalıdır.<br />
* Normal egzersizler öncesi 5 dakika ısınma yapılmalıdır.<br />
* Hiçbir zaman kalp atım sayısı 140 üzerinde olmamalıdır.<br />
* Vücut ısınız 38 dereceyi geçmemelidir.<br />
* Hemoroid veya bel ağrısı hissedilirse ara verilir.<br />
<span id="more-166"></span><br />
<strong>Doğum Öncesi Egzersizleri (Gebelik &#8211; Hamilelik Egzersizleri)</strong><br />
Gebelik ve doğum yalnızca kadınlara özgü harikulade bir deneyimdir. Bu süreç kendine has problemleri getirse de bebeğinizi kollarınıza aldığınızda herşeyi unutursunuz. Bebeğinize bakar, onun üstüne titrerken kendinizi de ihmal etmemelisiniz. Bunun için dengeli beslenmeye, dinlenmeye ve düzenli uyumaya dikkat ediniz. Gebelikte yapılan egzersizlerin anne ve bebek için emniyetli olması gerekir. Gebelikte yapılan egzersizlerde güvenlik sınırına dikkat edilerek orta şiddette düzenli olarak yapılan egzersizler kalp damar sistemini destekler kas iskelet sistemi rahatsızlıklarını en aza indirir. Tüm egzersizlerde amaç yorulmak değil hamlamış kasları harekete geçirmektir.</p>
<p>Gebelikte egzersiz programına başlamadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçip egzersize engel olabilecek bir durumun olup olmadığı belirlenmelidir.</p>
<p>Genellikle egzersizlere 12. hafta (3. ayda) başlanılır.</p>
<p>Doğum öncesi egzersizleri hafif olmalı ama egzersizler mutlaka düzenli yapılmalı. Uzun vadeli dönemde mutlaka faydasını görürsünüz. Her egzersiz seansı 10 –15 dakikalık ısınma ile başlamalı ve 10-15 dakikalık soğuma ile bitmelidir. Gebelikte germe egzersizlerini önermiyoruz. Gebeler sıcak ortamlarda egzersiz yapmaktan mutlaka kaçınmalıdır.</p>
<p>İyi postür ve güçlü kaslar ile gebelikte bel ağrısı olmasını azaltabilirsiniz. Gebelikte yapılan düzenli egzersizlerin vücut ağırlığı, vücut yağ oranı, kemik yoğunluğu, kas tonusu, kas-iskelet sistemi ve mesane fonksiyonlarına pozitif etkisi vardır. Düzenli ve doğru yapılan egzersizlerle kas tonusu artar, dayanıklılığınız artar. Enerjinize ve vücut imajınıza pozitif etkilidir. Düzenli egzersizlerle gerilen ve zorlanan bacak arası kaslarımızı güçlendirerek rahim sarkmalarını önler ve mesanenin normal kontrolüne yardımcı olabiliriz. Bu bölgenin kasları zayıf kalırsa öksürürken veya gülerken idrarı kontrol etmek güçleşebilir.</p>
<p><strong>Yürüyüş</strong></p>
<p>* Gebelikte yürüyüş en çok tercih edilen egzersizlerdendir.<br />
* Daima yavaş yürüyerek birkaç dakika ısınarak başlayın.<br />
* Doğal yürüyüşünüzle yürüyün.<br />
* Elleriniz yanda doğal olarak sallansın.<br />
* Yürüyüşünüzün bitiminde 2-3 dakika soğuma döneminde yavaşlayın.<br />
* Doğru ayakkabı.</p>
<p>Spor ayakkabıları yürüyüş için en iyisidir. Tabanı yumuşak darbeleri emici, iç tabanı destekli, parmak bükülen kısmı esnek, ayağınızı tam kavrayan ve topuk destekli yürüyüş için yapılmış özel hafif ayakkabılar idealdir. Ama rahat ve tam oturan ayakkabınızı da kullanabilirsiniz. Ayaklarınızı korumak için mutlaka çorap giyin. Tırnaklarınızın doğru kesilmesine dikkat edin.</p>
<p><strong>Spor</strong><br />
Her türlü temas sporundan kaçınılmalıdır. Erken doğum öyküsü, erken membran rüptürü, plesenta previa ve çoğul gebeliklerde spor sakıncalıdır. Spor yaparken mutlaka rekabetten kaçınılmalıdır. Hormonların etkisiyle eklem bağları hamilelikte gevşediği için yaralanma riski artmıştır. Gebelik öncesi rahatlıkla yapılan sporlarda bile yaralanma riski artmış olduğu için daha dikkatli olunmalıdır.</p>
<p><strong>Pelvik tilt</strong><br />
Bütün gebelik süresince pelvik tilt yapılabilir ,bu egzersiz karın kaslarını güçlendirir. Ayakta dururken bacaklarınızı omuz genişliğiniz kadar açın. Dizlerinizi hafifçe bükün Kalça ve karın kaslarınızı yavaşça kasmaya başlayın bu sırada pubisi öne ve yukarı doğru kaldırın. Son noktada 10 saniye bekleyin ve geriye tamamen gevşeyin.Bu egzersiz yatarak yapılabilirse de ayakta yapmanız tercih edilir.</p>
<p><strong>Solunum egzersizleri</strong><br />
Gebelikte metabolizma artışı ile oksijen gereksiimi de artmaktadır. Bebek büyüdükçe annenin ve karnındaki bebeğin oksijen ihtiyacı artar. Solunum egzersizleri yaparak daha fazla oksijen almayı başarabilirsiniz.</p>
<p>Ağız kapalı olarak nefes alın açıkken soluk verin. Hiç bir zaman acele soluk almayın. Derin ve acele etmeden nefes alıp ciğerlerinizi daha çok hava ile doldurun. Düzenli olarak ve yavaşça soluk alıp verin. Nefes verirken iç geçirme gibi ses çıkarın. Bu işlemi yaparken eşiniz veya arkadaşınız yardımcı olabilir. Gebelikte öğrenilen gevşeme teknikleri vesolunum egzersizleri doğum ağrıları sırasında nefes almada size yardımcı olur.</p>
<p>Ayak egzersizleri Varis ve pıhtı oluşumunu azalttığı için ayak egzersizlerini tüm gebelik boyunca düzenli olarak yapınız. Ayak parmaklarınızı yukarı çekip bir kaç saniye gerili tutun sonra tam tersineaşağı büküp birkaç saniye bükülü tutun. Bu hareketleri ve son noktada germeyi yavaş fakat ritmim yapın. Daha sonra ayak bileğinizi sağa ve sola daireler çizdirin. Bu egzersiz bütün gebelik süresince yapılabilir.<br />
Kanat egzersizi<br />
Bütün gebelik süresince kanat egzersizleri yapılabilir, bu egzersiz sırt kaslarını güçlendirir. Ayakta dururken bacaklarınızı omuz genişliğiniz kadar açın. Dirsekler hafif bükülü durulur. Dirsekler arkaya doğru birbirine yaklaştırılır ve son noktada birkaç saniye tutulur.</p>
<p><strong>Kegel egzersizleri</strong></p>
<p>* İdrar yaparken idrarınızı tutun. Beşe kadar sayıp sonra bırakın.<br />
* Dizler bükülü sırtüstü yatın, kalçalarınızı kasıp sıkıştırın, 5 saniye kasılı kalıp bırakın.<br />
* Dizler düz sırtüstü yatın, kalçalarınızı kasıp sıkıştırın, 5 saniye kasılı kalıp bırakın.<br />
* Bu hareketi duvara dayanarak ayakta yapın.<br />
* Dizler bükülü sırtüstü yatın. Egzersiz topunu dizlerin birbirlerine değen yan kısmına koyup sıkın 5 sanıye sıkıp gevşeyin. Bu hareketi sağ ve sol yan olarak da yapın. Egzersiz topunu üst bacakların arasına alıp 5 saniye bastırın ve gevşeyin.<br />
* Egzersizlerinizi günde kaç kez yapacağınız, terar sayıları ve şiddeti doktorunuz tarafından belirlenir.</p>
<p>Aşağıdaki belirti ve bulgular olursa egzersiz yapmayı hemen kesin ve doktorunuzla irtibat kurun</p>
<p>* Ağrı<br />
* Rahimde kasılma (15 dakikadan sık)<br />
* Kanama<br />
* Amnios sıvısının gelmesi<br />
* Bayılma hissi<br />
* Nefes darlığı<br />
* Çarpıntı<br />
* Görme bozukluğu<br />
* Kol veya bacakta uyuşma<br />
* Bebeğin hareketinde azalma<br />
* Yürüme güçlüğü</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/gebelik-egzersizleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Bel Ağrıları</title>
		<link>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/gebelikte-bel-agrilari/</link>
		<comments>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/gebelikte-bel-agrilari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 01:11:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof.Dr. Turan USLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bel Ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik Rehabilitasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[bel ve kalça yükseltme]]></category>
		<category><![CDATA[çömelme egzersizleri]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte bel ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik egzersizleri]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik rehabilitasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte bel ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turanuslu.com/gebelikte-bel-agrilari/</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik (Hamilelik) ilerledikçe büyüyen uterusun etkisiyle vücudun ağırlık merkezi değişir. Buna bağlı olarak belde bulunan tüm kasların yükü artar. Bunun yanında başta pelvis kemiklerinde yeralan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik (Hamilelik) ilerledikçe büyüyen uterusun etkisiyle vücudun ağırlık merkezi değişir. Buna bağlı olarak belde bulunan tüm kasların yükü artar. Bunun yanında başta pelvis kemiklerinde yeralan eklemler olmak üzere tüm eklemlerde hormonların etkisiyle doğuma hazırlık yapmak üzere gevşeme meydana gelir. Tüm bunlar anne adaylarında belağrısı şikayetlerinin sık yaşanmasına neden olur.<span id="more-165"></span> Belağrısı şikayetlerini daha az yaşamak için sizin kendi kendinize alabileceğiniz çok etkili önlemler var:<br />
<strong>Ayakkabı kullanımı: </strong>Tüm gebelik döneminiz boyunca alçak topuklu ayakkabılar tercih etmelisiniz. Hem yüksek topuklu, hem de topuksuz ayakkabılar bel kemiklerini birbirine bağlayan ligamentlerin (bağların) üzerine binen yükü artırarak belağrısı şikayetlerini artırabilirler.</p>
<p>Doğru bir postür (&#8220;duruş şekli&#8221;) ve kaslarınız: Vücudunuza &#8220;doğru&#8221; şekil vermek, omurga ve belde yeralan kemiklere, kaslara ve ligamentlere (bağlara) ağırlığın eşit bir şekilde dağıtılması açısından çok önemlidir. Doğru bir duruş şekli, kamburunuzu çıkarmadan, ya da omuzlarınızı gereğinden fazla yükseltmeden ve arkaya atmadan oluşan doğal duruş şeklidir. Bu duruş şeklinde &#8220;göbeğinizin&#8221; çıkmasına serbestlik tanımalı ve vücudunuzdaki tüm kaslara ve özellikle belden yukarıda yeralan kaslarınızın gereksiz yere kasılmasını engelleyecek bir şekil vermelisiniz. Şu andan itibaren günün belli saatlerinde ayakta dururken, yürürken, otururken ya da yatarken tüm vücut kaslarınızı teker teker bilinçli olarak gözden geçirin ve hangilerinin gereksiz yere kasılı olduğunu anlamaya çalışın. Gereksiz yere kasılı duran kaslar belağrısı dışında yorgunluk, gerginlik hissi, sırt ağrıları ve uykusuzluğa da neden olabilirler.</p>
<p>Bedeninizin taşıyabileceğinden daha ağır nesneler kaldırmamalı, yerden bir nesne alırken vücudunuzu belinizden değil dizlerinizden bükmelisiniz.</p>
<p>Bel kaslarınızı güçlendirmek ve belağrısını azaltmak için yapabileceğiniz egzersizler:</p>
<p><strong>1-Çömelme egzersizleri:</strong> bu egzersizler hem bel ve bacak kaslarınızı hem de doğum yaparken kullanacağınız kasları güçlendirmenize yardımcı olur.<br />
<img src="http://www.turanuslu.com/wp-content/uploads/hamilelik-comelme.JPG" alt="hamilelik-comelme.JPG" /><br />
Resimde gördüğünüz gibi ayaktayken bir sandalye ya da başka bir sabit nesneden ellerinizle destek alın. Topuklarınızın üzerinde yavaş yavaş çömelin ve çömelme esnasında bacaklarınızı birbirinden hafifçe ayırın. Bu esnada ayak tabanınızın yere tümüyle basmasına dikkat edin. Daha önceden yere koyduğunuz bir nesneyi bu şekilde eğilerek yerden alın ve yine yavaşça doğrularak başlangıçtaki pozisyona dönün. Bu egzersizi her seferinde yorulduğunuzu hissedene kadar (örnek: her seferinde 6-10 kez), günde üç kez uygulayabilirsiniz.</p>
<p><strong>2-Bel ve kalça yükseltme egzersizleri:</strong> Aşağıdaki egzersizler belinizde bulunan kas ve ligamentlerin (bağların) esnekliğini artırmak yanında karın kaslarınızı da güçlendirir. Bu da bel ağrınızı gidermesi yanında, vücut şeklinizin &#8220;düzelmesine&#8221; önemli katkılarda bulunur.</p>
<p><strong>a-ayakta bel ve kalça yükseltme:</strong> sağlam bir yerden (koltuk, sandalye) destek alın. Destek aldığınız yerin yarım metre gerisinde durun ve şekilde görüldüğü gibi dirseklerinizi dik tutarak egzersize başlayın. Kalçanızı kademeli bir şekilde arkaya doğru hareket ettirirken dizlerinizi hafifçe bükün ve karın kaslarınızı gevşetin. Bu konumda birkaç saniye kaldıktan sonra şimdi de belinizi öne doğru almaya başlayın ve sanki biri sizi aşağıdan (kalçalarınızdan) yukarıya kaldırmaya çalışıyormuş gibi kalçanızı yükseltin. Bu pozisyonda da birkaç saniye kaldıktan sonra egzersizin başına dönün.<br />
<img src="http://www.turanuslu.com/wp-content/uploads/belkalcayukselme.JPG" alt="belkalcayukselme.JPG" /><br />
<strong>b-yatar konumda bel ve kalça yükseltme:</strong> Bu egzersizi şimdi de yatar konumdayken uygulayın. Yere uzandıktan sonra dizlerinizi şekildeki gibi bükün ve bel ve karın kaslarınızı kullanarak belinizi yerden yükseltin, bu konumda birkaç saniye kalın ve tekrar istirahat konumuna dönün.<br />
<img src="http://www.turanuslu.com/wp-content/uploads/yatarbelkalcayukselme.JPG" alt="yatarbelkalcayukselme.JPG" /><br />
<strong>c-diz-dirsek pozisyonuda bel ve kalça yükseltme:</strong> Kollarınız ve bacaklarınızı üzerinde şekildeki gibi çömelin. Bu esnada dirsekleriniz bükülmemeli ve bacaklarınız hafifçe aralanmış olmalıdır. Nefes alırken karın kaslarınızın yardımıyla belinizi şekildeki gibi aşağı çekerek bir kavis verin. Nefesinizi birkaç saniye tuttuktan sonra nefesinizi verirken belinizi yeniden orijinal konumuna getirin.<br />
<img src="http://www.turanuslu.com/wp-content/uploads/dizdirsekbelkalcayukselme.JPG" alt="dizdirsekbelkalcayukselme.JPG" /><br />
Bu 2. grupta yeralan egzersizleri de her seferinde yorulduğunuzu hissedene kadar (örnek: her seferinde 6-10 kez), yine günde üç kez uygulayabilirsiniz.</p>
<p>Bu egzersizler esnasında olağandışı bir ağrı ya da başka bir sorun yaşarsınız doktorunuza başvurunuz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turanuslu.com/2008/05/07/gebelikte-bel-agrilari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

